against, opponent, contrary, towards, opposite; against; contrary; discordant; facing; toward, towards, to opposite side, opposite, counter, before, opposing, opposed to, to counter, to, agains, ante, discordant, gainst, opposed, facing, repugnant, for, derogate, remote, in spite of the fact that, disagree, trans, with, derogative, versus, in contrast, contra, con, facing, opposite, counter-, anti-, athwart, toward, facing, in the direction of, toward, toward, to, for, anti, against, contrary to, against, as a cure for, as a countermeasure to,
1
against edat
ts
2
opponent sıfat
ts
3
contrary sıfat
ts
4
towards edat
ts
5
opposite; against; contrary; discordant; facing; toward, towards, to opposite side
Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı:"Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay. Ön, kat, huzur:"İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç, alın, Ön, kat, huzur, Karşılık olarak, mukabil, Doğru, sularında, Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı, İçin, hakkında, Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, Bulunan yere göre önde, ileride olan, Karşıt, zıt, muhalif, Yüzünü bir şeye doğru çevirerek, Karşılık olarak, mukabil:"Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar. İçin, hakkında:"Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık. -e doğru:"Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık, Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi:"Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar,
41
Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı:"Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay. Ön, kat, huzur:"İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç
ts
42
alın
ts
43
Ön, kat, huzur
ts
44
Karşılık olarak, mukabil
ts
45
Doğru, sularında
ts
46
Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı
ts
47
İçin, hakkında
ts
48
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi
ts
49
Bulunan yere göre önde, ileride olan
ts
50
Karşıt, zıt, muhalif
ts
51
Yüzünü bir şeye doğru çevirerek
ts
52
Karşılık olarak, mukabil:"Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar. İçin, hakkında:"Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık. -e doğru:"Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık
ts
53
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi:"Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada karşı kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. karşı kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan karşı kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.