tabii

listen to the pronunciation of tabii
Turkish - English

Definition of tabii in Turkish English dictionary

tabi
subject to

Everything is subject to the laws of nature. - Her şey doğanın kurallarına tabidir.

Import goods are subject to high taxes. - İthalat malları yüksek vergilere tabidir.

<span class="word-self">tabiispan>
natural

Surely, in the present-day society, we might as well consider it natural that consumption plays an important role in the life of man and is closely related to his well-being and happiness. - Şurası muhakkak ki, günümüz toplumunda tüketimin insan hayatında önemli bir yere haiz olduğunu ve refah seviyesini ve mutluluğunu yakından alâkadar etmesinin tabii olduğunu söyleyebiliriz.

If that is the real aim, naturally I would not know about that. - Asıl amaç buysa bilmem tabii.

<span class="word-self">Tabiispan>
(Tıp) physical
tabi
adjective
tabi
doch
tabi
amenable
tabi
inferior to
tabi
associate
tabi
under the influence of
tabi
ensuant
tabi
subordinate to
tabi
of course

I am against the war, of course. - Tabii ki de savaşa karşıyım.

Of course I'll help you. - Tabii ki sana yardım edeceğim.

<span class="word-self">tabiispan>
indigenous
<span class="word-self">tabiispan>
(Mekanik) raw
<span class="word-self">tabiispan>
quite so
<span class="word-self">tabiispan>
(Konuşma Dili) you bet
<span class="word-self">tabiispan>
rather
<span class="word-self">tabiispan>
surely

Surely, in the present-day society, we might as well consider it natural that consumption plays an important role in the life of man and is closely related to his well-being and happiness. - Şurası muhakkak ki, günümüz toplumunda tüketimin insan hayatında önemli bir yere haiz olduğunu ve refah seviyesini ve mutluluğunu yakından alâkadar etmesinin tabii olduğunu söyleyebiliriz.

tabi
appurtenant
tabi
surely
tabi
certainly
tabi
sure

Sure, Tom, I understand. - Tabii, Tom, anlıyorum.

Surely, in the present-day society, we might as well consider it natural that consumption plays an important role in the life of man and is closely related to his well-being and happiness. - Şurası muhakkak ki, günümüz toplumunda tüketimin insan hayatında önemli bir yere haiz olduğunu ve refah seviyesini ve mutluluğunu yakından alâkadar etmesinin tabii olduğunu söyleyebiliriz.

<span class="word-self">tabiispan>
be my guest
<span class="word-self">tabiispan>
sure

Sure, Tom, I understand. - Tabii, Tom, anlıyorum.

Surely, in the present-day society, we might as well consider it natural that consumption plays an important role in the life of man and is closely related to his well-being and happiness. - Şurası muhakkak ki, günümüz toplumunda tüketimin insan hayatında önemli bir yere haiz olduğunu ve refah seviyesini ve mutluluğunu yakından alâkadar etmesinin tabii olduğunu söyleyebiliriz.

<span class="word-self">tabiispan>
of course

Of course he was familiar with jazz. - Tabii ki caz müziğine aşina idi.

I am against the war, of course. - Tabii ki de savaşa karşıyım.

tabi
subject to the
tabi
{s} subject

A man of strong will is not subject to corruption. - Güçlü bir adam yolsuzluğa tabi olamaz.

The plan is subject to his approval. - Plan onun onayına tabidir.

tabi
be subject
<span class="word-self">tabiispan>
the course of
tabi
tributary, vassal state
tabi
tributary (of a river, lake)
tabi
dependent (on), contingent (on)
tabi
subordinate
tabi
subject (to); bound (by)
tabi
dependent
tabi
dependant
tabi
national; citizen; subject
tabi
dependent, subordinate, subject
tabi
linked
tabi
subsidiary
<span class="word-self">tabiispan>
habitual, customary
<span class="word-self">tabiispan>
naturally, of course
<span class="word-self">tabiispan>
certainly
<span class="word-self">tabiispan>
natural, pertaining to nature
<span class="word-self">tabiispan>
natural " doğal; naturally, of course; Certainly!, Of course!, Definitely, Sure, Be my guest!
<span class="word-self">tabiispan>
natural, unaffected
<span class="word-self">tabiispan>
pure, unadulterated
<span class="word-self">tabiispan>
unlabored
<span class="word-self">tabiispan>
unstudied
<span class="word-self">tabiispan>
connatural
<span class="word-self">tabiispan>
certes
<span class="word-self">tabiispan>
matteroffact
<span class="word-self">tabiispan>
simple
<span class="word-self">tabiispan>
native
<span class="word-self">tabiispan>
innate
<span class="word-self">tabiispan>
evident
<span class="word-self">tabiispan>
virgin
English - English

Definition of tabii in English English dictionary

tabi
Traditional Japanese ankle socks with a separate section for the big toe
tabi
a sock with a separation for the big toe; worn with thong sandals by the Japanese
tabi
a toed sock
tabi
White sock-like garments worm by monks, nuns, and other seniors for gakki and other special services
tabi
Split toed socks worn by senior instructors
Turkish - Turkish

Definition of tabii in Turkish Turkish dictionary

TABİÎ
(Osmanlı Dönemi) Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ı sağ iken görmüş olan mü'minlerle yani Ashabla görüşmüş ve onlardan ders almış olan sâlih müslümanlar. Bak: Ashab
Tabi
tabii
Tâbi
(Osmanlı Dönemi) TİLV
tabi
Bağlı, bağlanmış
tabi
Basıcı
tabi
Yayımlayan
tabi
Yayıncı, naşir, editör
tabi
Elbette, doğal olarak, işin gereği olarak, tabii
tabi
Bir kimsenin, bir kuruluşun, bir devletin etkisi altında, güdümünde olma durumu: "Sanki bütün kamara, bütün halk, onlara tabi, onlara mahkûmdu."- P. Safa
<span class="word-self">tabiispan>
Doğada olan, doğada bulunan
<span class="word-self">tabiispan>
Katıksız, saf
<span class="word-self">tabiispan>
Elbette, doğal olarak, işin gereği olarak
<span class="word-self">tabiispan>
Yapmacık olmayan
<span class="word-self">tabiispan>
Katıksız, saf, doğal
<span class="word-self">tabiispan>
Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi
<span class="word-self">tabiispan>
Yapmacık olmayan, doğal: "Eğer sürmenin üstüne bunu sürmezsen renk tabii olmaz."- P. Safa
<span class="word-self">tabiispan>
Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi: "Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor."- A. Rasim
<span class="word-self">tabiispan>
Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan: "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir."- Atatürk
<span class="word-self">tabiispan>
Olağan
<span class="word-self">tabiispan>
Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan
tabiî
(Osmanlı Dönemi) fıtrî, doğal, normal
tâbi
(Osmanlı Dönemi) tab eden. Basan