poll, enquiry, fingering, examination, quiz, audit, polling, grope, feel, inspect, inspection, feeling, examining, or inspecting (something) with one's fingers, quiz (given by a teacher to his/her students), quiz, examination; inspection; roll call, roll call, examine, search, look into, test, survey, drag, approve, overhaul, go through, fumble, fumble for, assay, try, probe, view, check, look, to visit (someone), (for an illness, a pain) to recur, reappear; (for a pain) to affect or hit (someone) again: Bu bel ağrıları beni gene yokladı. These pains in my back have started up again, to sound (someone) out, to look in on (someone) (in order to see whether or not all is well), to examine; to inspect, to look over; to try, to test; to search; to visit (sb), to feel, examine, or inspect (something) with one's fingers, to search; to inspect, grabble,
1
poll
ts
2
enquiry
ts
3
fingering
ts
4
examination isim
ts
5
quiz
ts
6
audit Tıp
ts
7
polling Bilgisayar
ts
8
grope
ts
9
feel
ts
10
inspect
ts
11
inspection isim
ts
12
feeling, examining, or inspecting (something) with one's fingers
ts
13
quiz (given by a teacher to his/her students)
ts
14
quiz, examination; inspection; roll call
ts
15
roll call
ts
16
yoklamak
examine fiil
ts
17
yoklamak
search fiil
ts
18
yoklamak
look into fiil
ts
19
yoklamak
test fiil
ts
20
yoklamak
survey fiil
ts
21
yoklamak
drag
ts
22
yoklamak
approve
ts
23
yoklamak
overhaul
ts
24
yoklamak
go through
ts
25
yoklamak
fumble
ts
26
yoklamak
fumble for
ts
27
yoklamak
assay
ts
28
yoklamak
try
ts
29
yoklamak
probe
ts
30
yoklamak
view
ts
31
yoklamak
check
ts
32
yoklamak
look
ts
33
yoklamak
to visit (someone)
ts
34
yoklamak
(for an illness, a pain) to recur, reappear; (for a pain) to affect or hit (someone) again: Bu bel ağrıları beni gene yokladı. These pains in my back have started up again
ts
35
yoklamak
to sound (someone) out
ts
36
yoklamak
to look in on (someone) (in order to see whether or not all is well)
ts
37
yoklamak
to examine; to inspect, to look over; to try, to test; to search; to visit (sb)
ts
38
yoklamak
to feel, examine, or inspect (something) with one's fingers
(Vergi huk.)Vergi mükelleflerine ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları,kayıtları,mevzuları araştırmak ve tesbit etmek.Yoklama sonucunun gösterildiği tutanak ise yoklama fişidir, san, Yoklamak işi, kontrol:"Müdür sıkı bir kasket yoklaması yapıyor, kapıdan kuş uçurtmuyordu."- R. Ilgaz, Küçük sınav, Bir topluluğu oluşturan üyelerin belli bir zaman ve yerde bulunup bulunmadığını anlamak için yapılan sayma işlemi, Okullarda öğrencilerin bilgisini anlamak için yapılan küçük sınav, Yoklamak işi, kontrol, şakullemek, Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak, Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek, Aramak, araştırmak, El ile dokunarak incelemek, Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak:"Kalbimi ne zaman yokladımsa, ona dair bir iz bulamadım."- S. M. Alus, Bakmak, gözden geçirmek, kontrol etmek, El ile dokunarak incelemek:"Hem kendimi, hem etrafımda gördüğüm eşyayı elimle yokladım."- R. H. Karay, Durum belirlemek, Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek:"Arasıra da birimizden biri yukarı çıkarak Sevim'i yokluyordu."- R. N. Güntekin, Ara sıra etkisini göstermek, Aramak, araştırmak:"Odaların köşe bucağını yoklamağa başladılar."- M. Ş. Esendal,
41
(Vergi huk.)Vergi mükelleflerine ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları,kayıtları,mevzuları araştırmak ve tesbit etmek.Yoklama sonucunun gösterildiği tutanak ise yoklama fişidir Hukuk
ts
42
san
ts
43
Yoklamak işi, kontrol:"Müdür sıkı bir kasket yoklaması yapıyor, kapıdan kuş uçurtmuyordu."- R. Ilgaz
ts
44
Küçük sınav
ts
45
Bir topluluğu oluşturan üyelerin belli bir zaman ve yerde bulunup bulunmadığını anlamak için yapılan sayma işlemi
ts
46
Okullarda öğrencilerin bilgisini anlamak için yapılan küçük sınav
ts
47
Yoklamak işi, kontrol
ts
48
Yoklamak
şakullemek
ts
49
yoklamak
Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak
ts
50
yoklamak
Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek
ts
51
yoklamak
Aramak, araştırmak
ts
52
yoklamak
El ile dokunarak incelemek
ts
53
yoklamak
Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak:"Kalbimi ne zaman yokladımsa, ona dair bir iz bulamadım."- S. M. Alus
ts
54
yoklamak
Bakmak, gözden geçirmek, kontrol etmek
ts
55
yoklamak
El ile dokunarak incelemek:"Hem kendimi, hem etrafımda gördüğüm eşyayı elimle yokladım."- R. H. Karay
ts
56
yoklamak
Durum belirlemek
ts
57
yoklamak
Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek:"Arasıra da birimizden biri yukarı çıkarak Sevim'i yokluyordu."- R. N. Güntekin
ts
58
yoklamak
Ara sıra etkisini göstermek
ts
59
yoklamak
Aramak, araştırmak:"Odaların köşe bucağını yoklamağa başladılar."- M. Ş. Esendal
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada yoklama kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. yoklama kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan yoklama kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.