bölüm

listen to the pronunciation of bölüm
Turkish - English

Definition of bölüm in Turkish English dictionary

<span class="word-self">bölümspan>
(Hukuk) chapter

Let's begin with the first chapter. - İlk bölümle başlayalım.

You will have guessed its meaning by the end of the chapter. - Bölümün sonunda onun anlamını tahmin etmiş olacaksınız.

<span class="word-self">bölümspan>
{i} department

The document was distributed to all department heads. - Belge tüm bölüm başkanlarına dağıtıldı.

He is the chief of my department. - Benim bölüm şefimdir.

<span class="word-self">bölümspan>
{i} section

Who's in charge of the sales section? - Satış bölümünün sorumlusu kim?

He was promoted to section chief. - O, bölüm şefliğine atandı.

<span class="word-self">bölümspan>
episode

Did you see yesterday's episode? - Dünkü bölümü gördün mü?

Seriously though, episode 21 made me almost cry while laughing. - Ama cidden, ben gülerken bölüm 21 neredeyse beni ağlatıyordu.

<span class="word-self">bölümspan>
{i} sequence
<span class="word-self">bölümspan>
compartment

The bureau drawer has several compartments. - Büro çekmecesinin birçok bölümü var.

<span class="word-self">bölümspan>
{i} portion

Land occupies the minor portion of the earth's surface. - Ülke dünya yüzeyinin küçük bir bölümünü kaplar.

Do you have a technical diagram for this portion? - Bu bölüm için teknik bir şemanız var mı?

<span class="word-self">bölümspan>
{i} fraction
<span class="word-self">bölümspan>
bit

Hey, what happened in the final episode of 'Tom and Mary'? They broke up, in the end. It was really bittersweet. Oh my! And after being so deeply in love! - Hey, Tom ve Mary'nin son bölümünde neler oldu? Onlar sonunda ayrıldılar. Gerçekten buruktu. Tanrım! Ve bu kadar derinden aşık olduktan sonra!

<span class="word-self">bölümspan>
class
<span class="word-self">bölümspan>
part

Will you explain the last part in detail? - Son bölümü ayrıntılı olarak açıklar mısın?

This part of the tune needs some real skill. It took me ages to learn how to play it on the piano. - Bestenin bu bölümünün biraz gerçek beceriye ihtiyacı var.Bunun piyanoda nasıl çalınacağını öğrenmek uzun zamanımı aldı.

<span class="word-self">bölümspan>
(Ticaret) paragraph
<span class="word-self">bölümspan>
(Ticaret) component
<span class="word-self">bölümspan>
{i} category
<span class="word-self">bölümspan>
stretch
<span class="word-self">bölümspan>
(Muzik) movement
<span class="word-self">bölümspan>
passage
<span class="word-self">bölümspan>
sector
<span class="word-self">bölümspan>
(Tıp) divisio

I had the pleasure of learning that you recently became the manager of the production division. - Ben son zamanlarda üretim bölümü müdürü olduğunu öğrenmekten memnuniyet duydum.

Sami was transferred to the central traffic division. - Sami, merkezi trafik bölümüne transfer edildi.

<span class="word-self">bölümspan>
water body
<span class="word-self">bölümspan>
(Ticaret) element
<span class="word-self">bölümspan>
batch
<span class="word-self">bölümspan>
portio

Do you have a technical diagram for this portion? - Bu bölüm için teknik bir şemanız var mı?

Land occupies the minor portion of the earth's surface. - Ülke dünya yüzeyinin küçük bir bölümünü kaplar.

<span class="word-self">bölümspan>
rubic
<span class="word-self">bölümspan>
subdivision
<span class="word-self">bölümspan>
(Bilgisayar) partition
<span class="word-self">bölümspan>
(Bilgisayar) dept
<span class="word-self">bölümspan>
(Tiyatro) act

The actor was on the stage for most of the play. - Aktör oyunun büyük bölümünde sahnedeydi.

<span class="word-self">bölümspan>
sectional
<span class="word-self">bölümspan>
proportion

Robert got a small proportion of the profit. - Robert, karın küçük bir bölümünü aldı..

<span class="word-self">bölümspan>
pass

He gave me chapter and verse on how bears pass the winter. - O bana ayıların kışı nasıl geçirdiği hususunda bölüm ve ayet verdi.

<span class="word-self">bölümspan>
arm

The Sagittarius and Perseus Arms of the galaxy remained unexplored for thousands of years. - Galaksinin Yay ve Perse takım yıldızı bölümleri binlerce yıl keşfedilmemiş olarak kaldı.

<span class="word-self">bölümspan>
{i} segment

Tom often rings the radio station to give his opinion on the talk-back segment. - Tom cevap verme bölümünde fikrini vermek için sık sık radyo istasyonunu arar.

<span class="word-self">bölümspan>
quotient
<span class="word-self">bölümspan>
septum
<span class="word-self">bölümspan>
instalment
<span class="word-self">bölümspan>
bay
<span class="word-self">bölümspan>
side
<span class="word-self">bölümspan>
repartition
<span class="word-self">bölümspan>
segmentation
<span class="word-self">bölümspan>
contingent
<span class="word-self">bölümspan>
branch
<span class="word-self">bölümspan>
breakup
<span class="word-self">bölümspan>
leg
<span class="word-self">Bölümspan>
episodes of
<span class="word-self">bölümspan>
the part
<span class="word-self">bölümspan>
chapters

I only read the first three chapters. - Sadece ilk üç bölümü okudum.

I've read only the first three chapters. - Sadece ilk üç bölümü okudum.

bölümler
sections

Mary used walking poles to assist her with the uphill and downhill sections of the journey. - Meryem, yolculuğun engebeli bölümlerinde destek için yürüyüş batonu kullandı.

bölümler
the partitions
bölümler
departments
bölümler
chapters

The book is missing the 2nd, 5th, and 13th chapters. - Kitabın 2'nci, 5'inci ve 13'üncü bölümleri eksik.

Skip the boring chapters. - Sıkıcı bölümleri geç.

bölümler
divisions
<span class="word-self">bölümspan>
installment
<span class="word-self">bölümspan>
chapter , division (math) , quotient , section
<span class="word-self">bölümspan>
fragment

It's hard to splice the two fragments together. - İki bölümü birlikte eklemek zordur.

<span class="word-self">bölümspan>
squad
<span class="word-self">bölümspan>
portion, slice, part, division, chapter, section
<span class="word-self">bölümspan>
cantle
<span class="word-self">bölümspan>
part, bay; portion, division; chapter, instalment; passage; quotient; department
<span class="word-self">bölümspan>
division

Sami was transferred to the central traffic division. - Sami, merkezi trafik bölümüne transfer edildi.

I had the pleasure of learning that you recently became the manager of the production division. - Ben son zamanlarda üretim bölümü müdürü olduğunu öğrenmekten memnuniyet duydum.

<span class="word-self">bölümspan>
desk
<span class="word-self">bölümspan>
instal(l)ment
Turkish - Turkish

Definition of bölüm in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">bölümspan>
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada, belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay
<span class="word-self">Bölümspan>
(Osmanlı Dönemi) FASL
<span class="word-self">Bölümspan>
seksiyon
<span class="word-self">bölümspan>
Çağ, devir
<span class="word-self">bölümspan>
Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman
<span class="word-self">bölümspan>
Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı
<span class="word-self">bölümspan>
Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç
<span class="word-self">bölümspan>
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım
<span class="word-self">bölümspan>
Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik
<span class="word-self">bölümspan>
Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon