rahat

listen to the pronunciation of rahat
Turkish - English

Definition of rahat in Turkish English dictionary

<span class="word-self">rahatspan>
easy

Two women are taking it easy on a bench in the park. - İki kadın parktaki bir bankta rahat ediyorlar.

This easy chair is quite comfortable. - Bu basit sandalye oldukça rahattır.

<span class="word-self">rahatspan>
{s} comfortable

She didn't feel comfortable with my friend. - O benim arkadaşımla birlikte rahat hissetmedi.

Everybody feels comfortable with him. - Herkes onunla birlikte rahat hisseder.

<span class="word-self">rahatspan>
ease

I never felt at ease in my father's company. - Babamın şirketinde asla rahat hissetmedim.

I'm beginning to feel at ease when I speak in Chinese. - Çince konuştuğumda içim rahat hissetmeye başlıyorum.

<span class="word-self">rahatspan>
{s} comfy
<span class="word-self">rahatspan>
comfort

She always comforted herself with music when she was lonely. - O yalnızken kendini her zaman müzikle rahatlattı.

Tom found the chair quite comfortable. - Tom sandalyeyi gayet rahat buldu.

<span class="word-self">rahatspan>
complacent
<span class="word-self">rahatspan>
relaxed, easygoing; (someone) who has an easy manner
<span class="word-self">rahatspan>
peace, calm; comfort, ease; comfortable, comfy; peaceful; relieved; free and easy; (iş) cushy, easy; easily; at ease!
<span class="word-self">rahatspan>
cosy
<span class="word-self">rahatspan>
cozy

He lives in a little cozy house. - Küçük rahat bir evde yaşıyor.

We live in a cozy little house in a side street. - Yan sokaktaki küçük ve rahat bir evde yaşıyoruz.

<span class="word-self">rahatspan>
cushy
<span class="word-self">rahatspan>
complacency

If indifference is the kiss of death for a relationship, then complacency is the kiss of death for a business. - İlgisizlik bir ilişki için ölüm öpücüğü ise öyleyse rahatlık bir iş için ölüm öpücüğüdür.

<span class="word-self">rahatspan>
fluent
<span class="word-self">rahatspan>
relieved

I felt quite relieved after I had said all I wanted to say. - Söylemek istediğim her şeyi söyledikten sonra oldukça rahatlamış hissettim.

Tom was relieved to hear that Mary had arrived home safely. - Tom Mary'nin güvenli şekilde eve vardığını duyduğunda rahatladı.

<span class="word-self">rahatspan>
easygo
<span class="word-self">rahatspan>
cosey
<span class="word-self">rahatspan>
easy going
<span class="word-self">rahatspan>
easily

Tom won the race easily. - Tom yarışı rahat kazandı.

This sofa can seat three people easily. - Bu kanepeye rahatlıkla üç kişi oturtulabilir.

<span class="word-self">rahatspan>
easeful
<span class="word-self">rahatspan>
content
<span class="word-self">rahatspan>
calm

They say that music soothes the savage beast, but for me personally, it neither relaxes me nor calms me. - Onlar müziğin vahşi canavarı sakinleştirdiğini söylüyorlar ama benim için şahsen, o beni ne rahatlatıyor ne de sakinleştiriyor.

Fadil took a shower to calm his nerves down. - Fadıl sinirlerini rahatlatmak için duş aldı.

<span class="word-self">rahatspan>
convenience

Luxury and convenience do not equate to happiness. - Lüks ve rahatlık mutluluğa eşit değildir.

<span class="word-self">rahatspan>
welfare
<span class="word-self">rahatspan>
equable
<span class="word-self">rahatspan>
canny
<span class="word-self">rahatspan>
fine

Relax, you're doing fine. - Rahatla, iyi gidiyorsun.

<span class="word-self">rahatspan>
unmoved
<span class="word-self">rahatspan>
free and easy
<span class="word-self">rahatspan>
unhurried
<span class="word-self">rahatspan>
unembarassed
<span class="word-self">rahatspan>
(Konuşma Dili) all right

Don't worry. Everything's going to be all right. - İçin rahat olsun, her şey yoluna girecek.

Just relax. Everything's going to be all right. - Sadece rahatla her şey yoluna girecek.

<span class="word-self">rahatspan>
affable
<span class="word-self">rahatspan>
homely
<span class="word-self">rahatspan>
contented
<span class="word-self">rahatspan>
homelike
<span class="word-self">rahatspan>
in comfort

My uncle now lives in comfort. - Amcam şimdi rahat yaşıyor.

Everybody wants to live in comfort. - Herkes rahat bir şekilde yaşamak istiyor.

<span class="word-self">rahatspan>
at ease

She had an unassuming air that put everyone at ease. - Onun herkesi rahatlatan alçakgönüllü bir havası vardı.

Tom couldn't seem to put Mary at ease. - Tom dün gece Mary'yi rahat ettiriyor gibi görünmüyordu.

<span class="word-self">rahatspan>
peace

The dead are gone and they cannot defend themselves. The best thing to do is to leave them in peace! - Ölüler gitti, onlar kendilerini savunamazlar. Yapılacak en iyi şey onları rahat bırakmaktır!

<span class="word-self">rahatspan>
homey
<span class="word-self">rahatspan>
repose
<span class="word-self">rahatspan>
peaceful
<span class="word-self">rahatspan>
at peace
<span class="word-self">rahatspan>
rakish
<span class="word-self">rahatspan>
rest

I won't rest until I find out the truth. - Gerçeği öğrenene kadar bana rahat yok.

I felt out of place in the expensive restaurant. - Pahalı bir restoranda rahatsız hissettim.

<span class="word-self">rahatspan>
commodious
<span class="word-self">rahatspan>
above water
<span class="word-self">rahatspan>
easygoing
<span class="word-self">Rahatspan>
loosey-goosey

The actor displayed a loosey–goosey attitude.

<span class="word-self">rahatspan>
be comfortable
<span class="word-self">rahatspan>
gemütlich
<span class="word-self">rahatspan>
snugger
<span class="word-self">rahatspan>
restful
<span class="word-self">rahatspan>
unconstrained
<span class="word-self">rahatspan>
sweet
<span class="word-self">rahatspan>
At Ease!

She had an unassuming air that put everyone at ease. - Onun herkesi rahatlatan alçakgönüllü bir havası vardı.

His smile put her at ease. - Onun tebessümü onu rahatlattı.

<span class="word-self">rahatspan>
snug
<span class="word-self">rahatspan>
composure
<span class="word-self">rahatspan>
luxurious
<span class="word-self">rahatspan>
unembarrassed
<span class="word-self">rahatspan>
cushioned
<span class="word-self">rahatspan>
at ease, easy, untroubled
<span class="word-self">rahatspan>
cavalier
<span class="word-self">rahatspan>
unconventional
<span class="word-self">rahatspan>
untroubled
<span class="word-self">rahatspan>
serene
<span class="word-self">rahatspan>
undisturbed

Where we can talk undisturbed? - Nerede rahat konuşabiliriz?

Very few places on our earth remain undisturbed by civilization. - Dünyamız üzerinde çok az yer uygarlık tarafından rahatsız edilmeden kalmıştır.

<span class="word-self">rahatspan>
facile
<span class="word-self">rahatspan>
peace and quiet, peace
<span class="word-self">rahatspan>
comfort, ease
<span class="word-self">rahatspan>
leisure

During the bubble, people dreamt of a life of leisure. - Hayal sırasında, insanlar rahat bir hayatı hayal ettiler.

<span class="word-self">rahatspan>
(Hukuk) smooth
<span class="word-self">rahatspan>
at rest
<span class="word-self">rahatspan>
comfortable (place, thing)
<span class="word-self">rahatspan>
snuggery
<span class="word-self">rahatspan>
unlabored
<span class="word-self">rahatspan>
free

May I use the phone? Please feel free. - Telefonu kullanabilir miyim? Lütfen rahat olun.

Sami could move freely around the prison. - Sami cezaevinde rahatça dolaşabilirdi.

<span class="word-self">rahatspan>
{s} quiet

Work quietly lest you disturb others. - Başkalarını rahatsız etmemek için sessizce çalışın.

Turkish - Turkish

Definition of rahat in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">RAHATspan>
(Osmanlı Dönemi) El ayası
<span class="word-self">RAHATspan>
(Osmanlı Dönemi) Dinlenmek
<span class="word-self">RAHATspan>
(Osmanlı Dönemi) Üzüntüsüz, tasasız, kedersiz bir halde olmak. İstediği her şeyi bulup telâşsız olmak. Müsterih
<span class="word-self">Rahatspan>
(Osmanlı Dönemi) MUTÎ'
<span class="word-self">Rahatspan>
(Osmanlı Dönemi) FEVAK
<span class="word-self">Rahatspan>
(Osmanlı Dönemi) DIA
<span class="word-self">Rahatspan>
rahatça
<span class="word-self">rahatspan>
Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen
<span class="word-self">rahatspan>
İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur
<span class="word-self">rahatspan>
Kolay bir biçimde, kolaylıkla: "İstersen beraber gidelim
<span class="word-self">rahatspan>
Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan
<span class="word-self">rahatspan>
Haydi al torbanı
<span class="word-self">rahatspan>
Kolay bir biçimde, kolaylıkla
<span class="word-self">rahatspan>
üzüntüsü, sıkıntısı olmama durumu
<span class="word-self">rahatspan>
Aldırmaz, gamsız
<span class="word-self">rahatspan>
Bir saatte rahat varırız."- M. Ş. Esendal. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut
<span class="word-self">rahatspan>
"Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut
<span class="word-self">rahatspan>
İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur: "Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi."- M. Ş. Esendal. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan: "Ben o kadar rahatım, öyle okşayıcı, huzur ve mutluluk verici tatlı rüzgâr karşısındayım ki..."- R. H. Karay
<span class="word-self">rahatspan>
Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen: "Ben sana güzel ve rahat bir oda hazırlattım."- P. Safa