birini

listen to the pronunciation of birini
Turkish - English
to somebody

You live next to somebody I work with. - Birlikte çalıştığım birinin yanında yaşıyorsun

to someone

Tom sat down next to someone he didn't know. - Tom tanımadığı birinin yanında oturdu.

biri
somebody

We heard somebody shout. - Birinin bağırdığını duyduk.

Somebody has broken this dish. - Biri bu tabağı kırdı.

biri
one

Manchester United is one of the most successful teams in both the Premier League and England. - Manchester United, hem Premier League'de hem de İngiltere'de en başarılı takımlardan biridir.

The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century. - Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.

birini arabayla götürmek
give somebody a lift
birini bilgilendirmek
keep someone posted
birini dövmek
(Argo) lay into
birini içeriye götürmek
take someone in
birini taksiyle götürmek
taxi
birini yakalamak
to grab someone
birini yakalamak
to catch someone
birini ekmek
standing somebody up - "I waited almost an hour but she didn't come, She stood me up."to bail out on someoneto sell out someoneto sell out someone down the riverto dog someone
birini istediği yöne çekmek
steer

Televizyon ilettigi bilgilerle insanlari kontrol altinda tutmakla beraber istedigi yöne cekebiliyor.

birini satmak
standing somebody up - "I waited almost an hour but she didn't come, She stood me up."to bail out on someoneto sell out someoneto sell out someone down the riverto dog someone
birini bekletmek
keep smb. waiting
birini düzeltmek
set someone right
birini hızla götürmek
whirl someone off
birini hızla götürmek
whirl someone away
biri
{i} cookie

I usually don't like sweet things, but I will try one of your cookies. - Ben genellikle tatlı şeyleri sevmiyorum ama senin kurabiyelerinden birini deneyeceğim.

I'd like you to try one of these cookies. - Bu kurabiyelerden birini denemeni istiyorum.

biri
any

Is there anybody who would like to go see a live concert of Lady Gaga with me? - Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı?

Anyone can cultivate their interest in music. - Birisi müziğe olan ilgisini geliştirebilir.

aldatmak (birini)
take someone in
biri
one of

Dustin Moskovitz is a Jewish entrepreneur. He is one of the co-founders of Facebook. - Dustin Moskovitz, Yahudi bir girişimcidir. O, Facebook'un kurucularından biridir.

One of my dreams is to learn Icelandic. - Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.

biri
anyone

Never have I heard anyone say a thing like that. - Herhangi birinin öyle bir şey söylediğini asla duymadım.

Well, yes, but I don't want anyone to know. - Pekala, evet, fakat herhangi birinin bilmesini istemiyorum.

biri
soul

I don't have a soul, and neither does anyone else. - Benim bir ruhum yok ve başka birinin de yok.

Does anyone have a soul? - Herhangi biri bir ruha sahip midir?

biri
first

Let's draw lots to decide who goes first. - Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim.

When meeting a person for the first time, keep the conversation light. - Biriyle ilk defa karşılaştığında,konuşmayı hafif sürdür.

fidye için birini kaçırmak
kidnap
indirmek (birini)
put someone down
içermek (birini)
take someone in
kapsamak (birini)
take someone in
sevmek (birini veya bir şeyi)
care for
biri
someone

Someone has ripped out the first three pages of this book. - Biri bu kitabın ilk üç sayfasını yırtmış.

Someone told me that every cigarette you smoke takes seven minutes away from your life. - Birisi bana içtiğin her sigara ömründen yedi dakika alır dedi.

biri
in one

Tom lost the sight in one of his eyes in a traffic accident. - Tom bir trafik kazasında gözlerinden birinde görme yeteneğini kaybetti.

Tom is sitting in one of the chairs. - Tom koltuklardan birisinde oturuyor.

biri
of one

The solution of one may prove to be the solution of the other. - Birinin çözümü, ötekinin çözümünü kanıtlayabilir.

Here is a sample of the work of one of our workmen. - İşte bizim işçilerden birinin işinin bir örneği.

beklemek (birini sürpriz vb)
be in store for
biri
one of them

I know one of them but not the other. - Birini tanıyorum da ötekini değil.

One of them is a spy. - Onlardan biri bir casus.

biri
one (of them); somebody, someone
biri
one; cookie
biri
_un
onda birini öldürme
decimation
otelde birini komiyle çağırttırmak
page
rahatsız etmek (birini)
bother with
sigaranın birini söndürmeden diğerini yakmak
chain smoke
sigortaya başka birini daha katmak
reinsure
tavlamak (birini)
steal one's heart
valizim için lütfen birini yollar mısınız
Please send someone for my baggage
English - English

Definition of birini in English English dictionary

biri
{i} (in India) bidi, cheap cigarette made from cut tobacco rolled in leaf
birini
Favorites