İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
'ye yol açmak
adli muzaheret davas..
adli tahkikat açmak
adımlarını açmak
akreditif açmak
aleni bir soruşturma..
aleyhinde dava açmak
aleyhine dava açmak
alternatif kredi kay..
aniden açmak
anlaşmayı imzaya açm..
anlaşmazlığa yol açm..
A PARCEL bir paketi ..
araba camını açmak
aralarını açmak
aralarını açmak / bo..
arayı açmak
arazi açmak
ardına kadar açmak
ateş açmak
avuç açmak
ayakkabıyı açmak
açmak (bavul)
açmak (delik)
ağzını açmak
ağzını havaya açmak
ağzını iyice açmak
ağız açmak
ağızıni havaya açmak
ağızını açmak
dava açmak
 
açmakadd into favorites
TR    

open, bare, fade, institute, uncover, unlock, turn on, turn, open up, to open; to uncover, to bare; to unpack; to unwind; to unroll; to unfold; to unlock, to unbar, to unlatch; (radyo, ışık vb.) to turn sth on, to switch sth on, to put sth on; (sesini) to turn up;(hamur) to roll out; (işyeri) to open sth up;(konu, tartışma, untie, spread out, site, turn up, clear up, unstop, clear, clear away, disclose, unzip, decompress, unsnarl, untangle, unseal, uncloak, throw open, unbind, unbosom, thaw, thaw out, spread, strip, switch on, unburden, uncase, unhitch, unloose, unfurl, unfold, unclose, unclothe, uncoil, unpack, acuminate, drill, commence, begin, confide, suit, put, switch, roll out, deploy, bloom, tune on, make up, clear off, wage, amplify, display, wind up, turn something on, usher, appeal, trip, get open, whet, jimmy, loose, roll, unwrap, unwind, untwine, untwist, sleave, unclog, unpin, unroll, unveil, wind, unmuffle, unmask, unfasten, unlace, unlatch, unthread, dilate, to clear away, break through (an obstruction) and open, to draw aside, lift, drop (a veil, a covering), to clear (land), break up (ground), to construct and open (a road), to open up, cut through (and make a door or window in a wall), (kangal) uncurl, (kartlarını) lead, open , power on , turn on , switch on, to open out, spread out, unfold, to set, spread (a sail); to unfurl (a flag), to widen (an interval, the space between), to explain more fully, to begin, open (war, a meeting, a conversation), to turn on, switch on, to unlock; to unbar, unlatch, to roll out (dough), to untie, undo (a knot), (iğne) unpin, (hava) clear off, expand, open out, elaborate, sharpen, bring up in conversation, ring up, undo, to disclose, to lighten (a color or the general effect of a room), evolve, flatten, inaugurate, disentangle, dehisce, denude, lay open, loosen up, set on, evoive, loosen, expose, cut, cut loose, (for a flower or leaf) to open, (for weather) to clear up, become good, slang to go away, clear out, to relieve, free (one) from embarrassment or shyness, to whet, sharpen (one's appetite), to suit, go well with (a person); to lighten (a person's complexion), to sharpen (a pencil), slang to appeal (to). Açtı ağzını, yumdu gözünü. (Konuşma Dili) He lost his temper and hollered./He flew off the handle, cleave, cave, cave in, bring up the subject, broach, disclosure, decompression, power on, undoing, inauguration, clearance, opening, deforestation, a kind of bun, spreading, switching on, extension, a clearing, opening; clearing; deforestation; a kind of bun; reduction of print pastes, a savory bun,

1 open  fiil     ts
2 bare  fiil     ts
3 fade  fiil     ts
4 institute  fiil     ts
5 uncover  fiil     ts
6 unlock     ts
7 turn on     ts
8 turn     ts
9 open up     ts
10 to open; to uncover, to bare; to unpack; to unwind; to unroll; to unfold; to unlock, to unbar, to unlatch; (radyo, ışık vb.) to turn sth on, to switch sth on, to put sth on; (sesini) to turn up;(hamur) to roll out; (işyeri) to open sth up;(konu, tartışma     ts
11 untie     ts
12 spread out     ts
13 site  fiil     ts
14 turn up     ts
15 clear up     ts
16 unstop     ts
17 clear     ts
18 clear away     ts
19 disclose     ts
20 unzip     ts
21 decompress     ts
22 unsnarl  fiil     ts
23 untangle  fiil     ts
24 unseal  fiil     ts
25 uncloak  fiil     ts
26 throw open     ts
27 unbind  fiil     ts
28 unbosom  fiil     ts
29 thaw  fiil     ts
30 thaw out     ts
31 spread  fiil     ts
32 strip  fiil     ts
33 switch on  fiil     ts
34 unburden  fiil     ts
35 uncase  fiil     ts
36 unhitch  fiil     ts
37 unloose  fiil     ts
38 unfurl  fiil     ts
39 unfold  fiil     ts
40 unclose  fiil     ts
41 unclothe  fiil     ts
42 uncoil  fiil     ts
43 unpack  fiil     ts
44 acuminate     ts
45 drill     ts
46 commence     ts
47 begin     ts
48 confide     ts
49 suit     ts
50 put     ts
51 switch     ts
52 roll out     ts
53 deploy     ts
54 bloom     ts
55 tune on     ts
56 make up  deyim     ts
57 clear off     ts
58 wage     ts
59 amplify     ts
60 display     ts
61 wind up     ts
62 turn something on     ts
63 usher     ts
64 appeal     ts
65 trip  Havacılık     ts
66 get open  Fiili Deyim     ts
67 whet  fiil     ts
68 jimmy     ts
69 loose     ts
70 roll     ts
71 unwrap  fiil     ts
72 unwind  fiil     ts
73 untwine  fiil     ts
74 untwist  fiil     ts
75 sleave     ts
76 unclog     ts
77 unpin     ts
78 unroll     ts
79 unveil     ts
80 wind     ts
81 unmuffle     ts
82 unmask     ts
83 unfasten     ts
84 unlace     ts
85 unlatch     ts
86 unthread  fiil     ts
87 dilate  fiil     ts
88 to clear away, break through (an obstruction) and open     ts
89 to draw aside, lift, drop (a veil, a covering)     ts
90 to clear (land), break up (ground)     ts
91 to construct and open (a road)     ts
92 to open up, cut through (and make a door or window in a wall)     ts
93 (kangal) uncurl     ts
94 (kartlarını) lead     ts
95 open , power on , turn on , switch on     ts
96 to open out, spread out, unfold     ts
97 to set, spread (a sail); to unfurl (a flag)     ts
98 to widen (an interval, the space between)     ts
99 to explain more fully     ts
100 to begin, open (war, a meeting, a conversation)     ts
101 to turn on, switch on     ts
102 to unlock; to unbar, unlatch     ts
103 to roll out (dough)     ts
104 to untie, undo (a knot)     ts
105 (iğne) unpin     ts
106 (hava) clear off     ts
107 expand     ts
108 open out     ts
109 elaborate     ts
110 sharpen     ts
111 bring up in conversation     ts
112 ring up     ts
113 undo     ts
114 to disclose     ts
115 to lighten (a color or the general effect of a room)     ts
116 evolve  fiil     ts
117 flatten     ts
118 inaugurate  fiil     ts
119 disentangle  fiil     ts
120 dehisce  fiil     ts
121 denude  fiil     ts
122 lay open  fiil     ts
123 loosen up     ts
124 set on     ts
125 evoive     ts
126 loosen  fiil     ts
127 expose     ts
128 cut  fiil     ts
129 cut loose     ts
130 (for a flower or leaf) to open     ts
131 (for weather) to clear up, become good     ts
132 slang to go away, clear out     ts
133 to relieve, free (one) from embarrassment or shyness     ts
134 to whet, sharpen (one's appetite)     ts
135 to suit, go well with (a person); to lighten (a person's complexion)     ts
136 to sharpen (a pencil)     ts
137 slang to appeal (to). Açtı ağzını, yumdu gözünü. (Konuşma Dili) He lost his temper and hollered./He flew off the handle     ts
138 cleave  fiil     ts
139 cave  fiil     ts
140 cave in     ts
141 bring up the subject     ts
142 broach  fiil     ts
143açma disclosure  isim     ts
144Açma decompression     ts
145Açma power on     ts
146açma undoing     ts
147açma inauguration  isim     ts
148açma clearance     ts
149açma opening     ts
150açma deforestation     ts
151açma a kind of bun     ts
152açma spreading     ts
153açma switching on     ts
154açma extension     ts
155açma a clearing     ts
156açma opening; clearing; deforestation; a kind of bun; reduction of print pastes     ts
157açma a savory bun     ts
More results

Düğümü, dolaşmış veya iliklenmiş bu durumdan kurtarmak, FAGR, KAŞ', FETTE, KEŞF, HALL, TAHLİL, KAŞT, TAYY, BAKR, NEFŞ, İFRAC, çözmek, TEFLİC, Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak, Oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak, Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak, Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak, Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak, Düğümü veya dolaşmış bir şeyi çözmek, küşad, Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek, Bir aygıtı, bir düzeni vb.ini çalışır duruma getirmek, Bir kuruluşu, bir iş yerini, bir yeri işler veya ilk defa kullanılır duruma getirmek, Çevresini genişletmek, Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek, Yarmak, Birbirinden uzaklaştırmak, Bir toplantıyı başlatmak, Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek:"Bu heykeli açmak için bir seneden beri münasip bir fırsat kollanıyordu."- R. N. Güntekin, Bir aygıtı, bir düzeni çalışır duruma getirmek, Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Çevresini genişletmek, Bir şeyi veya bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak, Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek:"Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı."- S. F. Abasıyanık, Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak:"Örtüyü açmaya mecburum."- R. H. Karay, Engeli kaldırmak, Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak:"Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı."- M. Ş. Esendal, Alışverişi başlatmak, Rengin koyuluğunu azaltmak, Ayırmak, tahsis etmek, Yapmak, düzenlemek, Görünür duruma getirmek, Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak, Geçit vermek, Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek:"Size derdimi açmaya geldim."- F. R. Atay, Savaşla almak, fethetmek, Yakışmak, güzel göstermek, Ferahlık vermek, Beğenmek, Bir konu ile ilgili konuşmak, Satranç, poker vb. oyunları başlatmak, teftih, ikame, Bir tür susamsız ve yağlı simit, Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi, Açmak işi, Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı simit, Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek, Ormandan ağaç kesme yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi, Normalden fazla pozlanmış ve geliştirme banyosundan etkilenmiş film ya da baskılardaki yoğunluğun kimyasal yöntemlerle azaltılması,

158 Düğümü, dolaşmış veya iliklenmiş bu durumdan kurtarmak     ts
159 FAGR     ts
160 KAŞ'     ts
161 FETTE     ts
162 KEŞF     ts
163 HALL     ts
164 TAHLİL     ts
165 KAŞT     ts
166 TAYY     ts
167 BAKR     ts
168 NEFŞ     ts
169 İFRAC     ts
170 çözmek     ts
171 TEFLİC     ts
172 Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak     ts
173 Oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak     ts
174 Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak     ts
175 Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak     ts
176 Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak     ts
177 Düğümü veya dolaşmış bir şeyi çözmek     ts
178 küşad     ts
179 Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek     ts
180 Bir aygıtı, bir düzeni vb.ini çalışır duruma getirmek     ts
181 Bir kuruluşu, bir iş yerini, bir yeri işler veya ilk defa kullanılır duruma getirmek     ts
182 Çevresini genişletmek     ts
183 Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek     ts
184 Yarmak     ts
185 Birbirinden uzaklaştırmak     ts
186 Bir toplantıyı başlatmak     ts
187 Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek:"Bu heykeli açmak için bir seneden beri münasip bir fırsat kollanıyordu."- R. N. Güntekin     ts
188 Bir aygıtı, bir düzeni çalışır duruma getirmek     ts
189 Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Çevresini genişletmek     ts
190 Bir şeyi veya bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak     ts
191 Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek:"Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı."- S. F. Abasıyanık     ts
192 Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak:"Örtüyü açmaya mecburum."- R. H. Karay     ts
193 Engeli kaldırmak     ts
194 Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak:"Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı."- M. Ş. Esendal     ts
195 Alışverişi başlatmak     ts
196 Rengin koyuluğunu azaltmak     ts
197 Ayırmak, tahsis etmek     ts
198 Yapmak, düzenlemek     ts
199 Görünür duruma getirmek     ts
200 Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak     ts
201 Geçit vermek     ts
202 Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek:"Size derdimi açmaya geldim."- F. R. Atay     ts
203 Savaşla almak, fethetmek     ts
204 Yakışmak, güzel göstermek     ts
205 Ferahlık vermek     ts
206 Beğenmek     ts
207 Bir konu ile ilgili konuşmak     ts
208 Satranç, poker vb. oyunları başlatmak     ts
209Açma teftih     ts
210Açma ikame     ts
211açma Bir tür susamsız ve yağlı simit     ts
212açma Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi     ts
213açma Açmak işi     ts
214açma Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı simit     ts
215açma Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek     ts
216açma Ormandan ağaç kesme yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi     ts
217açma Normalden fazla pozlanmış ve geliştirme banyosundan etkilenmiş film ya da baskılardaki yoğunluğun kimyasal yöntemlerle azaltılması     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada açmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. açmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan açmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.