İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
adına leke sürmek
ahlaka dair mütalaa ..
ahlaki / namuslu hay..
ahlaki bir hayat sür..
ahlaksızca bir hayat..
aklına gelebilen her..
aksini ileri sürmek ..
alana sürmek
allık sürmek
ana yolda araba sürm..
araba sürmek
arabaya binip sürmek
arabayı doğru taraft..
aralıksız sürmek
astar sürmek
av izi sürmek
av sürmek
aşı boyası sürmek
balmumu sürmek
basit bir hayat sürm..
berbat bir hayat sür..
bilinenden ayrı bamb..
bilinmeyen bir hayat..
bilmediğini / haberi..
bir belgenin geçersi..
bir belgenin sahteli..
bir fikir / iddia il..
bir fikir ileri sürm..
bir fikir serdetmek ..
bir kanıt ileri sürm..
sürmek (filiz)
 
sürmekadd into favorites
TR    

last, expel, apply, endure, lead, daub, banish, (taşıt) to drive; (at, bisiklet, vb.) to ride; to lead; to banish (from), to exile; to drive away, to expel; to apply, to lay/rub on, to smear, to spread; to release, to place on sale; (toprağı) to plough; to spend (life/time); to continue, to go on; to l, through, wipe on, (boya/sıva) coat, (boya) distribute, herd, continue, expatriate, ostracize, keep up, steer, bedaub, dure, cast out, wheel, thru, exile, run, burgeon, rub, bud, push, roll, slip in, smear, till, transport, stuff, stream, spread, relegate, pitchfork, hang over, drive, drive out, dispose, thro, lay on, outlaw, persist, extend, move, (araba) tool along, (bitki) throw out, to drive (an animal), to let (one thing) touch (another): Elini oraya sürme! Don't touch that bit over there! Atkını yere sürme! Don't let your scarf touch the ground!, to drive (a vehicle); to push (a vehicle), to dispose, (boya vb.) splash, (filiz) stock, to plow (a field), to exile (someone) to (a place), huddle, place on sale, hold out, go on, expulse, go ahead, plaster, plough, run on, shoot out, ride, release, proceed, durer, drag on, (for something) to continue, go on, to lead (a good life): Adam orada son derece rahat bir hayat sürüyor. The fellow's leading the life of Riley over there, to lay (something) before (someone), place (something) in front of (someone), to spread (something) on/over (something); to rub (something) on (something); to smear (something) on (something), to send (soldiers) to (a place), to put (goods) on (the market); to put (money) into (circulation), (for a plant) to put forth new leaves or shoots, begin to grow, (for something) to take (a certain amount of time), deport, displace, carry on, abrupt, take time, kohl, dwell, mascara, continuation; application; driving; sliding; bolt; bunt, boring, cursor, smut ball, bunt, proscription, application, lasting, eye liner, smut, deportation, continuation, driving,

1 last  fiil     ts
2 expel  fiil     ts
3 apply  fiil     ts
4 endure  fiil     ts
5 lead     ts
6 daub     ts
7 banish     ts
8 (taşıt) to drive; (at, bisiklet, vb.) to ride; to lead; to banish (from), to exile; to drive away, to expel; to apply, to lay/rub on, to smear, to spread; to release, to place on sale; (toprağı) to plough; to spend (life/time); to continue, to go on; to l     ts
9 through     ts
10 wipe on     ts
11 (boya/sıva) coat     ts
12 (boya) distribute     ts
13 herd  fiil     ts
14 continue     ts
15 expatriate     ts
16 ostracize     ts
17 keep up  Ticaret     ts
18 steer  fiil     ts
19 bedaub  fiil     ts
20 dure     ts
21 cast out  fiil     ts
22 wheel     ts
23 thru     ts
24 exile  fiil     ts
25 run  fiil     ts
26 burgeon     ts
27 rub  fiil     ts
28 bud     ts
29 push     ts
30 roll  fiil     ts
31 slip in     ts
32 smear  fiil     ts
33 till  fiil     ts
34 transport  fiil     ts
35 stuff  fiil     ts
36 stream  fiil     ts
37 spread  Tekstil     ts
38 relegate  fiil     ts
39 pitchfork     ts
40 hang over  fiil     ts
41 drive  fiil     ts
42 drive out     ts
43 dispose  Avrupa Birliği     ts
44 thro     ts
45 lay on     ts
46 outlaw  fiil     ts
47 persist  fiil     ts
48 extend     ts
49 move     ts
50 (araba) tool along     ts
51 (bitki) throw out     ts
52 to drive (an animal)     ts
53 to let (one thing) touch (another): Elini oraya sürme! Don't touch that bit over there! Atkını yere sürme! Don't let your scarf touch the ground!     ts
54 to drive (a vehicle); to push (a vehicle)     ts
55 to dispose  Hukuk     ts
56 (boya vb.) splash     ts
57 (filiz) stock     ts
58 to plow (a field)     ts
59 to exile (someone) to (a place)     ts
60 huddle     ts
61 place on sale     ts
62 hold out     ts
63 go on     ts
64 expulse     ts
65 go ahead     ts
66 plaster     ts
67 plough     ts
68 run on     ts
69 shoot out     ts
70 ride     ts
71 release     ts
72 proceed     ts
73 durer     ts
74 drag on     ts
75 (for something) to continue, go on     ts
76 to lead (a good life): Adam orada son derece rahat bir hayat sürüyor. The fellow's leading the life of Riley over there     ts
77 to lay (something) before (someone), place (something) in front of (someone)     ts
78 to spread (something) on/over (something); to rub (something) on (something); to smear (something) on (something)     ts
79 to send (soldiers) to (a place)     ts
80 to put (goods) on (the market); to put (money) into (circulation)     ts
81 (for a plant) to put forth new leaves or shoots, begin to grow     ts
82 (for something) to take (a certain amount of time)     ts
83 deport     ts
84 displace     ts
85 carry on     ts
86 abrupt     ts
87 take time     ts
88sürme kohl     ts
89sürme dwell  İnşaat     ts
90sürme mascara     ts
91sürme continuation; application; driving; sliding; bolt; bunt     ts
92sürme boring     ts
93sürme cursor     ts
94sürme smut ball  Botanik, Bitkibilim     ts
95sürme bunt     ts
96sürme proscription     ts
97sürme application     ts
98sürme lasting     ts
99sürme eye liner     ts
100sürme smut     ts
101sürme deportation     ts
102sürme continuation  isim     ts
103sürme driving     ts
More results

Yönetip yürütmek, sevk etmek. Önüne katıp götürmek, Uzatmak, ileri doğru itmek:"Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor."- M. Ş. Esendal, Oturduğu, bulunduğu yer veya ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek:"Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler."- Y. Z. Ortaç, Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak:"Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler."- H. R. Gürpınar, Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak veya dökmek, serpmek:"Avcuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor."- R. H. Karay, Dokundurmak, değdirmek:"Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim."- H. C. Yalçın, KERD, HEDS, HADV, CEZF, vurmak, AKL, AZK, TESYİR, çekmek, gitmek, salmak, Yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek, Zaman almak, Önüne katıp götürmek, Zaman geçmek, Zaman almak:"Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü."- A. Haşim, Yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek:"Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı."- R. H. Karay, Olmaya devam etmek:"Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum."- A. Gündüz, Pulluk veya sabanla toprağı işlemek:"Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi."- Ö. Seyfettin, Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak, Herhangi bir durum içinde bulunmak:"Dört duvar arasında bir memur hayat sürüyordu."- Y. Z. Ortaç, Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak, Yönetip yürütmek, sevk etmek, Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak, Herhangi bir durum içinde bulunmak, Pulluk veya sabanla toprağı işlemek, Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak veya dökmek; serpmek, Oturduğu, bulunduğu yer veya ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek, Uzatmak, ileri doğru itmek, Dokundurmak, değdirmek, Olmaya devam etmek, rastık, is, ZECR, TEDLİK, tutya, Kirpik diplerine sürülen siyah boya:"Genç güzel aşçı kadının kirpiklerinde sürme, parmaklarında kına yoktu."- A. Gündüz, Sürülerek kullanılan, Masa ve dolapta küçük çekmece, Kapı kanadını içeriden kapamak veya dolap kapağını yerinde tutmak gibi işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü:"Kapıyı kapadı. Üstünde anahtar ve sürme yoktu."- P. Safa, Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, is, rastık, Küçük çekmece, Tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, Kapı kanadını içeriden kapamak veya dolap kapağını yerinde tutmak gibi işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü, Kirpik diplerine sürülen siyah boya, Sürmek işi,

104 Yönetip yürütmek, sevk etmek. Önüne katıp götürmek     ts
105 Uzatmak, ileri doğru itmek:"Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor."- M. Ş. Esendal     ts
106 Oturduğu, bulunduğu yer veya ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek:"Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler."- Y. Z. Ortaç     ts
107 Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak:"Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler."- H. R. Gürpınar     ts
108 Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak veya dökmek, serpmek:"Avcuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor."- R. H. Karay     ts
109 Dokundurmak, değdirmek:"Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim."- H. C. Yalçın     ts
110 KERD     ts
111 HEDS     ts
112 HADV     ts
113 CEZF     ts
114 vurmak     ts
115 AKL     ts
116 AZK     ts
117 TESYİR     ts
118 çekmek     ts
119 gitmek     ts
120 salmak     ts
121 Yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek     ts
122 Zaman almak     ts
123 Önüne katıp götürmek     ts
124 Zaman geçmek     ts
125 Zaman almak:"Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü."- A. Haşim     ts
126 Yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek:"Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı."- R. H. Karay     ts
127 Olmaya devam etmek:"Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum."- A. Gündüz     ts
128 Pulluk veya sabanla toprağı işlemek:"Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi."- Ö. Seyfettin     ts
129 Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak     ts
130 Herhangi bir durum içinde bulunmak:"Dört duvar arasında bir memur hayat sürüyordu."- Y. Z. Ortaç     ts
131 Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak     ts
132 Yönetip yürütmek, sevk etmek     ts
133 Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak     ts
134 Herhangi bir durum içinde bulunmak     ts
135 Pulluk veya sabanla toprağı işlemek     ts
136 Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak veya dökmek; serpmek     ts
137 Oturduğu, bulunduğu yer veya ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek     ts
138 Uzatmak, ileri doğru itmek     ts
139 Dokundurmak, değdirmek     ts
140 Olmaya devam etmek     ts
141Sürme rastık     ts
142Sürme is     ts
143Sürme ZECR     ts
144Sürme TEDLİK     ts
145Sürme tutya     ts
146sürme Kirpik diplerine sürülen siyah boya:"Genç güzel aşçı kadının kirpiklerinde sürme, parmaklarında kına yoktu."- A. Gündüz     ts
147sürme Sürülerek kullanılan     ts
148sürme Masa ve dolapta küçük çekmece     ts
149sürme Kapı kanadını içeriden kapamak veya dolap kapağını yerinde tutmak gibi işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü:"Kapıyı kapadı. Üstünde anahtar ve sürme yoktu."- P. Safa     ts
150sürme Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, is, rastık     ts
151sürme Küçük çekmece     ts
152sürme Tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı     ts
153sürme Kapı kanadını içeriden kapamak veya dolap kapağını yerinde tutmak gibi işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü     ts
154sürme Kirpik diplerine sürülen siyah boya     ts
155sürme Sürmek işi     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada sürmek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. sürmek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan sürmek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.