bread, plant, board, sow, of bread, tame, stand somebody up, spread, set, sprinkle, the staff of life, muffin, loaf, inseminate, set out, crop, slang to lose (something). ekip biçmek to farm. Ekmediğin yerde biter. (Konuşma Dili) He/She keeps turning up everywhere (said of a pestiferous person). ektiğini biçmek to reap what one has sown, to sow, to plant; to spread, to sprinkle; to give sb the slip, to drop, to ditch; to stand sb up, to sow, plant, (tohum) broadcast, to sprinkle (salt, sugar, powder, etc.) on, slang to stand (someone) up, deliberately to fail to meet (someone), bread and butter, caudle, cultivate, drop, slang to stop having anything to do with (someone), slang to land, give (someone) (a sock, a blow), slang to get away from (someone) (with a pretense), slang to blow, waste, throw (money) away, slang to pass, overtake, leave (someone, something) behind, outdistance, husband, planting, sowing, sprinkling, semination, implantation, implant,
1
bread
ts
2
plant
ts
3
board
ts
4
sow
ts
5
of bread
ts
6
tame fiil
ts
7
stand somebody up
ts
8
spread
ts
9
set fiil
ts
10
sprinkle fiil
ts
11
the staff of life
ts
12
muffin
ts
13
loaf
ts
14
inseminate fiil
ts
15
set out
ts
16
crop fiil
ts
17
slang to lose (something). ekip biçmek to farm. Ekmediğin yerde biter. (Konuşma Dili) He/She keeps turning up everywhere (said of a pestiferous person). ektiğini biçmek to reap what one has sown
ts
18
to sow, to plant; to spread, to sprinkle; to give sb the slip, to drop, to ditch; to stand sb up
ts
19
to sow, plant
ts
20
(tohum) broadcast
ts
21
to sprinkle (salt, sugar, powder, etc.) on
ts
22
slang to stand (someone) up, deliberately to fail to meet (someone)
ts
23
bread and butter
ts
24
caudle
ts
25
cultivate
ts
26
drop
ts
27
slang to stop having anything to do with (someone)
ts
28
slang to land, give (someone) (a sock, a blow)
ts
29
slang to get away from (someone) (with a pretense)
ts
30
slang to blow, waste, throw (money) away
ts
31
slang to pass, overtake, leave (someone, something) behind, outdistance
Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak:"Lâle ile Günnur kendilerini ektiğim için müthiş içerlemişler."- H. Taner, HUBZ, MA'NE, EBU CABİR, nanıaziz, nan, Boşuna harcamak, ziyan etmek, Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak, Çeşitli tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, saçta veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek, İnsanı geçindirecek iş, kazanç, Yemek, aş, Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek, Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek:"Çıplak bir alan, çevre okulları öğrencilerinin eliyle ektiği bin çam fidanı ile şenleniverdi."- H. Taner, Yemek, aş:"Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse."- T. Buğra, Çeşitli tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, saçta veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek:"Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş."- Y. Z. Ortaç. İnsanı geçindirecek iş, kazanç:"Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi."- N. Cumalı, Toprağı ekip biçmek için kullanmak:"Ancak senede otuz dönüm ekebiliyor."- M. Ş. Esendal, Serpmek, Yarışta geçmek, Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek, Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak, Toprağı ekip biçmek için kullanmak, Ekmek işi, Anadan doğma kör,
39
Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak:"Lâle ile Günnur kendilerini ektiğim için müthiş içerlemişler."- H. Taner
ts
40
HUBZ
ts
41
MA'NE
ts
42
EBU CABİR
ts
43
nanıaziz
ts
44
nan
ts
45
Boşuna harcamak, ziyan etmek
ts
46
Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak
ts
47
Çeşitli tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, saçta veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek
ts
48
İnsanı geçindirecek iş, kazanç
ts
49
Yemek, aş
ts
50
Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek
ts
51
Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek:"Çıplak bir alan, çevre okulları öğrencilerinin eliyle ektiği bin çam fidanı ile şenleniverdi."- H. Taner
ts
52
Yemek, aş:"Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse."- T. Buğra
ts
53
Çeşitli tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, saçta veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek:"Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş."- Y. Z. Ortaç. İnsanı geçindirecek iş, kazanç:"Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi."- N. Cumalı
ts
54
Toprağı ekip biçmek için kullanmak:"Ancak senede otuz dönüm ekebiliyor."- M. Ş. Esendal
ts
55
Serpmek
ts
56
Yarışta geçmek
ts
57
Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek
ts
58
Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada ekmek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. ekmek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan ekmek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.