götürmek

listen to the pronunciation of götürmek
Türkçe - İngilizce

götürmek teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

take away
take The man went out of his way to take me to the station. - Adam beni istasyona götürmek için zahmet etti.
gulp down
bear
carry I had to carry Harun upstairs. - Harun'u üst kata götürmek zorunda kaldım.
(Argo) fuck
swap-out
(Argo) bang
(Argo) be intimate
(Argo) bed
(Argo) bonk
drive Harun was kind enough to drive me home. - Harun beni eve götürmek için yeterince kibardı.
transmit
take something off
take someone off
support
take to
(Argo) do it
waft
transport
(Dilbilim) bring away
(Argo) get laid
(Argo) make love
(Argo) love
(Argo) make out
(Argo) roll in the hay
(Argo) sleep with
(Argo) screw
(Argo) know
(Argo) jazz
(Argo) have a go at it
(Argo) get it on
(Argo) have intercourse
(Argo) have it off
(Argo) hump
(Argo) have sex
(Argo) eff
run
destroy
cart
manage
export
deliver
go
lead to
ferry
evacuate
arrest
put across
remove
take off
lead on
usher
carry away
lead
whip off
guide
bear away
conduce
get
to carry, convey, or transport (something) from (one place) to (another)
to take (to), to take away; to drive; to carry, to convey, to transport; to bear, to put up with, to accept; to lead (to), to conduct to; to manage, to run (business, etc.); to arrest; to destroy; (geçmişe) to carry sb to back (to sth); to gulp down lüpletmek
to tolerate, stand for, bear, put up with
to lead to (a result, an end)
(for the police) to take off, carry off, lead off, conduct (someone)
to take away, take out
to cause the death of, kill off
to be able to take up/in
to take away, destroy, ruin
to take (someone) to (a place)
alıp götürmek
take away
yemeğe götürmek
take out
paket yaptırıp götürmek
take away
arabayla götürmek
give smb. a lift
bir yere götürmek
take someone off
bir yere götürmek
take something off
geri götürmek
return Don't forget to return my pen. - Kalemimi geri vermeyi unutma.
(karşı cinsi) götürmek
(Argo) make out
(karşı cinsi) götürmek
(Argo) get laid
aceleyle götürmek
hurry Where are you going in such a hurry, girl? - Böyle aceleyle nereye gidiyorsun, kız?
alıp götürmek
to lead away
alıp götürmek
carry off
alıp götürmek
sweep away
alıp götürmek
make away with
alıp götürmek
entrain
arabayla götürmek
drive Harun will drive you to the airport. - Harun seni arabayla havaalanına götürecek.
arabayla götürmek
give somebody a lift
aşağı götürmek
take down
beraberinde götürmek
take along
birini arabayla götürmek
give somebody a lift
birini içeriye götürmek
take someone in
birini taksiyle götürmek
taxi Harun keeps enough money for a taxi fare home tucked in his sock when he goes out drinking. - Harun içki içmeye giderken taksiyle eve dönmesine yetecek kadar parayı çorabının içinde saklar.
eskiye götürmek
take back On Monday I have to take back the books to the library. - Pazartesi günü kitapları kütüphaneye geri götürmek zorundayım.
eve iş götürmek
take in
geriye götürmek
back He looked back and smiled at me. - O, geriye baktı ve bana gülümsedi.
getirip götürmek
carry I had to carry Harun upstairs. - Harun'u üst kata götürmek zorunda kaldım.
gezmeye götürmek
take out
ileri götürmek
carry too far
kaldırıp götürmek
clear away
kapıp götürmek
(Dilbilim) bear off
otomobille götürmek
motor
peşi sıra çekip götürmek
trail
su yüzünde götürmek
float
taşımak götürmek
convey
zorla götürmek
kidnap
alip getirmek (bzw. götürmek)
to bring it away (bzw. Drive)
birlikte götürmek
drive with
(at,araba v.b. ile) götürmek
give someone a ride
acele götürmek
gallop
alıp götürmek
lead away
alıp götürmek
pick off
alıp götürmek
come for
alıp götürmek
take off
alıp götürmek
walk away with
alıp götürmek
carry away
araba ile götürmek
to drive sb/sth
araba ile götürmek
wheel
arabayla götürmek
give a ride
arabayla götürmek
motor
arabayla götürmek
give a lift
arabayı servise götürmek
take the car in for service
ayağına götürmek
bring (something) to someone
barış sürecini ileriye götürmek
(Hukuk) take the peace process forward
başarıya götürmek
lead to success
başarıya götürmek
bring success
başka yere götürmek
remove
beraber götürmek
take along
bir adım ileri götürmek
take (it) a step further
bir uyuşmazlığı Adalet Divanı'na götürmek
(Hukuk) to submit a dispute to the Court of Justice
birini hızla götürmek
whirl someone away
birini hızla götürmek
whirl someone off
birisini götürmek
(Argo) get one's end away
daha da ileriye götürmek
take something (much) further
el arabasıyla götürmek
wheel
eve ekmek götürmek
(deyim) bring home the bacon
geri götürmek
to return Don't forget to return my pen. - Kalemimi geri vermeyi unutma.
geri götürmek
bring back The dog can bring back a stick. - Köpek bir sopayı geri getirebilir.
gezintiye götürmek
take someone on excursion
geçmişe götürmek
take back to
geçmişe götürmek
take back On Monday I have to take back the books to the library. - Pazartesi günü kitapları kütüphaneye geri götürmek zorundayım.
gizlice götürmek
spirit off
gizlice götürmek
spirit away
hastaneye götürmek
take someone to hospital
hava yoluyla götürmek
airlift
hizmet götürmek
take services
hizmet götürmek
bring service to
ileri götürmek
to take (something) too far, carry (something) too far
ileri götürmek
to pass the limit, to carry too far
ileriye götürmek
take forward
işi monotonca götürmek
jog on
kan gövdeyi götürmek
blood bath
kan gövdeyi götürmek
(a lot of people) to be killed
kan gövdeyi götürmek
for much blood to be shed, for many people to be killed
kargatulumba götürmek
(for several people) to grab (someone) by his arms and legs, lift him up, and carry him out/off
kir götürmek
not to show dirt
kir götürmek
to be filthy, be covered with dirt
kir götürmek/kaldırmak
not to show dirt
kolunu arkaya bükerek götürmek
frog march
mahkemeye götürmek
bring something to court
mahkemeye götürmek
(Kanun) bring to trial
malı götürmek
make a big haul
mukayese götürmek
bear comparison
parsayı götürmek
(deyim) break the bank
parsayı götürmek
make the big buck
pislik götürmek
be very dirty
pislik götürmek
very dirty
pislik götürmek
to be very dirty
pislik götürmek
(for a place) to be very dirty: Evi pislik götürüyor. The house is as dirty as a pigsty
sel götürmek
1. (for it) to rain cats and dogs in (a place). 2. (for rain) to cause flooding in (a place)
sel seli götürmek
(for water) to flood violently over a place
servise götürmek (arabayı)
take the car in for service
sonuna kadar götürmek
see out
sonuna kadar götürmek
see through
sürüyerek götürmek
drag away
teklif götürmek
make an offer
yaka paça götürmek
frog march
yaka paça götürmek
to give sb the bum's
yanında götürmek
take for
yanında götürmek
take along
zorla götürmek
drag away
çekici ile götürmek
tow away
öneri götürmek
bring forward a proposal
öneri götürmek
put forward a proposal
öneri götürmek
submit a proposal
şüphe götürmek
(for a thing) to have something dubious about it: Bu işin şüphe götürür bir tarafı yok. There's nothing fishy about this job
Türkçe - Türkçe

götürmek teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Öldürmek
Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek
Bir sonuca vardırmak
Güvenlik görevlileri tarafından yakalanmak
Çalmak
Tümüyle sahip olmak
Taşımak, ulaştırmak veya koymak
Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak
Bir şeyi yakından uzağa götürmek
Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek
Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek
Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek
Bir sonuca vardırmak: "Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır."- N. Ataç
Taşımak, ulaştırmak veya koymak: "Hamalın biri, sırtına koca bir ayna vurmuş, götürüyordu."- H. Taner
götürmek