I never felt at ease in my father's company.
- Babamın şirketinde asla rahat hissetmedim.
I'm beginning to feel at ease when I speak in Chinese.
- Çince konuştuğumda içim rahat hissetmeye başlıyorum.
Are people comfortable? No.
- İnsanlar rahat mı? Hayır.
Everybody feels comfortable with him.
- Herkes onunla birlikte rahat hisseder.
She didn't feel comfortable with my friend.
- O benim arkadaşımla birlikte rahat hissetmedi.
Everybody feels comfortable with him.
- Herkes onunla birlikte rahat hisseder.
Two women are taking it easy on a bench in the park.
- İki kadın parktaki bir bankta rahat ediyorlar.
This easy chair is quite comfortable.
- Bu basit sandalye oldukça rahattır.
He lives in a little cozy house.
- Küçük rahat bir evde yaşıyor.
He lives in a cozy little house.
- O, rahat küçük bir evde yaşar.
Calm down and be cool.
- Sakin ol ve rahat ol.
I am very much relieved to know that.
- Onu bildiğim için çok rahatladım.
Tom was relieved to hear that Mary had arrived home safely.
- Tom Mary'nin güvenli şekilde eve vardığını duyduğunda rahatladı.
Tom won the race easily.
- Tom yarışı rahat kazandı.
This sofa can seat three people easily.
- Bu kanepeye rahatlıkla üç kişi oturtulabilir.
Fadil took a shower to calm his nerves down.
- Fadıl sinirlerini rahatlatmak için duş aldı.
She's always very calm and relaxed.
- O her zaman çok sakin ve rahat.
Luxury and convenience do not equate to happiness.
- Lüks ve rahatlık mutluluğa eşit değildir.
Relax, you're doing fine.
- Rahatla, iyi gidiyorsun.
It must bother you to have taken a bad master. I'm stupid too. So, it's all right.
- Kötü bir öğretmene sahip olmak sizi rahatsız ediyor olmalı. Ben de aptalım. Öyleyse, tamam.
Just relax. Everything's going to be all right.
- Sadece rahatla her şey yoluna girecek.
My aunt now lives in comfort.
- Teyzem şu anda rahat içinde yaşıyor.
I want to live in comfort.
- Ben rahat içinde yaşamak istiyorum.
I won't rest until I find out the truth.
- Gerçeği öğrenene kadar bana rahat yok.
Tom looks relaxed and rested.
- Tom rahatlamış ve dinlenmiş görünüyor.
Very few places on our earth remain undisturbed by civilization.
- Dünyamız üzerinde çok az yer uygarlık tarafından rahatsız edilmeden kalmıştır.
Where we can talk undisturbed?
- Nerede rahat konuşabiliriz?
The dead are gone and they cannot defend themselves. The best thing to do is to leave them in peace!
- Ölüler gitti, onlar kendilerini savunamazlar. Yapılacak en iyi şey onları rahat bırakmaktır!
During the bubble, people dreamt of a life of leisure.
- Hayal sırasında, insanlar rahat bir hayatı hayal ettiler.
Tom wanted to comfort Mary.
- Tom Meryem'i rahat ettirmek istedi.
Tom did his best to comfort Mary.
- Tom, Mary'yi rahat ettirmek için elinden gelenin en iyisini yaptı.