Even so ... she didn't have to slap me!
- Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!
It is nevertheless a good sentence.
- O yine de iyi bir cümle.
It's just five in the morning, but nevertheless it is light out.
- Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.
Still, the war was not over.
- Yine de, savaş bitmedi.
Tom did the best he could, but he still wasn't able to pass the course.
- Tom elinden geleni yaptı, ama yine de dersleri geçemedi.
It was raining. However, they still went on their school trip.
- Yağmur yağıyordu. Ancak onlar yine de okul gezilerine devam ettiler.
All dogs are animals. However, that doesn't mean that all animals are dogs.
- Bütün köpekler hayvandır. Yine de bu bütün hayvanların köpek olduğu anlamına gelmez.
Though he was poor, he was nonetheless happy.
- Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.
Most jellyfish stings aren't deadly, but many are pretty painful nonetheless.
- Çoğu denizanası sokmaları ölümcül değil ama çoğu yine de oldukça ağrılıdır.
You will yet regret it.
- Yine de ona pişman olacaksın.
We have yet to learn the truth.
- Yine de gerçeği öğrenmek zorundayız.
I tried many things but failed after all.
- Ben çok şey denedim fakat yine de başarısız oldum.
Who knows, maybe Christmas in Boston won't be so bad after all.
- Kim bilir, belki Boston'daki noel yine de o kadar da kötü olmayacaktır.
Though he was poor, he was nonetheless happy.
- Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.
You can probably guess what happens though.
- Yine de büyük olasılıkla ne olacağını tahmin edebilirsin.
That has been my experience anyhow.
- O yine de benim tecrübemdi,
It might rain, but I'm going anyhow.
- Yağmur yağabilir ama yine de gidiyorum.
My wife has faults. None the less, I love her.
- Karımın hataları var. Yine de, ben onu seviyorum.
He's not doing a very good job. All the same, you've got to admit that he's doing his best.
- O çok iyi bir iş yapmıyor. Yine de, onun elinden geleni yaptığını kabul etmelisin.
I cannot go to the party, but thank you for inviting me all the same.
- Partiye gidemem, yine de beni davet ettiğin için teşekkür ederim.
She wanted to go out anyway.
- Yine de dışarı çıkmak istedi.
Let's hope for the best anyway.
- Hayırlısı diyelim yine de.
At any rate, I can go out when it stops raining.
- Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.
Our trip was long, difficult and dangerous. We're just happy to be back home in one piece.
- Yolculuğumuz; uzun, çetin ve tehlikeliydi. Yine de evlerimize sağ salim döndüğümüz için mutluyuz.
It's just five in the morning, but nevertheless it is light out.
- Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.