begin, start, commence, fall to, launch, get started, start off, kick off, to begin, to start, to commence, to come on, to enter into, to fall to, to get cracking; to originate; (göreve) to accede (to sth), set out, strike up, get going, began, set in, turn to, proceed, get to, go, enter, get under way, set about, kick on, start from, introduce, embark upon, embark on, originate, set, fall, open, set to, lead off, start in, lay down, set up, come, auspicate, approach, knuckle down, take, ahead, undertake, launch into, strike in, proceed to, go off, inaugurate, get, enter upon, knuckle down to, launch out, to begin, start, commence, knitting to cast on, get a move on, launch out into, enter on, enter into, come on, cut along, initiation, commencement, morning, outbreak, inception, commencing, connecting, inceptive, endlessness, attack, setting, starting, launching, onset, kickoff, throwoff, beginng, beginning, start, sole (used to resole a shoe), beginning, start, commencement,
1
begin fiil
ts
2
start fiil
ts
3
commence fiil
ts
4
fall to
ts
5
launch Hukuk
ts
6
get started
ts
7
start off
ts
8
kick off
ts
9
to begin, to start, to commence, to come on, to enter into, to fall to, to get cracking; to originate; (göreve) to accede (to sth)
girmek, almak, TEBEDDÜ', tutmak, Hoş olmayan bir davranışa koyulmak, Görünmek, Görünmek:"Kasabanın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardı."- S. F. Abasıyanık, Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak:"Şiirimiz milletimizin Anadolu'daki teşekkülü ile başlar."- Y. K. Beyatlı, Bir işe girişmek, harekete geçmek:"Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı."- H. Taner. Çalışır, işler, yürür duruma girmek:"Bundan başka, evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı."- H. E. Adıvar, Etkisini gösterme:"Kış başlarken yapraklar döküldü."- C. Uçuk, Hoş olmayan bir davranışa koyulmak:"Etraftaki çocuklar gene arsızlanmaya başladılar."- O. C. Kaygılı, Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak, Çalışır, işler, yürür duruma girmek, Bir işe girişmek, harekete geçmek, Etkisini gösterme, TASDİR, BEDV, İNDİFA, İSTİFRA', Başlamak işi,
80
girmek
ts
81
almak
ts
82
TEBEDDÜ'
ts
83
tutmak
ts
84
Hoş olmayan bir davranışa koyulmak
ts
85
Görünmek
ts
86
Görünmek:"Kasabanın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardı."- S. F. Abasıyanık
ts
87
Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak:"Şiirimiz milletimizin Anadolu'daki teşekkülü ile başlar."- Y. K. Beyatlı
ts
88
Bir işe girişmek, harekete geçmek:"Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı."- H. Taner. Çalışır, işler, yürür duruma girmek:"Bundan başka, evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı."- H. E. Adıvar
ts
89
Etkisini gösterme:"Kış başlarken yapraklar döküldü."- C. Uçuk
ts
90
Hoş olmayan bir davranışa koyulmak:"Etraftaki çocuklar gene arsızlanmaya başladılar."- O. C. Kaygılı
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada başlamak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. başlamak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan başlamak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.