row, queue, line, turn, range, bench, desk, sequence, order, array, lineup, queue, line, file; order, sequence; turn; (oyunda) go; regularity; right time, occasion; desk, bench, rank, ordinal, (okul) desk, form, right time, series, alignment, place, band, slot, occurrences, column, train, tier, arrangement, cue, amplitude, raw, thread, bank, succession, settle, string, batch, occasion, linage, file, spell, progression, inning, bank , sequence, go, fit, bout, innings, regularity, pew, locate, arrange, of all shapes and sizes: sıra portakalı oranges of all shapes and sizes, turn: Sıra sende. It's your turn, order, sequence, row; line; queue; file, the right time to ...: Şimdi denize girmenin tam sırası. Now's just the right time for a dip in the sea. Şimdi sırası değil. This isn't the right time, point, moment, time: O sırada öğretmen geldi. At that point the teacher came in. Çiçekleri suladığım sırada telefon çaldı. The telephone rang while I was watering the flowers, (things) placed in a row: sıra ağaçlar trees planted in a row, desk (in a school classroom), frequency,
1
row isim
ts
2
queue isim
ts
3
line isim
ts
4
turn
ts
5
range isim
ts
6
bench isim
ts
7
desk
ts
8
sequence
ts
9
order isim
ts
10
array isim
ts
11
lineup
ts
12
queue, line, file; order, sequence; turn; (oyunda) go; regularity; right time, occasion; desk, bench
ts
13
rank isim
ts
14
ordinal
ts
15
(okul) desk
ts
16
form isim
ts
17
right time
ts
18
series isim
ts
19
alignment isim
ts
20
place isim
ts
21
band
ts
22
slot isim
ts
23
occurrences
ts
24
column Askeri
ts
25
train isim
ts
26
tier isim
ts
27
arrangement isim
ts
28
cue
ts
29
amplitude
ts
30
raw
ts
31
thread
ts
32
bank
ts
33
succession
ts
34
settle isim
ts
35
string
ts
36
batch Biyoloji
ts
37
occasion isim
ts
38
linage isim
ts
39
file isim
ts
40
spell isim
ts
41
progression isim
ts
42
inning
ts
43
bank , sequence
ts
44
go
ts
45
fit
ts
46
bout
ts
47
innings
ts
48
regularity
ts
49
pew
ts
50
locate
ts
51
arrange
ts
52
of all shapes and sizes: sıra portakalı oranges of all shapes and sizes
ts
53
turn: Sıra sende. It's your turn
ts
54
order, sequence
ts
55
row; line; queue; file
ts
56
the right time to ...: Şimdi denize girmenin tam sırası. Now's just the right time for a dip in the sea. Şimdi sırası değil. This isn't the right time
ts
57
point, moment, time: O sırada öğretmen geldi. At that point the teacher came in. Çiçekleri suladığım sırada telefon çaldı. The telephone rang while I was watering the flowers
ts
58
(things) placed in a row: sıra ağaçlar trees planted in a row
Sıra kelimesi ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kurar ve ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde, anlamlarında kullanılır, Bir çizgi üzerinde yan yana veya art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi, Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman, Üzerinde birkaç kişinin yer almasına yarar tahtadan oturacak yer, Sıra durumunda olan, sıra oluşturan, Düzen, Bu biçimdeki topluluğun durumu, Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu, Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman:"Bu sırada, elinde paketiyle gelen Mustafa Efendi yaklaştı."- M. Ş. Esendal. Üzerinde birkaç kişinin yer almasına yarar tahtadan oturacak yer:"Oturacak yerler tahta sıralardan olur."- S. Birsel, Dershane, meclis gibi yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya, Bir çizgi üzerinde yan yana veya art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi:"Şehir esnafı şekercisinden tutun da, berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar."- S. F. Abasıyanık,
61
Sıra kelimesi ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kurar ve ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde, anlamlarında kullanılır
ts
62
Bir çizgi üzerinde yan yana veya art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi
ts
63
Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman
ts
64
Üzerinde birkaç kişinin yer almasına yarar tahtadan oturacak yer
ts
65
Sıra durumunda olan, sıra oluşturan
ts
66
Düzen
ts
67
Bu biçimdeki topluluğun durumu
ts
68
Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu
ts
69
Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman:"Bu sırada, elinde paketiyle gelen Mustafa Efendi yaklaştı."- M. Ş. Esendal. Üzerinde birkaç kişinin yer almasına yarar tahtadan oturacak yer:"Oturacak yerler tahta sıralardan olur."- S. Birsel
ts
70
Dershane, meclis gibi yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya
ts
71
Bir çizgi üzerinde yan yana veya art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi:"Şehir esnafı şekercisinden tutun da, berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar."- S. F. Abasıyanık
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada sıra kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. sıra kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan sıra kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.