open, bare, fade, institute, uncover, unlock, turn on, turn, open up, to open; to uncover, to bare; to unpack; to unwind; to unroll; to unfold; to unlock, to unbar, to unlatch; (radyo, ışık vb.) to turn sth on, to switch sth on, to put sth on; (sesini) to turn up;(hamur) to roll out; (işyeri) to open sth up;(konu, tartışma, untie, spread out, site, turn up, clear up, unstop, clear, clear away, disclose, unzip, decompress, unsnarl, untangle, unseal, uncloak, throw open, unbind, unbosom, thaw, thaw out, spread, strip, switch on, unburden, uncase, unhitch, unloose, unfurl, unfold, unclose, unclothe, uncoil, unpack, acuminate, drill, commence, begin, confide, suit, put, switch, roll out, deploy, bloom, tune on, make up, clear off, wage, amplify, display, wind up, turn something on, usher, appeal, trip, get open, whet, jimmy, loose, roll, unwrap, unwind, untwine, untwist, sleave, unclog, unpin, unroll, unveil, wind, unmuffle, unmask, unfasten, unlace, unlatch, unthread, dilate, to clear away, break through (an obstruction) and open, to draw aside, lift, drop (a veil, a covering), to clear (land), break up (ground), to construct and open (a road), to open up, cut through (and make a door or window in a wall), (kangal) uncurl, (kartlarını) lead, open , power on , turn on , switch on, to open out, spread out, unfold, to set, spread (a sail); to unfurl (a flag), to widen (an interval, the space between), to explain more fully, to begin, open (war, a meeting, a conversation), to turn on, switch on, to unlock; to unbar, unlatch, to roll out (dough), to untie, undo (a knot), (iğne) unpin, (hava) clear off, expand, open out, elaborate, sharpen, bring up in conversation, ring up, undo, to disclose, to lighten (a color or the general effect of a room), evolve, flatten, inaugurate, disentangle, dehisce, denude, lay open, loosen up, set on, evoive, loosen, expose, cut, cut loose, (for a flower or leaf) to open, (for weather) to clear up, become good, slang to go away, clear out, to relieve, free (one) from embarrassment or shyness, to whet, sharpen (one's appetite), to suit, go well with (a person); to lighten (a person's complexion), to sharpen (a pencil), slang to appeal (to). Açtı ağzını, yumdu gözünü. (Konuşma Dili) He lost his temper and hollered./He flew off the handle, cleave, cave, cave in, bring up the subject, broach, disclosure, decompression, power on, undoing, inauguration, clearance, opening, deforestation, a kind of bun, spreading, switching on, extension, a clearing, opening; clearing; deforestation; a kind of bun; reduction of print pastes, a savory bun,
1
open fiil
ts
2
bare fiil
ts
3
fade fiil
ts
4
institute fiil
ts
5
uncover fiil
ts
6
unlock
ts
7
turn on
ts
8
turn
ts
9
open up
ts
10
to open; to uncover, to bare; to unpack; to unwind; to unroll; to unfold; to unlock, to unbar, to unlatch; (radyo, ışık vb.) to turn sth on, to switch sth on, to put sth on; (sesini) to turn up;(hamur) to roll out; (işyeri) to open sth up;(konu, tartışma
ts
11
untie
ts
12
spread out
ts
13
site fiil
ts
14
turn up
ts
15
clear up
ts
16
unstop
ts
17
clear
ts
18
clear away
ts
19
disclose
ts
20
unzip
ts
21
decompress
ts
22
unsnarl fiil
ts
23
untangle fiil
ts
24
unseal fiil
ts
25
uncloak fiil
ts
26
throw open
ts
27
unbind fiil
ts
28
unbosom fiil
ts
29
thaw fiil
ts
30
thaw out
ts
31
spread fiil
ts
32
strip fiil
ts
33
switch on fiil
ts
34
unburden fiil
ts
35
uncase fiil
ts
36
unhitch fiil
ts
37
unloose fiil
ts
38
unfurl fiil
ts
39
unfold fiil
ts
40
unclose fiil
ts
41
unclothe fiil
ts
42
uncoil fiil
ts
43
unpack fiil
ts
44
acuminate
ts
45
drill
ts
46
commence
ts
47
begin
ts
48
confide
ts
49
suit
ts
50
put
ts
51
switch
ts
52
roll out
ts
53
deploy
ts
54
bloom
ts
55
tune on
ts
56
make up deyim
ts
57
clear off
ts
58
wage
ts
59
amplify
ts
60
display
ts
61
wind up
ts
62
turn something on
ts
63
usher
ts
64
appeal
ts
65
trip Havacılık
ts
66
get open Fiili Deyim
ts
67
whet fiil
ts
68
jimmy
ts
69
loose
ts
70
roll
ts
71
unwrap fiil
ts
72
unwind fiil
ts
73
untwine fiil
ts
74
untwist fiil
ts
75
sleave
ts
76
unclog
ts
77
unpin
ts
78
unroll
ts
79
unveil
ts
80
wind
ts
81
unmuffle
ts
82
unmask
ts
83
unfasten
ts
84
unlace
ts
85
unlatch
ts
86
unthread fiil
ts
87
dilate fiil
ts
88
to clear away, break through (an obstruction) and open
ts
89
to draw aside, lift, drop (a veil, a covering)
ts
90
to clear (land), break up (ground)
ts
91
to construct and open (a road)
ts
92
to open up, cut through (and make a door or window in a wall)
ts
93
(kangal) uncurl
ts
94
(kartlarını) lead
ts
95
open , power on , turn on , switch on
ts
96
to open out, spread out, unfold
ts
97
to set, spread (a sail); to unfurl (a flag)
ts
98
to widen (an interval, the space between)
ts
99
to explain more fully
ts
100
to begin, open (war, a meeting, a conversation)
ts
101
to turn on, switch on
ts
102
to unlock; to unbar, unlatch
ts
103
to roll out (dough)
ts
104
to untie, undo (a knot)
ts
105
(iğne) unpin
ts
106
(hava) clear off
ts
107
expand
ts
108
open out
ts
109
elaborate
ts
110
sharpen
ts
111
bring up in conversation
ts
112
ring up
ts
113
undo
ts
114
to disclose
ts
115
to lighten (a color or the general effect of a room)
ts
116
evolve fiil
ts
117
flatten
ts
118
inaugurate fiil
ts
119
disentangle fiil
ts
120
dehisce fiil
ts
121
denude fiil
ts
122
lay open fiil
ts
123
loosen up
ts
124
set on
ts
125
evoive
ts
126
loosen fiil
ts
127
expose
ts
128
cut fiil
ts
129
cut loose
ts
130
(for a flower or leaf) to open
ts
131
(for weather) to clear up, become good
ts
132
slang to go away, clear out
ts
133
to relieve, free (one) from embarrassment or shyness
ts
134
to whet, sharpen (one's appetite)
ts
135
to suit, go well with (a person); to lighten (a person's complexion)
ts
136
to sharpen (a pencil)
ts
137
slang to appeal (to). Açtı ağzını, yumdu gözünü. (Konuşma Dili) He lost his temper and hollered./He flew off the handle
ts
138
cleave fiil
ts
139
cave fiil
ts
140
cave in
ts
141
bring up the subject
ts
142
broach fiil
ts
143
açma
disclosure isim
ts
144
Açma
decompression
ts
145
Açma
power on
ts
146
açma
undoing
ts
147
açma
inauguration isim
ts
148
açma
clearance
ts
149
açma
opening
ts
150
açma
deforestation
ts
151
açma
a kind of bun
ts
152
açma
spreading
ts
153
açma
switching on
ts
154
açma
extension
ts
155
açma
a clearing
ts
156
açma
opening; clearing; deforestation; a kind of bun; reduction of print pastes
Düğümü, dolaşmış veya iliklenmiş bu durumdan kurtarmak, FAGR, KAŞ', FETTE, KEŞF, HALL, TAHLİL, KAŞT, TAYY, BAKR, NEFŞ, İFRAC, çözmek, TEFLİC, Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak, Oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak, Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak, Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak, Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak, Düğümü veya dolaşmış bir şeyi çözmek, küşad, Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek, Bir aygıtı, bir düzeni vb.ini çalışır duruma getirmek, Bir kuruluşu, bir iş yerini, bir yeri işler veya ilk defa kullanılır duruma getirmek, Çevresini genişletmek, Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek, Yarmak, Birbirinden uzaklaştırmak, Bir toplantıyı başlatmak, Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek:"Bu heykeli açmak için bir seneden beri münasip bir fırsat kollanıyordu."- R. N. Güntekin, Bir aygıtı, bir düzeni çalışır duruma getirmek, Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Çevresini genişletmek, Bir şeyi veya bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak, Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek:"Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı."- S. F. Abasıyanık, Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak:"Örtüyü açmaya mecburum."- R. H. Karay, Engeli kaldırmak, Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak:"Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı."- M. Ş. Esendal, Alışverişi başlatmak, Rengin koyuluğunu azaltmak, Ayırmak, tahsis etmek, Yapmak, düzenlemek, Görünür duruma getirmek, Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak, Geçit vermek, Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek:"Size derdimi açmaya geldim."- F. R. Atay, Savaşla almak, fethetmek, Yakışmak, güzel göstermek, Ferahlık vermek, Beğenmek, Bir konu ile ilgili konuşmak, Satranç, poker vb. oyunları başlatmak, teftih, ikame, Bir tür susamsız ve yağlı simit, Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi, Açmak işi, Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı simit, Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek, Ormandan ağaç kesme yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi, Normalden fazla pozlanmış ve geliştirme banyosundan etkilenmiş film ya da baskılardaki yoğunluğun kimyasal yöntemlerle azaltılması,
158
Düğümü, dolaşmış veya iliklenmiş bu durumdan kurtarmak
ts
159
FAGR
ts
160
KAŞ'
ts
161
FETTE
ts
162
KEŞF
ts
163
HALL
ts
164
TAHLİL
ts
165
KAŞT
ts
166
TAYY
ts
167
BAKR
ts
168
NEFŞ
ts
169
İFRAC
ts
170
çözmek
ts
171
TEFLİC
ts
172
Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak
ts
173
Oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
ts
174
Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak
ts
175
Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak
ts
176
Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak
ts
177
Düğümü veya dolaşmış bir şeyi çözmek
ts
178
küşad
ts
179
Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek
ts
180
Bir aygıtı, bir düzeni vb.ini çalışır duruma getirmek
ts
181
Bir kuruluşu, bir iş yerini, bir yeri işler veya ilk defa kullanılır duruma getirmek
ts
182
Çevresini genişletmek
ts
183
Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek
ts
184
Yarmak
ts
185
Birbirinden uzaklaştırmak
ts
186
Bir toplantıyı başlatmak
ts
187
Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek:"Bu heykeli açmak için bir seneden beri münasip bir fırsat kollanıyordu."- R. N. Güntekin
ts
188
Bir aygıtı, bir düzeni çalışır duruma getirmek
ts
189
Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Çevresini genişletmek
ts
190
Bir şeyi veya bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
ts
191
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek:"Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı."- S. F. Abasıyanık
ts
192
Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak:"Örtüyü açmaya mecburum."- R. H. Karay
ts
193
Engeli kaldırmak
ts
194
Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak:"Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı."- M. Ş. Esendal
ts
195
Alışverişi başlatmak
ts
196
Rengin koyuluğunu azaltmak
ts
197
Ayırmak, tahsis etmek
ts
198
Yapmak, düzenlemek
ts
199
Görünür duruma getirmek
ts
200
Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak
ts
201
Geçit vermek
ts
202
Avunmak veya danışmak için söylemek, içini dökmek:"Size derdimi açmaya geldim."- F. R. Atay
ts
203
Savaşla almak, fethetmek
ts
204
Yakışmak, güzel göstermek
ts
205
Ferahlık vermek
ts
206
Beğenmek
ts
207
Bir konu ile ilgili konuşmak
ts
208
Satranç, poker vb. oyunları başlatmak
ts
209
Açma
teftih
ts
210
Açma
ikame
ts
211
açma
Bir tür susamsız ve yağlı simit
ts
212
açma
Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi
ts
213
açma
Açmak işi
ts
214
açma
Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı simit
ts
215
açma
Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek
ts
216
açma
Ormandan ağaç kesme yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi
ts
217
açma
Normalden fazla pozlanmış ve geliştirme banyosundan etkilenmiş film ya da baskılardaki yoğunluğun kimyasal yöntemlerle azaltılması
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada açmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. açmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan açmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.