wake up, awake, arouse, kindle, awaken, inspire, wake somebody up, wake, whet, stir, stir up, rouse up, quicken, excite, knock up, undeceive, woke up, conjure up, pique, bring home to, whip up, incur, waken, awake,awaken, evoke, call, (duygu) recall, (his) revive, (ilgi vb.) spark, (merak vb.) provoke, rouse, to wake, to wake (sb) up, to waken, to awake; to rouse, to arouse, to evoke, to waken, wake (someone) up, awaken, arouse, rouse, disabuse, disabuse of, to awaken, excite, arouse (a feeling, a thought) (in someone), to make (someone) aware of what's really going on, remove the scales from (someone's) eyes, to make (a dying fire) start burning brightly, a wake, rousing, wakening,
1
wake up
ts
2
awake fiil
ts
3
arouse fiil
ts
4
kindle fiil
ts
5
awaken fiil
ts
6
inspire
ts
7
wake somebody up
ts
8
wake
ts
9
whet fiil
ts
10
stir fiil
ts
11
stir up fiil
ts
12
rouse up
ts
13
quicken fiil
ts
14
excite fiil
ts
15
knock up
ts
16
undeceive fiil
ts
17
woke up
ts
18
conjure up
ts
19
pique
ts
20
bring home to deyim
ts
21
whip up
ts
22
incur
ts
23
waken fiil
ts
24
awake,awaken
ts
25
evoke fiil
ts
26
call fiil
ts
27
(duygu) recall
ts
28
(his) revive
ts
29
(ilgi vb.) spark
ts
30
(merak vb.) provoke
ts
31
rouse
ts
32
to wake, to wake (sb) up, to waken, to awake; to rouse, to arouse, to evoke
ts
33
to waken, wake (someone) up, awaken, arouse, rouse
ts
34
disabuse
ts
35
disabuse of
ts
36
to awaken, excite, arouse (a feeling, a thought) (in someone)
ts
37
to make (someone) aware of what's really going on, remove the scales from (someone's) eyes
kaldırmak, KAŞKAŞA, uyarmak, Aklını başına toplamasını sağlamak, Uyanmasına yol açmak:"Anası sabah namazı okunurken Ali'yi uyandırdı."- S. F. Abasıyanık. Çıra, lamba, soba gibi ışık veren şeyleri yakmak, tutuşturmak, Herhangi bir sebeple dernekteki üyeliğin dondurulmasından vazgeçerek çalışmalara katılmasına izin vermek, Uyanmasına yol açmak, Yakmak, tutuşturmak, ikaz, Anıları zihinde yeniden canlandırma, Uyandırmak işi:"Arabacıyı uyandırdık, giyindik, bana da bir kahve getirdiler, içtik, gittik."- M. Ş. Esendal, Uyandırmak işi,
42
kaldırmak
ts
43
KAŞKAŞA
ts
44
uyarmak
ts
45
Aklını başına toplamasını sağlamak
ts
46
Uyanmasına yol açmak:"Anası sabah namazı okunurken Ali'yi uyandırdı."- S. F. Abasıyanık. Çıra, lamba, soba gibi ışık veren şeyleri yakmak, tutuşturmak
ts
47
Herhangi bir sebeple dernekteki üyeliğin dondurulmasından vazgeçerek çalışmalara katılmasına izin vermek
ts
48
Uyanmasına yol açmak
ts
49
Yakmak, tutuşturmak
ts
50
Uyandırma
ikaz
ts
51
uyandırma
Anıları zihinde yeniden canlandırma
ts
52
uyandırma
Uyandırmak işi:"Arabacıyı uyandırdık, giyindik, bana da bir kahve getirdiler, içtik, gittik."- M. Ş. Esendal
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada uyandırmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. uyandırmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan uyandırmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.