İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
arkadaşlıktan zevk a..
bayağı zevk
bir şeyden zevk alma..
bir şeyi zevk için y..
bir şeyle sırf zevk ..
boş zevk
bu bana büyük zevk v..
bu zevk bana ait
büyük zevk almak
cinsel ilişkiden zev..
ev içinde zevk ve sü..
fikir ve sanatta inc..
galip gelmekten büyü..
gösterişten zevk alm..
hiçbir şeyden zevk a..
insana zevk veren he..
iyi yaşamaktan zevk ..
işinden zevk alma
kendini dinlemekten ..
onunla iş yapmak zev..
sanat veya bilimle z..
seks / zevk / şehvet..
sevişenleri izlemekt..
tüketimden zevk alan..
varlığı ile zevk ver..
yaşamdan zevk alan
yemek ve içkide zevk..
zamanla kazanılan ze..
zevk alamama
zevk almak
zevk almak/duymak
zevk almaz bir biçim..
zevk almış
zevk dolu
zevk duymak
zevk duyma korkusu
zevk dölü
zevk düşkünü
zevk düşkünü kimse
zevk edinmek
zevk ehli
zevk etmek
zevk ilkesi
zevk için
zevk için araba sürm..
zevk içinde yaşamak
zevk için ilgilenen ..
zevk için sürme
zevk için yapmak
zevk için yapılan
zevk için yapılan iş
zevk kaynağı
zevk meselesi
zevk sahibi
zevk sahibi kimse
zevk sahibi olmak
zevk suyu
zevk verecek şekilde
zevk veren
zevk veren şey
zevk verici
zevk vermek
zevk vermeyen
zevk ve sefa sürmek
zevk ve sefaya düşkü..
zevk ve sefaya düşkü..
zevk ve sefa yolu
özel zevk
şeytanca bir zevk du..
 
zevkadd into favorites
TR    

pleasure, fancy, meat, luxury, like, taste, treat, sweet, delight, amuse, gratification, gusto, stingo, enjoyment, savour, delectation, indulgence, bang, relish, savor, lusty, man, liking, jollity, kick, delightfulness, good taste, savour [Brit.], appreciation, amusement, ecstasy, flavour, sense of taste, gustation, (a) taste, (a) preference, (a) liking, enjoyment, pleasure, delight, fun, indulgence, kick; taste, flavour; appreciation, good taste, pleasure, delight, enjoyment, fun, delectation, good taste, taste, discrimination, joy,

1 pleasure     ts
2 fancy  isim     ts
3 meat  isim     ts
4 luxury     ts
5 like  isim     ts
6 taste     ts
7 treat     ts
8 sweet  isim     ts
9 delight  isim     ts
10 amuse     ts
11 gratification     ts
12 gusto  isim     ts
13 stingo     ts
14 enjoyment  isim     ts
15 savour     ts
16 delectation  isim     ts
17 indulgence  isim     ts
18 bang  isim     ts
19 relish  isim     ts
20 savor  isim     ts
21 lusty     ts
22 man     ts
23 liking  isim     ts
24 jollity     ts
25 kick  isim     ts
26 delightfulness     ts
27 good taste     ts
28 savour [Brit.]     ts
29 appreciation     ts
30 amusement     ts
31 ecstasy     ts
32 flavour     ts
33 sense of taste, gustation     ts
34 (a) taste, (a) preference, (a) liking     ts
35 enjoyment, pleasure, delight, fun, indulgence, kick; taste, flavour; appreciation, good taste     ts
36 pleasure, delight, enjoyment, fun, delectation     ts
37 good taste, taste, discrimination     ts
38 joy     ts
More results

Boş vakit geçirmek. Eğlenmek, Alay etmek. Güzeli çirkinden ayırma kabiliyeti.(Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz... S.), Lezzet alma, hoşa gitme, tatma, Hoş, hoşa giden. Mânevi haz, selvet, Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni, Hoşa giden ve eğlendiren şey, Tat, lezzet, Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz, Beğeni, Tat, lezzet:"Batı edebiyatında şarap içmekten onun zevkinden hiç bahsedilmez."- B. Felek, Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz:"İçtik bu nadir içkiyi yıllarca kanmadık / Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor yazık."- Y. K. Beyatlı, Hoşa giden ve eğlendiren şey:"Su gibi para harcıyor, zevkine zevk, rahatına rahat katıyor."- N. Cumalı, Eğlence,

39 Boş vakit geçirmek. Eğlenmek     ts
40 Alay etmek. Güzeli çirkinden ayırma kabiliyeti.(Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz... S.)     ts
41 Lezzet alma, hoşa gitme, tatma     ts
42 Hoş, hoşa giden. Mânevi haz     ts
43 selvet     ts
44 Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni     ts
45 Hoşa giden ve eğlendiren şey     ts
46 Tat, lezzet     ts
47 Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz     ts
48 Beğeni     ts
49 Tat, lezzet:"Batı edebiyatında şarap içmekten onun zevkinden hiç bahsedilmez."- B. Felek     ts
50 Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz:"İçtik bu nadir içkiyi yıllarca kanmadık / Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor yazık."- Y. K. Beyatlı     ts
51 Hoşa giden ve eğlendiren şey:"Su gibi para harcıyor, zevkine zevk, rahatına rahat katıyor."- N. Cumalı     ts
52 Eğlence     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada zevk kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. zevk kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan zevk kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.