run over, brim over, overbrim, overflow, pour forth, exuberate, gush, flooding, flow, get over, pour out, slop over, spill, bubbling over, effuse, beetle, well over, spill over, swell, swim, boil over, (for something) to project or extend over the edge of or edges of (something), to overflow, to flood; to boil over, to run over; to lose one's patience, to lose one's patience; to blow one's stack; to give vent to one's excitement, to overflow, run over; (for a river) to overflow its banks; (for a crowd) to spill over (into) (a place), overflowing, protrusion, surge, outpour, outburst, outpouring, overrange, outflow, overlap, overspill, owerflow, spillover, brim, ebullition, ghost image, overrun, brimming, overflow, effusion,
1
run over
ts
2
brim over
ts
3
overbrim fiil
ts
4
overflow fiil
ts
5
pour forth
ts
6
exuberate
ts
7
gush fiil
ts
8
flooding İnşaat
ts
9
flow fiil
ts
10
get over
ts
11
pour out
ts
12
slop over
ts
13
spill
ts
14
bubbling over
ts
15
effuse
ts
16
beetle
ts
17
well over
ts
18
spill over
ts
19
swell fiil
ts
20
swim fiil
ts
21
boil over
ts
22
(for something) to project or extend over the edge of or edges of (something)
ts
23
to overflow, to flood; to boil over, to run over; to lose one's patience
ts
24
to lose one's patience; to blow one's stack; to give vent to one's excitement
ts
25
to overflow, run over; (for a river) to overflow its banks; (for a crowd) to spill over (into) (a place)
Bulunduğu yüzeyden geniş gelerek kenarları aşmak, İnsan, nesne vb. çokça bulunmak, sayısı artmak, Yatağından çıkarak çevresini kaplamak, Öfke, sabırsızlık veya heyecan yüzünden kendini tutamamak, Bir yere veya şeye sığmamak:"Kasketinden taşmış siyah saçları yakına gelince çok kırçıllaştı."- S. F. Abasıyanık. Öfke, sabırsızlık veya heyecan yüzünden kendini tutamamak:"Acaba bizim taşıp köpürmelerimizi pek çocukça mı bulmuştu?"- Y. K. Karaosmanoğlu. İnsan, nesne vb, Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak:"Hayvanın ağzından taşan beyaz köpüklere biraz da kan karıştı."- H. Taner, Akarsu yatağından çıkarak çevresini kaplamak, çokça bulunmak, sayısı artmak, Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak, Yatağından çıkarak çevresini kaplama, Akarsu yatağından çıkarak çevresini kaplama, Taşmak işi,
44
Bulunduğu yüzeyden geniş gelerek kenarları aşmak
ts
45
İnsan, nesne vb. çokça bulunmak, sayısı artmak
ts
46
Yatağından çıkarak çevresini kaplamak
ts
47
Öfke, sabırsızlık veya heyecan yüzünden kendini tutamamak
ts
48
Bir yere veya şeye sığmamak:"Kasketinden taşmış siyah saçları yakına gelince çok kırçıllaştı."- S. F. Abasıyanık. Öfke, sabırsızlık veya heyecan yüzünden kendini tutamamak:"Acaba bizim taşıp köpürmelerimizi pek çocukça mı bulmuştu?"- Y. K. Karaosmanoğlu. İnsan, nesne vb
ts
49
Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak:"Hayvanın ağzından taşan beyaz köpüklere biraz da kan karıştı."- H. Taner
ts
50
Akarsu yatağından çıkarak çevresini kaplamak
ts
51
çokça bulunmak, sayısı artmak
ts
52
Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada taşmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. taşmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan taşmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.