compel, enforce, force, impose, constrain, inflict, worry, urge, coerce, drive, to force, push, obligate, strain, exact, impress, highpressure, bully, be urgent with smb, bludgeon, edge on, subdue, sweat, stretch, stampede, railroad, twist smb.'s arm, put, come down, oblige, crack, wrest, railroad into doing, push smb. for, drag in, impel, do violence to, cozen, cow smb. into, lean upon, pressure, press, press gang smb. into doing smth, outrage, clamor down, obtrude, to try to force (something) open, try to break (something) open: Kapıyı zorlama! Don't try to force the door open!, to strain, exert (oneself) to the utmost, to put pressure on, put (someone) under pressure, pressure (someone) insistently, press (someone) insistently, to force, constrain, coerce, or compel (someone) (to do something), to force; to coerce, to compel, to oblige; to strain, to strain, put a strain upon (something), be urgent with somebody, push somebody for, push smb for, pluck, press into, muscle in, compel to, compel to be, clamour down, bring pressure to bear on, cow somebody into, force to be, make, force to, demand, twist someone's arm, enforcement, constraint, coercion, compulsion, arm-twisting, violence, screw, constraining, stress, forced: zorlama yürüyüş forced march, forcing; constraint; coercion; compelling, compulsion, compulsion, constraint, coercion; rupture; forced, compulsory, pressuring (someone) insistently, trying to force (something) open, arm twisting, compulsory, rupture, coercitive, far-fetched, coaction, duress, obliging, impellent, exacting, forcing,
1
compel fiil
ts
2
enforce fiil
ts
3
force fiil
ts
4
impose
ts
5
constrain fiil
ts
6
inflict
ts
7
worry fiil
ts
8
urge
ts
9
coerce fiil
ts
10
drive fiil
ts
11
to force
ts
12
push fiil
ts
13
obligate
ts
14
strain fiil
ts
15
exact fiil
ts
16
impress fiil
ts
17
highpressure
ts
18
bully fiil
ts
19
be urgent with smb
ts
20
bludgeon fiil
ts
21
edge on
ts
22
subdue fiil
ts
23
sweat fiil
ts
24
stretch fiil
ts
25
stampede fiil
ts
26
railroad fiil
ts
27
twist smb.'s arm
ts
28
put
ts
29
come down
ts
30
oblige
ts
31
crack
ts
32
wrest fiil
ts
33
railroad into doing
ts
34
push smb. for
ts
35
drag in fiil
ts
36
impel fiil
ts
37
do violence to
ts
38
cozen fiil
ts
39
cow smb. into
ts
40
lean upon
ts
41
pressure fiil
ts
42
press fiil
ts
43
press gang smb. into doing smth
ts
44
outrage fiil
ts
45
clamor down
ts
46
obtrude
ts
47
to try to force (something) open, try to break (something) open: Kapıyı zorlama! Don't try to force the door open!
ts
48
to strain, exert (oneself) to the utmost
ts
49
to put pressure on, put (someone) under pressure, pressure (someone) insistently, press (someone) insistently
ts
50
to force, constrain, coerce, or compel (someone) (to do something)
ts
51
to force; to coerce, to compel, to oblige; to strain
mecbur etmek, cebretmek, UBUR, ZECİR, sıkıştırmak, yırtmak, Üstelemek, ısrar etmek, Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek:"Bir realite hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zorluyorduk."- F. R. Atay, Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak. Üstelemek, ısrar etmek:"Bütün köylü zorladı da, bu sefer izin alabildi."- Ö. Seyfettin, Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek, Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak, TECAVÜZ, İCBAR ETME, cebr, Zorlanarak sağlanan, cebrî:"Melodram ile vodvilin temelde eş yapıda, zorlama türler olduğunu yazar durmadan."- N. Cumalı, Zorlanmak işi, zecir, Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk, Zorlanarak sağlanan, cebrî, Zorlanmak işi, zecir:"İlk gençliğimin en büyük sıkıntısı bu şiir zorlamasıdır."- F. R. Atay. Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk,
94
mecbur etmek
ts
95
cebretmek
ts
96
UBUR
ts
97
ZECİR Hukuk
ts
98
sıkıştırmak
ts
99
yırtmak
ts
100
Üstelemek, ısrar etmek
ts
101
Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek:"Bir realite hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zorluyorduk."- F. R. Atay
ts
102
Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak. Üstelemek, ısrar etmek:"Bütün köylü zorladı da, bu sefer izin alabildi."- Ö. Seyfettin
ts
103
Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek
ts
104
Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak
ts
105
Zorlama
TECAVÜZ
ts
106
Zorlama
İCBAR ETME Hukuk
ts
107
zorlama
cebr
ts
108
zorlama
Zorlanarak sağlanan, cebrî:"Melodram ile vodvilin temelde eş yapıda, zorlama türler olduğunu yazar durmadan."- N. Cumalı
ts
109
zorlama
Zorlanmak işi, zecir
ts
110
zorlama
Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk
ts
111
zorlama
Zorlanarak sağlanan, cebrî
ts
112
zorlama
Zorlanmak işi, zecir:"İlk gençliğimin en büyük sıkıntısı bu şiir zorlamasıdır."- F. R. Atay. Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada zorlamak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. zorlamak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan zorlamak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.