brandish, chuck, hurl, fling, chuck away, bung, blow about, hurtle, toss about, spend extravagantly, lavish, winnow, cudgel, thunder, cast, flap, fork, scatter, swing, dash, to dip a spoon into (a boiling liquid) and then to empty the spoon back into the pot (done to prevent the liquid from boiling over), (küfür) rip out, (tehdit vs.) thunder, to brandish (a sword); to wield (an implement), to land (a blow, a kick), to fling, let fly (a curse); to tell (a lie); to talk (rot, claptrap), to waste, spend prodigally, to throw (something) violently, hurtle, hurl, fling, (for the wind, waves, a current) to drive (something) about; (for the wind, a current) to cause (something) to stream out or trail out at full length, (tehdit) throw out, to toss about, to throw about, to hurl, to fling; to winnow; to brandish, to wave around; to spend extravagantly, to winnow (grain); to throw (something) into the air (as if winnowing), to exaggerate; to brag, flourish, tossing, blowing about, winnowing, scattering,
1
brandish
ts
2
chuck fiil
ts
3
hurl fiil
ts
4
fling
ts
5
chuck away
ts
6
bung fiil
ts
7
blow about
ts
8
hurtle fiil
ts
9
toss about
ts
10
spend extravagantly
ts
11
lavish
ts
12
winnow
ts
13
cudgel
ts
14
thunder
ts
15
cast
ts
16
flap fiil
ts
17
fork
ts
18
scatter fiil
ts
19
swing fiil
ts
20
dash fiil
ts
21
to dip a spoon into (a boiling liquid) and then to empty the spoon back into the pot (done to prevent the liquid from boiling over)
ts
22
(küfür) rip out
ts
23
(tehdit vs.) thunder
ts
24
to brandish (a sword); to wield (an implement)
ts
25
to land (a blow, a kick)
ts
26
to fling, let fly (a curse); to tell (a lie); to talk (rot, claptrap)
ts
27
to waste, spend prodigally
ts
28
to throw (something) violently, hurtle, hurl, fling
ts
29
(for the wind, waves, a current) to drive (something) about; (for the wind, a current) to cause (something) to stream out or trail out at full length
ts
30
(tehdit) throw out
ts
31
to toss about, to throw about, to hurl, to fling; to winnow; to brandish, to wave around; to spend extravagantly
ts
32
to winnow (grain); to throw (something) into the air (as if winnowing)
ZERV, TEZRİYE, Kaldırıp atmak, fırlatmak, Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak, Söylemek, Bir yeri, bir şeyi şiddetle eserek altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak, Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak, Yalan, küfür vb. söylemek:"Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti."- H. Taner, Rüzgâr bir yeri, bir şeyi şiddetle eserek altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak, Havaya atıp dağıtmak, saçmak:"Bir eğlence yerinde destelerle banknotu havaya savurduktan sonra..."- R. N. Güntekin, Kaldırıp atmak, fırlatmak:"Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu."- N. Eray. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak, Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek, Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek, Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak:"Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı."- P. Safa, Havaya atıp dağıtmak, saçmak, Savurmak işi:"Ben de onlar gibi tekme atıp yumruk savurmasını biliyordum."- Y. K. Karaosmanoğlu, Kol, bacak gibi vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme, Savurmak işi,
39
ZERV
ts
40
TEZRİYE
ts
41
Kaldırıp atmak, fırlatmak
ts
42
Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak
ts
43
Söylemek
ts
44
Bir yeri, bir şeyi şiddetle eserek altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak
ts
45
Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak
ts
46
Yalan, küfür vb. söylemek:"Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti."- H. Taner
ts
47
Rüzgâr bir yeri, bir şeyi şiddetle eserek altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak
ts
48
Havaya atıp dağıtmak, saçmak:"Bir eğlence yerinde destelerle banknotu havaya savurduktan sonra..."- R. N. Güntekin
ts
49
Kaldırıp atmak, fırlatmak:"Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu."- N. Eray. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak
ts
50
Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek
ts
51
Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek
ts
52
Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak:"Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı."- P. Safa
ts
53
Havaya atıp dağıtmak, saçmak
ts
54
savurma
Savurmak işi:"Ben de onlar gibi tekme atıp yumruk savurmasını biliyordum."- Y. K. Karaosmanoğlu
ts
55
savurma
Kol, bacak gibi vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada savurmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. savurmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan savurmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.