warn, admonish, excite, to warn, to caution, to admonish; to alert" " ikaz etmek; to stimulate, tip, induce, caution, stimulate, exhort, ınduce, remonstrate, lecture, give smb. notice of, charge, expostulate, forewarn, serve notice, give notice, give warning, tip off, stimulating, alert to, previse, give somebody notice of, alarm, advise smb, open, tip smb. off, tip the wink, awake,awaken, evoke, sex up, alert, to stimulate, to warn, prov. to wake (someone) up, awaken, to warn, to stimulate, advise against, (karşı) awake smb. to smth, actuate, advise smb. of smth, advise, awake, notice, exhorting, excitation, warning, warning up, premonition, expostulation, excitement, stimulation, excitation, stimulation,
1
warn fiil
ts
2
admonish fiil
ts
3
excite
ts
4
to warn, to caution, to admonish; to alert" " ikaz etmek; to stimulate
Öğütle yola getirmeye çalışmak, Uyandırmak, Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak, Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak, Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek, ikaz etmek:"Mustafa Kemal Paşa gittikten sonra gelen mebuslar beni uyarıyorlardı."- F. R. Atay, Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak. Öğütle yola getirmeye çalışmak, Uyandırmak:"Demek oluyor ki, iş dönüp dolaşıp büyük halk kitlelerini uyarmaya dayanıyor."- H. Taner, Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek, ikaz etmek, tembih, Bir duyu organını veya bütün bir sinir düzenini, kendi dışındaki bir nesne veya durumun bir tepkide bulunmaya yöneltmesi, tembih, Uyarmak işi, ihtar,
54
Öğütle yola getirmeye çalışmak
ts
55
Uyandırmak
ts
56
Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak
ts
57
Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak
ts
58
Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek, ikaz etmek:"Mustafa Kemal Paşa gittikten sonra gelen mebuslar beni uyarıyorlardı."- F. R. Atay
ts
59
Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak. Öğütle yola getirmeye çalışmak
ts
60
Uyandırmak:"Demek oluyor ki, iş dönüp dolaşıp büyük halk kitlelerini uyarmaya dayanıyor."- H. Taner
ts
61
Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek, ikaz etmek
ts
62
Uyarma
tembih
ts
63
uyarma
Bir duyu organını veya bütün bir sinir düzenini, kendi dışındaki bir nesne veya durumun bir tepkide bulunmaya yöneltmesi, tembih
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada uyarmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. uyarmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan uyarmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.