emulate, elaborate on smth, take an example by, try hard, take pains, elaborate on something, to want to imitate (someone), to take pains (to do something, over something), to take pains, to try hard; to imitate, to ape, to try to (do something one knows little about): Şarkıcılığa özendi. She tried to become a singer. özene bezene very painstakingly, with the greatest of care. özene özene with utmost care, very painstakingly. özenip bezenmek to take great pains, emulation, painstaking,
1
emulate
ts
2
elaborate on smth
ts
3
take an example by
ts
4
try hard
ts
5
take pains
ts
6
elaborate on something
ts
7
to want to imitate (someone)
ts
8
to take pains (to do something, over something)
ts
9
to take pains, to try hard; to imitate, to ape
ts
10
to try to (do something one knows little about): Şarkıcılığa özendi. She tried to become a singer. özene bezene very painstakingly, with the greatest of care. özene özene with utmost care, very painstakingly. özenip bezenmek to take great pains
(-e durum ekiyle kullanılan fiil, -den durum kiyle kullanılan fiil) Birini veya bir şeyi taklit etmeye çalışmak, Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak: "Biri hukuktan çıkar, hariciye memurluğuna göz diker; diğeri tıbbiyeyi bitirir, aktörlüğe özenir."- R. H. Karay, Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek: "Dünya güzelliği sendedir mevcut / Hususî özenmiş yaratmış mabut."- Âşık Veysel, Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak, Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek, Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek:"Dünya güzelliği sendedir mevcut / Hususi özenmiş yaratmış mabut."- Âşık Veysel, Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak:"Biri hukuktan çıkar, hariciye memurluğuna göz diker; diğeri tıbbiyeyi bitirir, aktörlüğe özenir."- R. H. Karay, Birini veya bir şeyi taklit etmeye çalışmak, Özenmek işi, özen,
13
(-e durum ekiyle kullanılan fiil, -den durum kiyle kullanılan fiil) Birini veya bir şeyi taklit etmeye çalışmak
ts
14
Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak: "Biri hukuktan çıkar, hariciye memurluğuna göz diker; diğeri tıbbiyeyi bitirir, aktörlüğe özenir."- R. H. Karay
ts
15
Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek: "Dünya güzelliği sendedir mevcut / Hususî özenmiş yaratmış mabut."- Âşık Veysel
ts
16
Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak
ts
17
Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek
ts
18
Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek:"Dünya güzelliği sendedir mevcut / Hususi özenmiş yaratmış mabut."- Âşık Veysel
ts
19
Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak:"Biri hukuktan çıkar, hariciye memurluğuna göz diker; diğeri tıbbiyeyi bitirir, aktörlüğe özenir."- R. H. Karay
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada özenmek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. özenmek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan özenmek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.