sıkışmek

listen to the pronunciation of sıkışmek
Turkish - English

Definition of sıkışmek in Turkish English dictionary

    Related Terms
  1. catch fiil : sıkışmak
  2. be stuck : sıkışmak
  3. jam : sıkışmak
  4. closely pressed together : sıkışmak
  5. pressed for : sıkışmak
  6. move up closer : sıkışmak
  7. bind : sıkışmak
  8. stick : sıkışmak
  9. need to urinate : sıkışmak
  10. screw : sıkışmak
  11. in trouble : sıkışmak
  12. pushed for : sıkışmak
  13. to be in trouble : sıkışmak
  14. be pushed for : sıkışmak
  15. to be pushed for : sıkışmak
  16. cram : sıkışmak
  17. squash : sıkışmak
  18. have to go : sıkışmak
  19. jam in : sıkışmak
  20. tighten fiil : sıkışmak
  21. be cramped for space : sıkışmak
  22. to be hard up (for money) : sıkışmak
  23. to get in a jam, get in a tight spot : sıkışmak
  24. to have a constricted feeling: Kalbim sıkıştı. I felt a tightness in my chest : sıkışmak
  25. to feel the need to relieve oneself, feel the need to go to the toilet : sıkışmak
  26. be pushed : sıkışmak
  27. to get caught in, be pinched in: Parmağım kapıya sıkıştı. My finger got caught in the door : sıkışmak
  28. to become tightly wedged or jammed; to be placed close together; to be very crowded, be congested : sıkışmak
  29. be pinched for time : sıkışmak
  30. to be closely pressed together; to move up closer, to move closer together; to get jammed; to be caught (between); to jam; to squash; to be in trouble; to be pushed for sth; to need to urinate : sıkışmak
  31. be taken short : sıkışmak
  32. be pinched : sıkışmak
  33. be pressed for : sıkışmak
  34. Get stuck (machine translation). : sıkışmak
  35. squeeze isim : sıkışma
  36. wedge : sıkışma
  37. congestion Ticaret: sıkışma
  38. compression Biyoloji,Jeoloji: sıkışma
  39. press : sıkışma
  40. consolidation Çevre: sıkışma
  41. gradient Meteoroloji: sıkışma
  42. compressive stress Jeoloji: sıkışma
  43. sticking : sıkışma
  44. crushing : sıkışma
  45. jamming : sıkışma
  46. compressional : sıkışma
  47. squeezing : sıkışma
  48. having hard time : sıkışma
  49. pressure : sıkışma
  50. incarceration : sıkışma
Turkish - Turkish

Definition of sıkışmek in Turkish Turkish dictionary

    Related Terms
  1. düğümlenmek : Sıkışmak
  2. TEKÂVÜS : Sıkışmak
  3. Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak : sıkışmak
  4. Zor bir durumda kalmak : sıkışmak
  5. Birbirine basınç yapacak kadar yaklaşmak : sıkışmak
  6. Sıkıntı ve darlık vermek, çarpıntı duymak : sıkışmak
  7. Birbirine basınç yapacak kadar yaklaşmak: "Üç hademe, ebe, hasta bakıcı merdivenin orta sahanlığında sıkışmışlar, sedyeyi çevirmeye çalışıyorlar."- M. Ş. Esendal : sıkışmak
  8. Basınçla iki şey arasında kalmak : sıkışmak
  9. Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak: "Karşıda apartmanın köşesine sıkışmış baraka kahveden bir adam, bir kürek ateş çıkardı."- M. Ş. Esendal : sıkışmak
  10. Zor bir durumda kalmak: "Osmanlı İmparatorluğu sıkışınca üç milyon asker çıkarabiliyordu."- E. İ. Benice : sıkışmak
  11. Tuvalet ihtiyacı gelmek : sıkışmak
  12. TEZAYUK : Sıkışma
  13. Sıkışmak durumu: "İçinde garip bir sıkışma, ezilip büzülme duyuyordu."- P. Safa : sıkışma
  14. Sıkışmak durumu : sıkışma
About sıkışmek

    Hyphenation

    sı·kış·mek

    Add to favorites

    Word of the day

    prehensile
Favorites