İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
alacaklı geçici hesa..
açık havada kurulan ..
belli bir olay için ..
bir hacir durumun ge..
bir hakkın geçici ol..
bir hükmün ifasını g..
bir hükmün infazına ..
birini geçici olarak..
birini geçici olarak..
birinin hesabına geç..
bir mahkeme kararını..
bir otomobile verile..
bir tür geçici mahke..
BM Lübnan Geçici Bar..
borçlu geçici hesapl..
derme çatma geçici k..
elektronik üzerindek..
geçici / muvakkat eh..
geçici adres
geçici akil hastalığ..
geçici akıl hastalığ..
geçici akıl muvazene..
geçici akım
geçici anlaşma
geçici antlaşma
geçici ara verme
geçici artış
geçici arzu
geçici bir sure gölg..
geçici bütçe
geçici dalga
geçici depolama
geçici değil
geçici dürüm
geçici görev
geçici hesap
geçici heves
geçici hükümet
geçici hükümler
geçici ihracat
geçici ihracat eşyas..
geçici ilgi / ilişki
geçici istek
geçici ithalat
geçici ithalat reji..
geçici işçi
geçici kabul
geçici kütük
geçici lehçe
geçici madde
geçici maluliyet
geçici mezuniyet bel..
geçici muafiyet
geçici olarak
geçici olaylar
geçici olma
geçici olmak
geçici personel
geçici sigorta makbu..
geçici süre
geçici takipne
geçici teminat
geçici teminat mektu..
geçici vergi
geçici yönetim
geçici çözüm
geçici öğretmen
geçici üyeler
çalıştırmak için geç..
 
geçiciadd into favorites
TR    

temporary, provisional, temporal, casual, volatile, transient, makeshift, ad interim, transitory, interlocutory, interim, impermanent, jury, palliative, momentary, fugitive, fugacious, ephemeral, deciduous, extrinsic, fading, fortuitous, flying, passing, pro forma, adinterim, mortal, transitional, contagious, tentative, Band-aid, provisory, stopgap, suspension, temp, curable, temporary, transitory, transient, passing, makeshift, provisional, short-lived, ephemeral; contagious, infectious, interim, temporary, passing, ephemeral, fleeting, temporary, transitory, transient, temporary , tentative, temporary, provisional, interim, contagious, infectious, transience, provo, ad hoc, band aid, caduceus, preliminary, caducity, accidental, caducous, nonpermanent, tempore, semipermanent,

1 temporary  sıfat     ts
2 provisional     ts
3 temporal     ts
4 casual  sıfat     ts
5 volatile  sıfat     ts
6 transient     ts
7 makeshift     ts
8 ad interim     ts
9 transitory     ts
10 interlocutory  sıfat     ts
11 interim  sıfat     ts
12 impermanent  sıfat     ts
13 jury  sıfat     ts
14 palliative  sıfat     ts
15 momentary  sıfat     ts
16 fugitive  sıfat     ts
17 fugacious  sıfat     ts
18 ephemeral  sıfat     ts
19 deciduous  sıfat     ts
20 extrinsic  sıfat     ts
21 fading  sıfat     ts
22 fortuitous  sıfat     ts
23 flying  sıfat     ts
24 passing  sıfat     ts
25 pro forma     ts
26 adinterim     ts
27 mortal     ts
28 transitional  Sosyoloji, Toplumbilim     ts
29 contagious     ts
30 tentative     ts
31 Band-aid     ts
32 provisory  sıfat     ts
33 stopgap     ts
34 suspension  isim     ts
35 temp     ts
36 curable  sıfat     ts
37 temporary, transitory, transient, passing, makeshift, provisional, short-lived, ephemeral; contagious, infectious     ts
38 interim, temporary  Hukuk     ts
39 passing, ephemeral, fleeting, temporary, transitory, transient     ts
40 temporary , tentative     ts
41 temporary, provisional, interim     ts
42 contagious, infectious     ts
43 transience     ts
44 provo     ts
45 ad hoc     ts
46 band aid  sıfat     ts
47 caduceus  Kanun     ts
48 preliminary  Bilgisayar     ts
49 caducity     ts
50 accidental     ts
51 caducous     ts
52 nonpermanent     ts
53 tempore     ts
54 semipermanent     ts
More results

MUVAKKAT, PALYATİF, Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen, yolcu, Kısa ve belli bir süre için olan, geçeğen, muvakkat, palyatif, Çok sürmeyen, Kısa ve belli bir süre için olan, geçeğen, muvakkat, palyatif:"Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım?"- H. E. Adıvar, Bulaşan, bulaşıcı, Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu:"Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor."- C. Şehabettin, Çok sürmeyen:"Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim."- P. Safa,

55 MUVAKKAT  Hukuk     ts
56 PALYATİF  Hukuk     ts
57 Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen, yolcu     ts
58 Kısa ve belli bir süre için olan, geçeğen, muvakkat, palyatif     ts
59 Çok sürmeyen     ts
60 Kısa ve belli bir süre için olan, geçeğen, muvakkat, palyatif:"Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım?"- H. E. Adıvar     ts
61 Bulaşan, bulaşıcı     ts
62 Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu:"Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor."- C. Şehabettin     ts
63 Çok sürmeyen:"Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim."- P. Safa     ts
 


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada geçici kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. geçici kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan geçici kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.