orta

listen to the pronunciation of orta
Turkish - English

Definition of orta in Turkish English dictionary

<span class="word-self">ortaspan>
{s} central

Tom wanted to visit Central America. - Tom Orta Amerika'yı ziyaret etmek istedi.

He's back from his travels in Central Asia. - Orta Asya'daki seyahatlerinden döndü.

<span class="word-self">ortaspan>
medium

I like my steak medium. - Bifteğimi orta büyüklükte severim.

Television is obsolete as a medium in any case. - Televizyon ortam olarak her halükarda modası geçmiş.

<span class="word-self">ortaspan>
mean

Tom doesn't have a mean bone in his body. - Tom bedeninde ortalama bir kemiğe sahip değil.

This does not mean that they have nothing in common with other peoples. - Bu, onların diğer insanlarla ortak bir şeyi olmadığı anlamına gelmez.

<span class="word-self">ortaspan>
middle

Don't speak in the middle of a lesson. - Dersin ortasında konuşma.

The tiger laid in the middle of the cage. - Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.

<span class="word-self">ortaspan>
mid

That place is in the middle of nowhere. - O yer hiçbir yerin ortasında değildir.

Since the mid-20th century, the number of hutongs in Beijing has dropped dramatically as they are demolished to make way for new roads and buildings. - 20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.

<span class="word-self">ortaspan>
moderate

Moderate exercise will do you good. - Orta derecede egzersiz sana iyi gelecektir.

Moderate exercise will refresh both mind and body. - Orta dereceli egzersiz hem aklımızı hem bedenimizi tazeler.

<span class="word-self">Ortaspan>
(Tıp) medius
<span class="word-self">ortaspan>
center

The skyscraper is in the center of the city. - Gökdelen şehrin ortasındadır.

You hit the center of the target. - Hedefin ortasından vurdun.

<span class="word-self">ortaspan>
mediocre
<span class="word-self">ortaspan>
{i} midst

Your gift was like discovery of an oasis in the midst of a desert. - Hediyen bir çölün ortasındaki bir vahanın keşfi gibiydi.

America is in the midst of a drug overdose epidemic. - Amerika aşırı dozda bir ilaç salgınının ortasında.

<span class="word-self">ortaspan>
centre point
<span class="word-self">ortaspan>
indifferent
<span class="word-self">ortaspan>
(Dilbilim) half open
<span class="word-self">ortaspan>
counter
<span class="word-self">ortaspan>
in-between
<span class="word-self">ortaspan>
(Meteoroloji) mediocris
<span class="word-self">ortaspan>
cross-ball
<span class="word-self">ortaspan>
med

I like my steak cooked medium rare. - Bifteğimi orta pişmiş severim.

Is early medieval glass production a continuation of Roman glass technology? - Erken Ortaçağ cam üretimi Roma cam teknolojisinin bir devamı mıdır?

<span class="word-self">ortaspan>
center point
<span class="word-self">ortaspan>
mid-

Hazelnuts are harvested in mid-autumn. - Fındık sonbaharın ortasında hasat edilir.

Since the mid-20th century, the number of hutongs in Beijing has dropped dramatically as they are demolished to make way for new roads and buildings. - 20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.

<span class="word-self">ortaspan>
normal

I thought that my girlfriend was normal, but she turned out to be a succubus! - Kız arkadaşımın normal olduğunu düşündüm ama onun bir şeytan olduğu ortaya çıktı.

His normal position is third baseman. - Onun normal pozisyonu üçüncü orta saha oyuncusu.

<span class="word-self">ortaspan>
medial
<span class="word-self">ortaspan>
median
<span class="word-self">ortaspan>
midpoint
<span class="word-self">ortaspan>
middling
<span class="word-self">ortaspan>
average

He will get an average mark at best. - En iyi halde ortalama bir not alacak.

What is the average height of the players? - Oyuncuların boy ortalaması nedir?

<span class="word-self">ortaspan>
tolerable
<span class="word-self">ortaspan>
fair to middling
<span class="word-self">ortaspan>
mezzo
<span class="word-self">ortaspan>
intermediate

Intermediate and advanced language courses are given in the language being learned. - Orta ve ileri dil kursları öğretilen dilde verilir.

She can't put together three words in Spanish, and she claims she's intermediate. - İspanyolca üç kelimeyi bir araya getiremiyor, ve orta düzey olduğunu iddia ediyor.

<span class="word-self">ortaspan>
centre
<span class="word-self">ortaspan>
fair
<span class="word-self">ortaspan>
media
<span class="word-self">ortaspan>
centro-
<span class="word-self">ortaspan>
the middle
<span class="word-self">ortaspan>
ın the middle
<span class="word-self">ortaspan>
of medium
ortalar
centers
<span class="word-self">ortaspan>
phys. place, locus, field
<span class="word-self">ortaspan>
meso

What makes you think the Middle East is more important than Mesoamerica, for instance? - Örneğin Orta Doğu'nun Orta Amerika'dan daha önemli olduğunu sana düşündürten şey ne?

The earliest civilizations arose in Mesopotamia. - En eski uygarlıklar Mezopotamya'da ortaya çıktı.

<span class="word-self">ortaspan>
middle, central (thing)
<span class="word-self">ortaspan>
middle, centre; central; average, medium, middle, middling; intermediate; moderate, tolerable; mediocre, indifferent
<span class="word-self">ortaspan>
middle, middle part, central part
<span class="word-self">ortaspan>
mediate
<span class="word-self">ortaspan>
mesne
<span class="word-self">ortaspan>
centre [Brit.]
<span class="word-self">ortaspan>
intermediate , medium
<span class="word-self">ortaspan>
bosom
<span class="word-self">ortaspan>
in between
<span class="word-self">ortaspan>
mesial
<span class="word-self">ortaspan>
passable
<span class="word-self">ortaspan>
secondary

In 1873 he moved to Warsaw with his whole family, and from that time taught German at the Veterinary Institute and at a secondary school. - 1873 yılında bütün ailesiyle birlikte Varşova'ya taşındı ve o zamandan sonra Veteriner Enstitüsü ve bir ortaokulda Almanca dersi verdi.

Only two years after receiving their secondary school diploma, young people today know merely ten percent of what they learned on school. That's crazy! We must strive for 100 percent. - Ortaokul diplomalarını aldıktan sadece iki yıl sonra, bugün genç insanlar okulda öğrendiklerinin sadece yüzde onunu biliyorlar. Bu çılgınca! Yüzde yüz için çaba göstermeliyiz.

<span class="word-self">ortaspan>
moderate; average, middling
<span class="word-self">ortaspan>
intermediary
<span class="word-self">ortaspan>
{i} C
<span class="word-self">ortaspan>
centripetal
<span class="word-self">ortaspan>
ides
<span class="word-self">ortaspan>
midway
<span class="word-self">ortaspan>
center,centre
<span class="word-self">ortaspan>
inbetween
Turkish - Turkish

Definition of orta in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">Ortaspan>
vasat
<span class="word-self">Ortaspan>
(Osmanlı Dönemi) CEVŞ
<span class="word-self">Ortaspan>
(Osmanlı Dönemi) VASÎT
<span class="word-self">Ortaspan>
midi
<span class="word-self">ortaspan>
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu
<span class="word-self">ortaspan>
Orantı
<span class="word-self">ortaspan>
Yeniçeri ocağında tabur
<span class="word-self">ortaspan>
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin. İyi ile kötü arasındaki durum, hâl
<span class="word-self">ortaspan>
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş
<span class="word-self">ortaspan>
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
<span class="word-self">ortaspan>
İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat
<span class="word-self">ortaspan>
Topluluk içinde, arasında
<span class="word-self">ortaspan>
Her iki yanda kendi türünden eşit sayıda nesneler bulunan
<span class="word-self">ortaspan>
Görünür, algılanır durum: "Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır."- H. Taner
<span class="word-self">ortaspan>
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner
<span class="word-self">ortaspan>
Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer
<span class="word-self">ortaspan>
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
<span class="word-self">ortaspan>
Görünür, algılanır durum
<span class="word-self">ortaspan>
İçinde, arasında
<span class="word-self">ortaspan>
Her iki yanda kendi türünden eşit sayıda nesneler bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat
<span class="word-self">ortaspan>
Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen
<span class="word-self">ortaspan>
Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre
<span class="word-self">ortaspan>
Eğitimde zayıf ile iyi arasındaki derece
<span class="word-self">ortaspan>
İyi ile kötü arasındaki durum, hâl