anlama

listen to the pronunciation of anlama
Turkish - English

Definition of anlama in Turkish English dictionary

anlam
sense

I am nervous in a sense. - Ben bir anlamda asabiyim.

What you are saying does not make sense. - Söylediğinin anlamı yok.

<span class="word-self">anlamaspan>
comprehension

Each chapter in the textbook is followed by about a dozen comprehension questions. - Ders kitabında her bölüm yaklaşık bir düzine anlama soruları tarafından takip edilir.

That was beyond my comprehension. - O benim anlamamın ötesinde bir şeydi.

anlam
meaning

The term hutong, originally meaning water well, came from the Mongolian language about 700 years ago. - Orijinalde su kuyusu anlamına gelen hutong sözcüğü, Moğol dilinden yaklaşık 700 yıl önce gelmiştir.

Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful. - Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.

<span class="word-self">anlamaspan>
understanding

There is an urgent need for understanding how climate change will affect our lives. - İklim değişikliğinin yaşamlarımızı nasıl etkileyeceğini anlamaya acil bir ihtiyaç var.

Tom says that he has no trouble understanding Mary's French. - Tom Mary'yi Fransızca anlamakta zorlanmadığını söylüyor.

<span class="word-self">anlamaspan>
fathom
anlam
meaning, sense
anlam
{i} denotation
anlam
{i} inference
anlam
{i} content

Where a painting's general sense seems clear, moreover, the exact decoding of its content remains in doubt. - Bir resmin genel anlamı açık görünse de, buna rağmen, onun içeriğinin tam çözümü şüpheli kalır.

<span class="word-self">anlamaspan>
insight

Thanks for the insight. - Anlama için teşekkürler.

<span class="word-self">anlamaspan>
grasp

Some people find it easier to grasp the short-term effects of smoking. - Bazı insanlar sigaranın kısa vadeli etkilerini anlamayı daha kolay buluyor.

We have to grasp this issue. - Bu meseleyi anlamak zorundayız.

<span class="word-self">anlamaspan>
{i} uptake

Tom's pretty quick on the uptake. - Tom anlamada oldukça hızlı.

anlam
construction
anlam
intention

You have to read between the lines to know the true intention of the author. - Yazarın gerçek niyetini bilmek için yazının gerçek anlamını bulmalısınız.

I don't understand what his intentions are. - Onun niyetlerinin ne olduğunu anlamıyorum.

anlam
effect

Some people find it easier to grasp the short-term effects of smoking. - Bazı insanlar sigaranın kısa vadeli etkilerini anlamayı daha kolay buluyor.

anlam
drift
<span class="word-self">anlamaspan>
perception
anlam
sound

I tried to sound out his views. - Onun görüşlerini anlamaya çalıştım.

anlam
significance

Your thoughts are of no significance at all. - Düşüncelerinizin hiçbir anlamı yok.

anlam
rhyme or reason
anlam
point

Life is cruel but not pointless. - Hayat zalim; fakat anlamsız değil.

I don't see your point. - Siz insanları anlamıyorum.

anlam
semantics

You're arguing semantics. - Anlambilim tartışıyorsunuz.

anlam
{i} mean

Blog means web log. - Blog'un anlamı web günlüğüdür.

What does this sign mean? - Bu işaret ne anlama geliyor?

anlam
implication
<span class="word-self">anlamaspan>
intellection
<span class="word-self">anlamaspan>
{i} finding out

I'm trying to figure out how you managed to do that without anyone finding out. - Biri fark etmeden onu nasıl başardığını anlamaya çalışıyorum.

anlam
meaning to
<span class="word-self">anlamaspan>
in understanding
<span class="word-self">anlamaspan>
the mean of
anlam
strain
anlam
explanation

His explanation was too sketchy. I didn't understand it. - Açıklaması çok baştan savmaydı. Onu anlamadım.

Don't hesitate to ask questions if you don't understand my explanation. - Açıklamamı anlamazsan sorular sormaktan çekinme.

anlam
significancy
anlam
tenor
anlam
acceptation
anlam
signification
anlam
purview
anlam
meaning, sense mana
anlam
purport
anlam
import

The most important thing is that you understand me. - En önemli şey beni anlaman.

Some day you will come to realize the importance of saving. - Bir gün tasarrufun önemini anlamak için geleceksin.

anlam
hang

I don't understand. Why do you hang out with her all the time? - Anlamıyorum. Niye her zaman onunla takılıyorsun?

I don't understand why you hang out with her all the time. - Her zaman onunla niye takılıyorsun anlamıyorum.

<span class="word-self">anlamaspan>
intelligence

You don't need much intelligence to understand that. - Onu anlamak için çok zekaya ihtiyacın yok.

<span class="word-self">anlamaspan>
appreciation
<span class="word-self">anlamaspan>
understanding, comprehension, apprehension
<span class="word-self">anlamaspan>
sense

Tom tried to make sense of what just happened. - Tom sadece ne olduğunu anlamaya çalıştı.

She had enough sense to understand what he really meant. - Gerçekten onun ne kastettiğini anlamak için yeterli aklı vardı.

<span class="word-self">anlamaspan>
prehension
<span class="word-self">anlamaspan>
knowledge
<span class="word-self">anlamaspan>
realization
<span class="word-self">anlamaspan>
grip
<span class="word-self">anlamaspan>
apprehension
<span class="word-self">anlamaspan>
understanding, comprehending
<span class="word-self">anlamaspan>
drift
<span class="word-self">anlamaspan>
composition

This composition is so badly written than I can not make out what he means. - Bu kompozisyon o kadar kötü yazılmış ki ben onun ne anlama geldiğini çıkaramıyorum.

<span class="word-self">anlamaspan>
ascertain
Turkish - Turkish

Definition of anlama in Turkish Turkish dictionary

Anlam
meal
Anlam
deme
Anlam
valör
Anlam
mana

Kelimelerin manası kontekste göre değişir. - Kelimelerin anlamı içeriğe göre değişir.

Bu kelimenin manası nedir? - Bu sözcüğün anlamı nedir?

Anlam
medlül
Anlam
fehva
Anlam
medlûl
Anlam
fevha
<span class="word-self">Anlamaspan>
tefehhüm
<span class="word-self">Anlamaspan>
takdir
anlam
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey; bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva
anlam
Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey
anlam
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör
<span class="word-self">anlamaspan>
Feraset, sezgi
<span class="word-self">anlamaspan>
Anlamak işi, vukuf
<span class="word-self">anlamaspan>
Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme