flow, leak, course, issue, drain, run out, pour out, well forth, stream, sluice, well out, well up, flow over, bleed, run, run down, drain off, drain away, fall into, effuse, pour, discharge, flow off, well up; splutter (as a pen), to flow, to drain, to trickle; to leak; to run down, to overflow, exude , exude, flow from, overflow, trickle, tap, emanate, elapse, (for a faucet, water) to run; to run down; to overflow, to leak, be leaky, slang to slip away, escape inconspicuously, to come in great amounts or in great crowds, efflux, (for cloth) to wear out and fray. Akmasa da damlar. (Atasözü) It brings in at least a little money. Akacak kan damarda durmaz. (Atasözü) You can't escape fate. akan sular durmak to be indisputable, be beyond contradiction, mark off, creep, yield, outpour, fluxing, gliding, yielding, runoff, flowing, effluence, streaming, expulsion, flux, flow, flowing, runoff; creep, effusion, (manyetik) flux, flowing, flow, scrolling, fluxion, a shooting star, meteor, prov. resin,
1
flow
ts
2
leak
ts
3
course fiil
ts
4
issue fiil
ts
5
drain
ts
6
run out
ts
7
pour out
ts
8
well forth
ts
9
stream fiil
ts
10
sluice fiil
ts
11
well out
ts
12
well up
ts
13
flow over
ts
14
bleed
ts
15
run fiil
ts
16
run down
ts
17
drain off
ts
18
drain away
ts
19
fall into
ts
20
effuse
ts
21
pour fiil
ts
22
discharge fiil
ts
23
flow off
ts
24
well up; splutter (as a pen)
ts
25
to flow, to drain, to trickle; to leak; to run down, to overflow
ts
26
exude
ts
27
exude
ts
28
flow from
ts
29
overflow
ts
30
trickle
ts
31
tap
ts
32
emanate
ts
33
elapse
ts
34
(for a faucet, water) to run; to run down; to overflow
ts
35
to leak, be leaky
ts
36
slang to slip away, escape inconspicuously
ts
37
to come in great amounts or in great crowds
ts
38
efflux
ts
39
(for cloth) to wear out and fray. Akmasa da damlar. (Atasözü) It brings in at least a little money. Akacak kan damarda durmaz. (Atasözü) You can't escape fate. akan sular durmak to be indisputable, be beyond contradiction
gelmek, SEV', DABB, süzülmek, TEFESSUD, HETALAN, dolaşmak, Çabucak savuşmak; ortadan kaybolmak, Art arda ve toplu olarak gitmek, Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak, Sürüp gitmek, Bir kap veya bir yer içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak, Karışmak, katılmak, Bir kap veya bir yer içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak, Sıvı bir madde bir yerden çıkmak, Bu gibi maddeler aşağıya, yere düşmek, Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek:"Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış."- S. F. Abasıyanık, Art arda ve toplu olarak gitmek:"Öfkeli insanlar, el ele, omuz omuza Taksim'e doğru akıyorlardı."- Y. Z. Ortaç, Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak:", Sürüp gitmek:"Nedim divanında bir kaside vardır, müjgân üstüne, hicran üstüne, umman üstüne kafiyeleri ve redifleriyle akar."- Y. K. Beyatlı, Boya birbirine karışmak, Zaman çabuk geçmek, arşafın kumaşı da yer yer akmış, buruşmuştu."- R. H. Karay, Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek, Akmak işi, Reçine, çam sakızı, Reçine, çam sakızı, akındırık, çam sakızı,
61
gelmek
ts
62
SEV'
ts
63
DABB
ts
64
süzülmek
ts
65
TEFESSUD
ts
66
HETALAN
ts
67
dolaşmak
ts
68
Çabucak savuşmak; ortadan kaybolmak
ts
69
Art arda ve toplu olarak gitmek
ts
70
Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak
ts
71
Sürüp gitmek
ts
72
Bir kap veya bir yer içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak
ts
73
Karışmak, katılmak
ts
74
Bir kap veya bir yer içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak
ts
75
Sıvı bir madde bir yerden çıkmak
ts
76
Bu gibi maddeler aşağıya, yere düşmek
ts
77
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek:"Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış."- S. F. Abasıyanık
ts
78
Art arda ve toplu olarak gitmek:"Öfkeli insanlar, el ele, omuz omuza Taksim'e doğru akıyorlardı."- Y. Z. Ortaç
ts
79
Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak:"
ts
80
Sürüp gitmek:"Nedim divanında bir kaside vardır, müjgân üstüne, hicran üstüne, umman üstüne kafiyeleri ve redifleriyle akar."- Y. K. Beyatlı
ts
81
Boya birbirine karışmak
ts
82
Zaman çabuk geçmek
ts
83
arşafın kumaşı da yer yer akmış, buruşmuştu."- R. H. Karay
ts
84
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada akmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. akmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan akmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.