kilise

listen to the pronunciation of kilise
Turkish - English

Definition of kilise in Turkish English dictionary

<span class="word-self">kilisespan>
church

There is a church at the back of my house. - Evimin arkasında bir kilise var.

I go to church every Sunday. - Her pazar kiliseye giderim.

<span class="word-self">kilisespan>
parish

They are the boys of the parish. - Onlar kilisenin çocukları.

<span class="word-self">kilisespan>
clerestory
kiliseler
churches

People established churches and schools there. - İnsanlar orada kiliseler ve okullar kurdu.

I don't feel well in churches. - Kiliselerde kendimi iyi hissetmiyorum.

<span class="word-self">kilisespan>
house of god
<span class="word-self">kilisespan>
kirk
<span class="word-self">kilisespan>
curch
<span class="word-self">kilisespan>
fane
<span class="word-self">kilisespan>
fold
<span class="word-self">kilisespan>
meeting house
<span class="word-self">kilisespan>
public worship
<span class="word-self">kilisespan>
basilica
Turkish - Turkish

Definition of kilise in Turkish Turkish dictionary

KİLİSE
(Osmanlı Dönemi) Hıristiyanların mâbedi. Hıristiyan mezhebi
<span class="word-self">kilisespan>
Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer
<span class="word-self">kilisespan>
Hristiyanlıkla ilgili dinî kuruluş
<span class="word-self">kilisespan>
Hristiyanlığın öğretilmesi, dinî işlerin yönetimi vb. ile ilgili papa ve piskoposlar topluluğu
<span class="word-self">kilisespan>
Hristiyan mezheplerinden her biri
<span class="word-self">kilisespan>
Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer: "Katolik kilisesinin hâkim ve müstevli çanı saat üçü vuruyor."- Ö. Seyfettin