düz

listen to the pronunciation of düz
Turkish - English

Definition of düz in Turkish English dictionary

<span class="word-self">düzspan>
smooth

Mary smoothed her hair. - Mary saçını düzeltti.

The opening statement went smoothly. - Açılış konuşması düzgünce gitti.

<span class="word-self">düzspan>
plain

She wore a plain blue dress. - O, düz mavi bir elbise giydi.

I'm just a plain old office worker. - Ben sadece düz eski bir ofis çalışanıyım.

<span class="word-self">düzspan>
straight

Go straight up the street for about 100 meters, and you will get to the junction of three roads. - Caddede yaklaşık 100 metre kadar düz gidin, ve üç yollu kavşağa varırsınız.

I want to go straight. - Ben düz gitmek istiyorum.

<span class="word-self">düzspan>
flat

He gave me a flat answer. - O bana düz bir cevap verdi.

She got a flat tire on her way home. - O eve giderken düz bir lastik aldı.

<span class="word-self">düzspan>
{s} even

Tom organized the event. - Tom etkinliği düzenledi.

I corrected even the smallest details. - Ben en küçük ayrıntıları bile düzelttim.

<span class="word-self">düzspan>
erect
<span class="word-self">düzspan>
in plane
<span class="word-self">düzspan>
(Tıp) planum
<span class="word-self">düzspan>
glacé
<span class="word-self">düzspan>
offset
<span class="word-self">düzspan>
(Dilbilim) unrounded
<span class="word-self">düzspan>
nonstriated
<span class="word-self">düzspan>
clear-cut
<span class="word-self">düzspan>
marble
<span class="word-self">düzspan>
upright
<span class="word-self">düzspan>
(Bilgisayar) solid
<span class="word-self">düzspan>
(Tekstil) glace
<span class="word-self">düzspan>
limit
<span class="word-self">düzspan>
(Bilgisayar) regular

Does the error occur regularly or sporadically? Is the error reproducible? - Hata düzenli olarak mı yoksa ara sıra mı meydana geliyor? Hata yeniden üretilebilir mi?

Washing your hands regularly is a good way to prevent catching some diseases. - Ellerinizi düzenli olarak yıkama bazı hastalıklara yakalanmayı önlemek için iyi bir yoldur.

<span class="word-self">düzspan>
(Otomotiv) flat base
<span class="word-self">düzspan>
flattened
<span class="word-self">düzspan>
right

I can't think straight right now. - Şu anda düzgün düşünemiyorum.

Cheer up! Everything will soon be all right. - Neşelen! Her şey yakında düzene girecek.

<span class="word-self">düzspan>
glabrous
<span class="word-self">düzspan>
horizontal
<span class="word-self">düzspan>
level

Corporate bankruptcies continued at a high level last month. - Şirket iflasları geçen ay yüksek bir düzeyde devam etti.

Her acting is on the level of a professional. - Onun oyunculuğu profesyonel düzeydedir.

<span class="word-self">düzspan>
direct
<span class="word-self">düzspan>
levigate
<span class="word-self">düzspan>
the plain
<span class="word-self">düzspan>
straight through
<span class="word-self">düzspan>
flat of
<span class="word-self">düzspan>
straight on

Go straight on, and you will find the store. - Düz gidin ve mağazayı bulacaksınız.

<span class="word-self">düzspan>
flatwise
<span class="word-self">düzspan>
slick
<span class="word-self">düzspan>
flatways
<span class="word-self">düzspan>
a grape raki
<span class="word-self">düzspan>
unflavoured Turkish rakı duziko
<span class="word-self">düzspan>
plane

We were arguing on different planes to the last. - Biz farklı düzlemler üzerinde tartışıyorduk.

The sum of the angles of a triangle on a spherical plane is more than 180 degrees. - Küresel bir düzlemde bir üçgenin açılarının toplamı 180'den dereceden daha fazladır.

<span class="word-self">düzspan>
flush

The toilet doesn't flush properly. - Tuvaletin sifonu düzgün çalışmıyor.

<span class="word-self">düzspan>
platy
<span class="word-self">düzspan>
form

Form a straight line! - Düz bir sıra oluşturun.

<span class="word-self">düzspan>
rectus
<span class="word-self">düzspan>
lank
<span class="word-self">düzspan>
plat

Where are the plates arranged? - Plakalar nerede düzenlenmiş?

He set the table with cups, saucers, plates and chargers. - O, masayı fincanlarla, çay bardağı tabaklarıyla, tabaklarla ve büyük düz tabaklarla donattı.

<span class="word-self">düzspan>
forehand
<span class="word-self">düzspan>
running
Turkish - Turkish

Definition of düz in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">düzspan>
Kıvırcık veya dalgalı olmayan (saç)
<span class="word-self">Düzspan>
yeksan
<span class="word-self">Düzspan>
(Osmanlı Dönemi) MASUG
<span class="word-self">Düzspan>
(Osmanlı Dönemi) MÜMLES
<span class="word-self">düzspan>
Yalın, sade, süssüz
<span class="word-self">düzspan>
Engebesiz olan yer, düzlük, ova: "Kardaş gitmem Diyarbakır düzüne / Kızlar peri olsa bakmam yüzüne."- Halk türküsü. İçinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı, düziko
<span class="word-self">düzspan>
Yayvan, altı derin olmayan
<span class="word-self">düzspan>
İçinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı, düziko
<span class="word-self">düzspan>
Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan
<span class="word-self">düzspan>
içinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı
<span class="word-self">düzspan>
üzüm rakısı
<span class="word-self">düzspan>
Yalın, sade, süssüz. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli
<span class="word-self">düzspan>
Çizgisiz, desensiz ve tek renkli
<span class="word-self">düzspan>
Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı)
<span class="word-self">düzspan>
Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi
<span class="word-self">düzspan>
içinde sakız, anason gibi kokulu maddeler bulunmayan üzüm
<span class="word-self">düzspan>
Engebesiz olan yer, düzlük, ova
<span class="word-self">düzspan>
Kır, ova
<span class="word-self">düzspan>
Kıvrımlı olmayan, doğru