İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
aşırı derecede keski..
gözü keskin
hardal gibi keskin
hoş ve keskin tadı o..
iki taraflı keskin
iki ucu keskin
iki ucu keskin kılıç
işitme duyusu keskin
keskin (bakış
keskin (bakış)
keskin (göz/zeka)
keskin (yüz hatları)
keskin (zeka/koku/se..
keskin / sert / acı ..
keskin akıl/zekâ ker..
keskin alet
keskin ayrım
keskin açı
keskin ağız
keskin ağızlı
keskin ağızlı alet
keskin bakış
keskin bakışlı
keskin bakışlılık
keskin bir biçimde
keskin bir sancı
keskin bir sesle
keskin bir tat
keskin bir şeyle kaz..
keskin biçimde gıcır..
keskin bıçak
keskin bıçak ağzı
keskin bıçak gibi
keskin dönemeç
keskin dönemeç / vir..
keskin dönüş
keskin göz
keskin gözlü
keskin kokulu
keskin kokulu gaz
keskin kontak
keskin kurp
keskin kökü
keskin köşe
keskin köşeli
keskin köşeli kum
keskin nişancı
keskin nişancılık
keskin nişancı marks..
keskin olarak
keskin olmayan
keskin ses
keskin sirke kabına/..
keskin tadı olan
keskin tat
keskin viraj
keskin zeka
keskin çığlık
çok keskin gözlü
 
keskinadd into favorites
TR    

keen, sharp, acute, sour, poignant, bitter, sure, acrid, severe, pungent, razor-sharp, razor sharp, mordacious, piquant, nippy, nipping, edged, cutting, blazing, biting, dead, deep, incisive, exquisite, pointed, keen edged, searching, penetrative, mordant, lancinating, tangy, peppery, powerful, subtile, stabbing, sharpedged, rank, trenchant, tart, sharp edged, sharp cut, dry, quick, sharp set, smart, strong, stinging, splitting, spiky, ogive, piercing, sharp-edged, severly, severest, severer, keen-edged, sharp-set, strident, peracute, chiseled, weazen, bitting, slang sodomite, bugger, buggerer, (bakış) penetrating, sharp-cut, (yüz hatları) chiseled, keen, acute, sharp; tart, bitter, pungent, piquant, acrid; keen, acute; severe; (ses) shrill, strident; (rüzgâr) cutting, chiselled [Brit.], chamfer,

1 keen     ts
2 sharp     ts
3 acute  sıfat     ts
4 sour  sıfat     ts
5 poignant  sıfat     ts
6 bitter     ts
7 sure     ts
8 acrid  sıfat     ts
9 severe  sıfat     ts
10 pungent     ts
11 razor-sharp     ts
12 razor sharp     ts
13 mordacious  sıfat     ts
14 piquant  sıfat     ts
15 nippy  sıfat     ts
16 nipping  sıfat     ts
17 edged  sıfat     ts
18 cutting  sıfat     ts
19 blazing  sıfat     ts
20 biting  sıfat     ts
21 dead  sıfat     ts
22 deep  sıfat     ts
23 incisive  sıfat     ts
24 exquisite  sıfat     ts
25 pointed  sıfat     ts
26 keen edged     ts
27 searching  sıfat     ts
28 penetrative     ts
29 mordant     ts
30 lancinating     ts
31 tangy     ts
32 peppery     ts
33 powerful     ts
34 subtile     ts
35 stabbing     ts
36 sharpedged     ts
37 rank     ts
38 trenchant  sıfat     ts
39 tart  sıfat     ts
40 sharp edged     ts
41 sharp cut     ts
42 dry     ts
43 quick  sıfat     ts
44 sharp set     ts
45 smart  sıfat     ts
46 strong  sıfat     ts
47 stinging  sıfat     ts
48 splitting  sıfat     ts
49 spiky  sıfat     ts
50 ogive     ts
51 piercing     ts
52 sharp-edged     ts
53 severly     ts
54 severest     ts
55 severer     ts
56 keen-edged     ts
57 sharp-set     ts
58 strident     ts
59 peracute  Tıp     ts
60 chiseled  Bilgisayar     ts
61 weazen     ts
62 bitting     ts
63 slang sodomite, bugger, buggerer     ts
64 (bakış) penetrating     ts
65 sharp-cut     ts
66 (yüz hatları) chiseled     ts
67 keen, acute     ts
68 sharp; tart, bitter, pungent, piquant, acrid; keen, acute; severe; (ses) shrill, strident; (rüzgâr) cutting     ts
69 chiselled [Brit.]     ts
70 chamfer     ts
More results

BATİK, HEZZUZ, HEZZAM, SERATÎ, Tiz, Kırıcı, incitici, Etkili, sert, Çok kesici, iyi kesen, Görevini iyi yapan, Etkili, sert:"Nihayet güneş doğdu, sis ve duman içinde çölün sabahlarında esen serin ve keskin rüzgârla üşüdük."- F. R. Atay, Tiz (ses):"Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses."- P. Safa, Acı, üzüntü veren, Kırıcı, incitici:"En yakın dostlarına bile, kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş."- H. Taner, Çok kesici, iyi kesen:"Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı."- H. R. Gürpınar,

71 BATİK     ts
72 HEZZUZ     ts
73 HEZZAM     ts
74 SERATÎ     ts
75 Tiz     ts
76 Kırıcı, incitici     ts
77 Etkili, sert     ts
78 Çok kesici, iyi kesen     ts
79 Görevini iyi yapan     ts
80 Etkili, sert:"Nihayet güneş doğdu, sis ve duman içinde çölün sabahlarında esen serin ve keskin rüzgârla üşüdük."- F. R. Atay     ts
81 Tiz (ses):"Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses."- P. Safa     ts
82 Acı, üzüntü veren     ts
83 Kırıcı, incitici:"En yakın dostlarına bile, kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş."- H. Taner     ts
84 Çok kesici, iyi kesen:"Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı."- H. R. Gürpınar     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Word of the day




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada keskin kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. keskin kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan keskin kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.