İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
arkaya dayanmak / ya..
baskıya dayanmak
birine dayanmak / ta..
birinin yetkisine da..
bir içtihada dayanma..
bıçak kemiğe dayanma..
daha fazla dayanmak
daha uzun dayanmak
daha çok dayanmak
daha çok olaylara da..
dayanmak (bir duruma..
dayanmak (bir şeye)
dirseğine dayanmak
doğru olduğu varsayı..
esasına dayanmak
felakete dayanmak
gerçeklere dayanmak
geçmişe dayanmak
hava etkilerine karş..
her türlü aşınmaya d..
ifadelere dayanmak
iyi dayanmak
kapıya dayanmak
kemiğe dayanmak
kişisel yetkisiyle, ..
parmaklıklara dayanm..
rakamlara dayanmak
rekabete dayanmak
sonuna kadar dayanma..
soğuğa dayanmak
 
dayanmakadd into favorites
TR    

resist, endure, hold on, lean, rest, last, stand, consist, bear with, withstand, arrive, put up with, hinge on, brook, base on, stick, stand up, bear up, stand on, go on, through, rely on, hang on, take, hold one's own, hang, hold out, ground, found, bear up against, be predicated on, goon, be based on, thole, take it, sweat out, stick out, survive, tolerate, trace, count on, thru, stand foot, putupwith, wear, poser, stick it, stay, rely upon, repose on, osculate, hold, offer resistance, repose, rest against, stand the racket, stand upon, abut, see out, root in, hold up, sustain, to rely on, trust in, to be based on, be founded on, to be supported by, be buttressed by, be shored up by, to lean on/against; to lean against (something) hard (in order to move it or break it); to bear down on (something), to lean; to be based on; to resist; to endure, to bear, to bear up, to stand, to put up with; to stomach; to withstand, to hold out, to last; to push, to press, to shove; to arrive, to reach; to rely on, base on, bear, to last, endure; to weather, survive, last out, to hold out (against); to persevere, (for an undesirable situation) to affect (someone), land on (someone's) doorstep, abide by, (for food) to keep, not to spoil, to reach, get to, arrive at, to endure, bear, stand; to put up with, lean upon, base, base upon, rest on, reside in, reach, push, support, thro, hold the line, stand one's ground, press, lean on, digest, durer, defy, consist in, based on, fast, go, leak, hold fast, hinge upon, outstand, thrust, resting, resistance; endurance, resistance, leaning, state of leaning, sufferance, tolerance, endurance, osculation, leaning; endurance, suffeance, abutment, fulcrum, lasting,

1 resist  fiil     ts
2 endure  fiil     ts
3 hold on     ts
4 lean  fiil     ts
5 rest     ts
6 last     ts
7 stand  fiil     ts
8 consist     ts
9 bear with     ts
10 withstand  fiil     ts
11 arrive     ts
12 put up with     ts
13 hinge on     ts
14 brook  fiil     ts
15 base on     ts
16 stick  fiil     ts
17 stand up     ts
18 bear up     ts
19 stand on     ts
20 go on     ts
21 through     ts
22 rely on     ts
23 hang on     ts
24 take     ts
25 hold one's own     ts
26 hang  fiil     ts
27 hold out     ts
28 ground  fiil     ts
29 found  fiil     ts
30 bear up against     ts
31 be predicated on     ts
32 goon     ts
33 be based on     ts
34 thole     ts
35 take it     ts
36 sweat out     ts
37 stick out     ts
38 survive  fiil     ts
39 tolerate  fiil     ts
40 trace  fiil     ts
41 count on  Dilbilim     ts
42 thru     ts
43 stand foot  Fiili Deyim     ts
44 putupwith     ts
45 wear  fiil     ts
46 poser     ts
47 stick it     ts
48 stay  fiil     ts
49 rely upon     ts
50 repose on     ts
51 osculate  fiil     ts
52 hold  fiil     ts
53 offer resistance     ts
54 repose  fiil     ts
55 rest against     ts
56 stand the racket     ts
57 stand upon     ts
58 abut  fiil     ts
59 see out  deyim     ts
60 root in     ts
61 hold up     ts
62 sustain     ts
63 to rely on, trust in     ts
64 to be based on, be founded on     ts
65 to be supported by, be buttressed by, be shored up by     ts
66 to lean on/against; to lean against (something) hard (in order to move it or break it); to bear down on (something)     ts
67 to lean; to be based on; to resist; to endure, to bear, to bear up, to stand, to put up with; to stomach; to withstand, to hold out, to last; to push, to press, to shove; to arrive, to reach; to rely on     ts
68 base on, bear  Hukuk     ts
69 to last, endure; to weather, survive, last out     ts
70 to hold out (against); to persevere     ts
71 (for an undesirable situation) to affect (someone), land on (someone's) doorstep     ts
72 abide by     ts
73 (for food) to keep, not to spoil     ts
74 to reach, get to, arrive at     ts
75 to endure, bear, stand; to put up with     ts
76 lean upon     ts
77 base     ts
78 base upon     ts
79 rest on     ts
80 reside in     ts
81 reach     ts
82 push     ts
83 support     ts
84 thro     ts
85 hold the line  Askeri     ts
86 stand one's ground  deyim     ts
87 press     ts
88 lean on     ts
89 digest     ts
90 durer     ts
91 defy     ts
92 consist in     ts
93 based on     ts
94 fast     ts
95 go     ts
96 leak     ts
97 hold fast     ts
98 hinge upon     ts
99 outstand  Askeri     ts
100dayanma thrust     ts
101dayanma resting     ts
102dayanma resistance; endurance     ts
103dayanma resistance     ts
104dayanma leaning, state of leaning     ts
105dayanma sufferance     ts
106dayanma tolerance     ts
107dayanma endurance     ts
108dayanma osculation     ts
109dayanma leaning; endurance     ts
110dayanma suffeance     ts
111dayanma abutment  isim     ts
112dayanma fulcrum     ts
113dayanma lasting     ts
More results

Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek:"Aradan biraz daha geçince kumandan dayanamadı, söze başladı."- M. Ş. Esendal, yaslanmak, gitmek, İSTİNAD ETME, TEZELLUK, TEVEKKÜ', ASYAR, Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak, istinat etmek, Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek, Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek, Sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak, Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak, Varmak, ulaşmak, Bir yere yaslanmak, kendini dayamak, Birine, bir şeye güvenmek, istinat etmek:"Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?"- F. R. Atay, Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek:"Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler."- N. Cumalı, Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek, Kullanılışı uzun sürmek, dayanıklı olmak, Bir yere yaslanmak, kendini dayamak:"Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor."- M. Ş. Esendal, Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak, Varmak, ulaşmak:"Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor."- Y. Z. Ortaç, Yetişmek, yeter olmak, Hız vermek, Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak, Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak:"İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar."- Halikarnas Balıkçısı, Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek; istinat etmek, Dayanmak işi, irtifak,

114 Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek:"Aradan biraz daha geçince kumandan dayanamadı, söze başladı."- M. Ş. Esendal     ts
115 yaslanmak     ts
116 gitmek     ts
117 İSTİNAD ETME  Hukuk     ts
118 TEZELLUK     ts
119 TEVEKKÜ'     ts
120 ASYAR     ts
121 Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak, istinat etmek     ts
122 Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek     ts
123 Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek     ts
124 Sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak     ts
125 Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak     ts
126 Varmak, ulaşmak     ts
127 Bir yere yaslanmak, kendini dayamak     ts
128 Birine, bir şeye güvenmek, istinat etmek:"Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?"- F. R. Atay     ts
129 Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek:"Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler."- N. Cumalı     ts
130 Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek     ts
131 Kullanılışı uzun sürmek, dayanıklı olmak     ts
132 Bir yere yaslanmak, kendini dayamak:"Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor."- M. Ş. Esendal     ts
133 Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak     ts
134 Varmak, ulaşmak:"Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor."- Y. Z. Ortaç     ts
135 Yetişmek, yeter olmak     ts
136 Hız vermek     ts
137 Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak     ts
138 Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak:"İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar."- Halikarnas Balıkçısı     ts
139 Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek; istinat etmek     ts
140DAYANMA Dayanmak işi     ts
141Dayanma irtifak     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada dayanmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. dayanmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan dayanmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.