publish, catch, press, depress, to tread (on), to step (on), to trample; to press, to depress, to compress; to print; to raid; to bust; to descend (on); to flood; (karanlık) to fall, to set in; (çığlık) to let out, to utter; (bir yaşa) to enter, to reach; (para) to strike, to coin, to p, stomp, push, break into, step on, impress, letter, flood, flow, foray, trample, strike off, set in, run off, tramp, utter, come on, attack suddenly, come upon, crush, enter, mint, counterfeit, invade, fall, weigh, tread, raid, print, jam, irrupt, sink, stamp, tread on, step, reach, stencil, imprint, to pass, overtake, leave (someone, something) behind, to step on or in, tread on; to set (one's foot) on, put (one's foot) on (a place): Ayağını o ipek halıya basma! Don't you set foot on that silk rug!, to press (one's finger, a seal, a mold, a wood block, etc.) on; to press: Zile bas! Ring the doorbell!, to pack (something) tightly into (a container), to be overjoyed. bastığı yerde ot bitmemek to bring bad luck wherever he/she goes; to blight whatever he/she touches, bear, not to know what one is doing, be out of it, just to pass (someone) by, not to stop and visit (someone). basıp gitmek/geçmek (Konuşma Dili) to get up and leave, take off. bastığı yeri bilmemek, to set, put (a hen) on eggs so that she will hatch them. Bas!/Bas git! slang Clear out! Beat it! Get lost! Scram! basıp geçmek, overwhelm, to be consumed with: Hocayı öfke bastı. The teacher was consumed with rage, suddenly to feel ...: Feci halde uyku bastı. I feel very sleepy, (for something undesirable) to cover (a place): Tarlayı sel bastı. Floodwater has covered the field. Bahçenin her yerini ot bastı. Weeds have taken over the garden, to become, turn (a specified age): Bugün elliye bastı. He turned fifty today, (for fog) to descend on, cover, (for darkness) to fall, to print (books, etc.); to coin, strike, mint (coins), to make an unexpected attack on, raid; (for the police) to bust, to put (air) in (a tire), suddenly to hand in (one's resignation, a letter of protest), suddenly to deliver (a blow) to, land (a blow) on, suddenly to let out (a yell, a curse, a laugh), (for a machine) to pump (a liquid) or compress (a gas), cotton print, chintz, pressing, calico, stuff block, plain lightweight cotton fabric with figured pattern printed on one side, plain white cotton fabric, dimity, printing, printed cloth, printing (cloth, books), printed matter, raid; bust (by the police), print, printed cloth fabric, pressing (something) on, made of printed cloth, print, printed (book, etc.), printed cotton, calico; printed matter; printed, stepping on or in, treading on,
1
publish
ts
2
catch fiil
ts
3
press fiil
ts
4
depress
ts
5
to tread (on), to step (on), to trample; to press, to depress, to compress; to print; to raid; to bust; to descend (on); to flood; (karanlık) to fall, to set in; (çığlık) to let out, to utter; (bir yaşa) to enter, to reach; (para) to strike, to coin, to p
ts
6
stomp fiil
ts
7
push
ts
8
break into
ts
9
step on
ts
10
impress fiil
ts
11
letter fiil
ts
12
flood fiil
ts
13
flow fiil
ts
14
foray fiil
ts
15
trample
ts
16
strike off
ts
17
set in
ts
18
run off
ts
19
tramp
ts
20
utter
ts
21
come on
ts
22
attack suddenly
ts
23
come upon
ts
24
crush
ts
25
enter
ts
26
mint
ts
27
counterfeit
ts
28
invade
ts
29
fall
ts
30
weigh fiil
ts
31
tread fiil
ts
32
raid fiil
ts
33
print fiil
ts
34
jam fiil
ts
35
irrupt fiil
ts
36
sink fiil
ts
37
stamp fiil
ts
38
tread on
ts
39
step fiil
ts
40
reach
ts
41
stencil fiil
ts
42
imprint fiil
ts
43
to pass, overtake, leave (someone, something) behind
ts
44
to step on or in, tread on; to set (one's foot) on, put (one's foot) on (a place): Ayağını o ipek halıya basma! Don't you set foot on that silk rug!
ts
45
to press (one's finger, a seal, a mold, a wood block, etc.) on; to press: Zile bas! Ring the doorbell!
ts
46
to pack (something) tightly into (a container)
ts
47
to be overjoyed. bastığı yerde ot bitmemek to bring bad luck wherever he/she goes; to blight whatever he/she touches
ts
48
bear
ts
49
not to know what one is doing, be out of it
ts
50
just to pass (someone) by, not to stop and visit (someone). basıp gitmek/geçmek (Konuşma Dili) to get up and leave, take off. bastığı yeri bilmemek
ts
51
to set, put (a hen) on eggs so that she will hatch them. Bas!/Bas git! slang Clear out! Beat it! Get lost! Scram! basıp geçmek
ts
52
overwhelm
ts
53
to be consumed with: Hocayı öfke bastı. The teacher was consumed with rage
ts
54
suddenly to feel ...: Feci halde uyku bastı. I feel very sleepy
ts
55
(for something undesirable) to cover (a place): Tarlayı sel bastı. Floodwater has covered the field. Bahçenin her yerini ot bastı. Weeds have taken over the garden
ts
56
to become, turn (a specified age): Bugün elliye bastı. He turned fifty today
ts
57
(for fog) to descend on, cover
ts
58
(for darkness) to fall
ts
59
to print (books, etc.); to coin, strike, mint (coins)
ts
60
to make an unexpected attack on, raid; (for the police) to bust
ts
61
to put (air) in (a tire)
ts
62
suddenly to hand in (one's resignation, a letter of protest)
ts
63
suddenly to deliver (a blow) to, land (a blow) on
ts
64
suddenly to let out (a yell, a curse, a laugh)
ts
65
(for a machine) to pump (a liquid) or compress (a gas)
ts
66
basma
cotton print
ts
67
basma
chintz isim
ts
68
basma
pressing isim
ts
69
basma
calico isim
ts
70
basma
stuff block Spor
ts
71
basma
plain lightweight cotton fabric with figured pattern printed on one side
tabetmek, kesmek, TEKEVVÜK, Bir şey üzerinde kalıp, mühür gibi bir araçla iz yapmak, Baskın yapmak, Örtmek, bürümek, kaplamak, Bazı isimlerle birlikte sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı fiil olarak kullanılır, Bası işi yapmak, tabetmek, Eskiden kullanılan bir çeşit ayakkabı, Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek, Kümes hayvanlarının kuluçkaya yatması, Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak, Çevreyi kaplamak, çökmek, Bir kimse bir yaşa girmek, Baskın yapmak:"Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış."- E. İ. Benice, Bası işi yapmak, tabetmek. Örtmek, bürümek, kaplamak:"Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk."- M. Ş. Esendal, Bir şey üzerinde kalıp, mühür gibi bir araçla iz yapmak:"Şuraya başparmağını bas dediler, ben de bastım."- S. F. Abasıyanık, Sıkıştırarak yerleştirmek, Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek:"Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız."- H. E. Adıvar, Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak:"Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına."- C. Külebi, Küçük çocuklar ayakta durabilmek, Bazı isimlerle birlikte sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı fiil olarak kullanılır:"Bir kahkaha basarak merdivenleri inmeye başladım."- S. F. Abasıyanık."Onları dünyaya getiren analarına ve babalarına gizli gizli içten basıyorlardı küfürü."- Halikarnas Balıkçısı, Bir kimse bir yaşa girmek:"Bugün yirmi yaşına basan Türk genci, İstiklal Harbi olurken beşikte parmağını emiyor, dört ayak üstünde emekliyordu."- P. Safa. Çevreyi kaplamak, çökmek:"Şehri akşamüstü sis basmıştı."- S. F. Abasıyanık, Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi."- Y. Z. Bahadınlı, Uygunsuz vaziyette yakalamak, Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak:"Yüreğinin acısını duyuyordu, Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak, Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek, Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak, Gübre, tezek, Basılmış, matbu. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun, Basmak işi. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş:"O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim."- M. Ş. Esendal, Gazete, dergi, kitap gibi bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua, Bu kumaştan yapılmış olan:"Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti."- P. Safa, matbua, Pamuklu bir kumaş cinsi, çoğunlukla pamuk ipliği kullanarak dokunan kumaşların genel adı, iskambil kâğıdıile oynanan bir oyun, Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı, Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş, Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua, Basmak işi, Basılmış, matbu, Bu kumaştan yapılmış olan, İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun, Desenli kumaş, Bir çeşit iskambil oyunu,
85
tabetmek
ts
86
kesmek
ts
87
TEKEVVÜK
ts
88
Bir şey üzerinde kalıp, mühür gibi bir araçla iz yapmak
ts
89
Baskın yapmak
ts
90
Örtmek, bürümek, kaplamak
ts
91
Bazı isimlerle birlikte sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı fiil olarak kullanılır
ts
92
Bası işi yapmak, tabetmek
ts
93
Eskiden kullanılan bir çeşit ayakkabı
ts
94
Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek
ts
95
Kümes hayvanlarının kuluçkaya yatması
ts
96
Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
ts
97
Çevreyi kaplamak, çökmek
ts
98
Bir kimse bir yaşa girmek
ts
99
Baskın yapmak:"Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış."- E. İ. Benice
ts
100
Bası işi yapmak, tabetmek. Örtmek, bürümek, kaplamak:"Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk."- M. Ş. Esendal
ts
101
Bir şey üzerinde kalıp, mühür gibi bir araçla iz yapmak:"Şuraya başparmağını bas dediler, ben de bastım."- S. F. Abasıyanık
ts
102
Sıkıştırarak yerleştirmek
ts
103
Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek:"Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız."- H. E. Adıvar
ts
104
Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak:"Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına."- C. Külebi
ts
105
Küçük çocuklar ayakta durabilmek
ts
106
Bazı isimlerle birlikte sertlik, aşırılık anlamlarında yardımcı fiil olarak kullanılır:"Bir kahkaha basarak merdivenleri inmeye başladım."- S. F. Abasıyanık."Onları dünyaya getiren analarına ve babalarına gizli gizli içten basıyorlardı küfürü."- Halikarnas Balıkçısı
ts
107
Bir kimse bir yaşa girmek:"Bugün yirmi yaşına basan Türk genci, İstiklal Harbi olurken beşikte parmağını emiyor, dört ayak üstünde emekliyordu."- P. Safa. Çevreyi kaplamak, çökmek:"Şehri akşamüstü sis basmıştı."- S. F. Abasıyanık
ts
108
Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi."- Y. Z. Bahadınlı
ts
109
Uygunsuz vaziyette yakalamak
ts
110
Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak:"Yüreğinin acısını duyuyordu
ts
111
Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak
ts
112
Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek
ts
113
Vücudun ağırlığını verecek biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
ts
114
BASMA
Gübre, tezek
ts
115
BASMA
Basılmış, matbu. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun
ts
116
BASMA
Basmak işi. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş:"O güne kadar bir okka üzüm, bir arşın basma almamış idim."- M. Ş. Esendal
ts
117
BASMA
Gazete, dergi, kitap gibi bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua
ts
118
BASMA
Bu kumaştan yapılmış olan:"Üzerine basma bir elbise ile örme bir ceket giymişti."- P. Safa
ts
119
Basma
matbua
ts
120
basma
Pamuklu bir kumaş cinsi
ts
121
basma
çoğunlukla pamuk ipliği kullanarak dokunan kumaşların genel adı
ts
122
basma
iskambil kâğıdıile oynanan bir oyun
ts
123
basma
Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı
ts
124
basma
Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş
ts
125
basma
Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada basmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. basmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan basmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.