I'm feeling a lot better.
- Çok daha iyi hissediyorum.
Nakido is better than Twitter.
- Nakido, Twitter'dan daha iyidir.
It would be preferable for you to surrender.
- Teslim olmanız daha iyi olurdu.
Peace is preferable to war.
- Barış savaştan daha iyidir.
Some people think eating at home is better for you than eating out.
- Bazı insanlar senin için evde yemenin dışarıda yemekten daha iyi olduğunu düşünüyor.
Better to remain silent and be thought a fool than to speak out and remove all doubt.
- Sessiz kalmak ve bir aptal olarak düşünülmek bütün şüpheyi açıkça konuşmak ve gidermekten daha iyidir.
He is superior to her in math.
- Matematikte ondan daha iyi.
Tom has to do better on the next test or he'll fail my class.
- Tom bir sonraki sınavda daha iyi yapmak zorunda yoksa benim dersimde başarısız olacak.
Let's try to make our world better.
- Dünyamızı daha iyi yapmak için çalışalım.
I was in better shape back then.
- O zamanlar gerçekten daha iyi şekildeydim.
We know we can do better.
- Daha iyi şekilde yapabileceğimizi düşünüyoruz.
She's rich, and even better, she's gorgeous.
- O zengin ve daha da iyisi o çok güzel.
His old company gave him the shaft. But I admire the way he turned bad luck into good and did even better with his own business.
- Eski şirketi ona kazık attı. Fakat onun kötü şansını iyiye çevirmesine ve kendi işinde daha da iyisini yapmasına hayranım.