Definition of tracking in English Turkish dictionary
- track
- {f} izlemek
Tom'un yaptıklarını izlemekten daha iyi yapacak işlerim var.
- I've got better things to do than to keep track of what Tom's doing.
- track
- izlemek (iz vb)
- track
- {i} yol
Sen yoldan çıkmışsın.
- You are way off the track.
Her sabah demir yolu hattını geçerim.
- I cross the railroad tracks every morning.
- track
- {i} iz
- track
- hat
Her sabah demir yolu hattını geçerim.
- I cross the railroad tracks every morning.
Her sabah tren hatlarını geçer.
- He crosses the railroad tracks every morning.
- track
- rota
- track
- ray
Raylar yola paralel uzanıyor.
- The tracks run parallel to the road.
Lütfen demiryolu rayları yakınında oynamayın.
- Please don't play near the railroad tracks.
- track
- takip etmek
- track
- iz bırakmak
- track
- {i} tekerlek aralığı
- track
- spor atletizm
- track
- {f} tara
Mary donör tarafından tasarlanmış ve biyolojik babasını izlemeye çalışıyordu.
- Mary was donor-conceived and is trying to track down her biological father.
Web'de sörf yaptığında web siteleri tarafından izlenebilirsin.
- When you surf the web, you may be tracked by websites.
- track
- (fiil) izlemek, takip etmek, izini aramak, iz bırakmak, geçmek (çöl vb.), ray döşemek, ayağıyla içeri taşımak (çamur vb.), palet takmak (araç)
- track
- {f} izini aramak
- track
- ayağıyla içeri taşımak
- track
- {i} yörünge
- track
- (İnşaat) bant yolu
- track
- pist (yarış)
- track
- (Bilgisayar) izle
Arabanın bıraktığı izleri takip ettiler.
- They followed the tracks the car had left.
Avcı ayının izlerini takip etti.
- The hunter followed the bear's tracks.
- track
- demiryolu hattı
- track
- tırtıl
- track
- dozer palet takımı
- track
- sevk bandı yolu
- track
- takip edilen yol
- <span class="word-self">trackingspan>
- arka arkaya gitme
- <span class="word-self">trackingspan>
- (Otomotiv) iz
- <span class="word-self">trackingspan>
- (Askeri) iz takipleme
- <span class="word-self">trackingspan>
- kaydırma
- <span class="word-self">trackingspan>
- peş peşe gitme
- <span class="word-self">trackingspan>
- kelime arası boşluk
- <span class="word-self">trackingspan>
- (Otomotiv) dingil genişliği
- <span class="word-self">trackingspan>
- izcilik
- <span class="word-self">trackingspan>
- takip
Bana takip numarasını gönderin lütfen.
- Send me the tracking number please.
Paket için bir takip numarası var mı?
- Is there a tracking number for the package?
- <span class="word-self">trackingspan>
- (Bilgisayar) izleme istasyonu
- <span class="word-self">trackingspan>
- tekerlek izi
- track
- yarış pisti
Yavaşla. Bu bir yarış pisti değil.
- Slow down. It's not a race track.
- track
- {i} tarama
- track
- palet
- track
- müzik
- track
- keçiyolu
- track
- izini sürmek
- track
- izini takibetmek
- track
- şarkı
- track
- parça
Muhtemelen fosilleşmiş parçalar jura dönemi hayvanlarına aittir.
- Possibly the fossilized tracks belong to animals of the Jurassic period.
Lastik parçasını buldum.
- I found the track of the tire.
- <span class="word-self">trackingspan>
- izleme
Aborijin olan Leyla, meşhur izleme becerilerini kullandı.
- Layla, an Aborigene, made use of her renowned tracking skills.
- <span class="word-self">trackingspan>
- {f} izle
Aborijin olan Leyla, meşhur izleme becerilerini kullandı.
- Layla, an Aborigene, made use of her renowned tracking skills.
- track
- Takip
Avcı ayının izlerini takip etti.
- The hunter followed the bear's tracks.
Umut verici görünen her şeyi takip edin.
- Keep track of everything that looks promising.
- track
- {i} patika
- <span class="word-self">trackingspan>
- İzleme, iz sürme
- <span class="word-self">trackingspan>
- izleyerek
- Track
- (Tekstil) (Sevk bandı için) yol
- track
- iki tekerlek arasında uzanmak track down izle
- track
- {f} geçmek (çöl vb.)
- track
- {f} ayağıyla içeri taşımak (çamur vb.)
- track
- {i} spor (yarışların yapıldığı) pist
- track
- {f} palet takmak (araç)
- track
- {i} palet (araç)
- track
- {i} pist
Benimle pist civarında koşmaya gitmek ister misin?
- Do you want to go run around the track with me?
Birçok kumarbaz, at yarışı pistinde para kazanır ve kaybeder.
- Many gamblers win and lose money at the horse-race track.
- track
- {i} tekerlek izi
- track
- ayak veya tekerlek izi
- track
- (Askeri) (NATO) TAKİP ETMEK: Bir top veya kestirme cihazını hareket halindeki bir hedefe yöneltilmiş durumda tutmak
- track
- {f} ray döşemek
- track
- {i} iz: He followed the bear's tracks. Ayının ayak izlerini takip etti
- track
- (Askeri) İz, izlemek
- track
- iz bırakmak veya yapmak
- track
- iz, izlemek iz
- track
- {i} patika. 5
- track
- {i} dümen suyu
- <span class="word-self">trackingspan>
- (Askeri) (DOD, NATO) TAKİP (A. B. D SAVUNMA BAKANLIĞI, NATO): Radar, optik ve diğer vasıtalar ile hedeflerin mevkilerinin tam ve sürekli olarak bulunması
- <span class="word-self">trackingspan>
- (Askeri) (DOD) TRACKING KODU (A. B. D SAVUNMA BAKANLIĞI): Hava önlemede "benim değerlendirmeme göre, hedef belirtilen doğru yönde seyrediyor " anlamına gelen bir kod