Bildiğim kadarıyla böyle bir sözcük yok.
- So far as I know, there is no such word.
O, bildiğim kadarıyla, güvenilir bir arkadaştır.
- He is, so far as I know, a reliable friend.
Trene zamanında yetişmek için acele etti.
- He hurried so as to be in time for the train.
O, zamanında varmak için koştu.
- He ran, so as to arrive on time.
insofar as (or that), to the extent that, to such an extent.