worth, price, wages, substitute, compensation, forfeit, equivalent, consideration, charge, purchase money, toll, pay, valuta, substitutional, quid, succedaneum, payoff, fee, rate, requital, quittance, return, price, value, worth; equivalent, substitute; compensation, quid pro quo, offset, purchase-money, equivalent (of), value, worth; price, reward, q mid pro cuo, money, substitute (for); in lieu of, for, in exchange for, sum paid for exemption from military service; formerly military substitute who served for another person, amount,
Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz, Gr: Söz esnâsında bir şeyi sıfatı veya vasfı ile beraber söylersek ve fakat kasdımız o şeyin vasfı veya sıfatı değil de zâtı olursa, zikredilen sıfat veya vasfa " bedel" denir." Kardeşin Ahmedi gördüm" derken, kasdedilen kardeşin değil Ahmet'in kendisidir. İşte bu sözde "kardeşin" kelimesi "Ahmet"in" bedel'i olur, (C.: Bedelât) Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı, Başkasının adına hacca giden, Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para, Eşit, denk, Başkası adına onun parasıyla hacca giden, Başkasının adına ve onun parasıile hacca giden kimse, Merdiven, Bir şeyin yerini tutabilen karşılık, karşılık, yerine, Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para:"Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti."- Y. K. Karaosmanoğlu, Uşak, hizmetçi, çoban, Eşit, denk:"Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki, bütün bir hayata bedeldir."- R. H. Karay, Değer, fiyat, kıymet, Bir şeyin yerini tutabilen karşılık:"Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var."- A. Gündüz, Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse,
37
Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz
ts
38
Gr: Söz esnâsında bir şeyi sıfatı veya vasfı ile beraber söylersek ve fakat kasdımız o şeyin vasfı veya sıfatı değil de zâtı olursa, zikredilen sıfat veya vasfa " bedel" denir." Kardeşin Ahmedi gördüm" derken, kasdedilen kardeşin değil Ahmet'in kendisidir. İşte bu sözde "kardeşin" kelimesi "Ahmet"in" bedel'i olur
ts
39
(C.: Bedelât) Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı
ts
40
Başkasının adına hacca giden
ts
41
Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para
ts
42
Eşit, denk
ts
43
Başkası adına onun parasıyla hacca giden
ts
44
Başkasının adına ve onun parasıile hacca giden kimse
ts
45
Merdiven
ts
46
Bir şeyin yerini tutabilen karşılık
ts
47
karşılık, yerine
ts
48
Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para:"Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti."- Y. K. Karaosmanoğlu
ts
49
Uşak, hizmetçi, çoban
ts
50
Eşit, denk:"Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki, bütün bir hayata bedeldir."- R. H. Karay
ts
51
Değer, fiyat, kıymet
ts
52
Bir şeyin yerini tutabilen karşılık:"Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var."- A. Gündüz
ts
53
Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada bedel kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. bedel kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan bedel kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.