reach, lengthen, lie, lie down, grasp at, be ranging to the, kip down, kip, hand up, lain, reposted, reach out, extend, loll, lounge, outstretch, range, reach forth, be couched, rest, spread, snatch at, skirt along, sprawl, extend along, run, run along, reach out for, recline, repose oneself, go over to, go to, to reach to, extend as far as, to reach over to, stretch one's arm to; to stretch one's body towards, to lie down, to recline; to stretch (oneself) out; to go to, to go over to; to reach (out); to extend, to lie down on, stretch out on, to go to, go over to (a place), jut, trail, repose, stretch, stretch out, sweep, extent, recumbency, elongation, lying,
1
reach
ts
2
lengthen
ts
3
lie fiil
ts
4
lie down
ts
5
grasp at
ts
6
be ranging to the
ts
7
kip down fiil
ts
8
kip fiil
ts
9
hand up
ts
10
lain
ts
11
reposted
ts
12
reach out
ts
13
extend
ts
14
loll fiil
ts
15
lounge fiil
ts
16
outstretch fiil
ts
17
range fiil
ts
18
reach forth
ts
19
be couched
ts
20
rest
ts
21
spread
ts
22
snatch at
ts
23
skirt along
ts
24
sprawl fiil
ts
25
extend along
ts
26
run fiil
ts
27
run along
ts
28
reach out for
ts
29
recline fiil
ts
30
repose oneself
ts
31
go over to
ts
32
go to
ts
33
to reach to, extend as far as
ts
34
to reach over to, stretch one's arm to; to stretch one's body towards
ts
35
to lie down, to recline; to stretch (oneself) out; to go to, to go over to; to reach (out); to extend
serilmek, Bir alana yayılmak, Bir şey boyunca sıralanmak, Yetişmek, ulaşmak, Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak, Gitmek, Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak:"Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı."- H. R. Gürpınar, Gitmek:"Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım."- Y. K. Beyatlı, Boylu boyunca yatmak:"Nevin evde biraz uzanıp dinlenmezse hastalanacaktı sanki."- S. F. Abasıyanık, Bir alana yayılmak:"Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor."- P. Safa, Bir şey boyunca sıralanmak:"İncecik ırmaklar vardı ki, kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi."- Y. K. Karaosmanoğlu, Yetişmek, ulaşmak:"Kedi, uzanamadığı ciğere murdar der."- Atasözü, Boylu boyunca yatmak, Uzanmak durumu,
48
serilmek
ts
49
Bir alana yayılmak
ts
50
Bir şey boyunca sıralanmak
ts
51
Yetişmek, ulaşmak
ts
52
Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak
ts
53
Gitmek
ts
54
Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak:"Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı."- H. R. Gürpınar
ts
55
Gitmek:"Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım."- Y. K. Beyatlı
ts
56
Boylu boyunca yatmak:"Nevin evde biraz uzanıp dinlenmezse hastalanacaktı sanki."- S. F. Abasıyanık
ts
57
Bir alana yayılmak:"Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor."- P. Safa
ts
58
Bir şey boyunca sıralanmak:"İncecik ırmaklar vardı ki, kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi."- Y. K. Karaosmanoğlu
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada uzanmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. uzanmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan uzanmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.