extinguish, put out, turn off, turn out, switch off, douse, dowse, dim, dampen, damp, deflate, suffocate, turn, put, stub out, stub something out, let down, turn something off, trample out, puncture, kill, quench, snuff out, damp down, hydrate, to diminish, reduce (passion, fever), attenuate, to extinguish; to put out; to quench, to slake; to deflate; to turn sth off, to turn out, to douse; (sigara) to stub sth out; (üfleyerek) to blow out, to extinguish, put out (fire, light), to deflate, take the air out of, to drown out (a sound), slacken, slake, (kireç) slack, putting out, extinction, quenching, extinction, attenuation, extinguishing, quenching, damping,
1
extinguish fiil
ts
2
put out
ts
3
turn off
ts
4
turn out
ts
5
switch off
ts
6
douse fiil
ts
7
dowse fiil
ts
8
dim fiil
ts
9
dampen fiil
ts
10
damp fiil
ts
11
deflate fiil
ts
12
suffocate fiil
ts
13
turn
ts
14
put
ts
15
stub out
ts
16
stub something out
ts
17
let down deyim
ts
18
turn something off
ts
19
trample out
ts
20
puncture fiil
ts
21
kill fiil
ts
22
quench fiil
ts
23
snuff out
ts
24
damp down
ts
25
hydrate fiil
ts
26
to diminish, reduce (passion, fever)
ts
27
attenuate
ts
28
to extinguish; to put out; to quench, to slake; to deflate; to turn sth off, to turn out, to douse; (sigara) to stub sth out; (üfleyerek) to blow out
ITFA', itfa etmek, Tutku ve duygular için, yatıştırmak, etkisiz duruma getirmek, Ateş ve ışık için, yanmasına, aydınlatmasına son vemek, Ateş ve ışık için, yanmasına, aydınlatmasına son vemek:"Parmağının ucuna kadar gelen alevi yere atıyor, terliğiyle basarak söndürüyor."- P. Safa, Hava veya gaz ile şişirilmiş bir şeyin havasını veya gazını boşaltmak, Tutku ve duygular için, yatıştırmak, etkisiz duruma getirmek:"Böyle zamanlarda Hacı'da ateşi ateşle söndürmekten başka çare olmadığını bilirim."- R. N. Güntekin, itfa, Söndürmek işi,
42
ITFA'
ts
43
itfa etmek
ts
44
Tutku ve duygular için, yatıştırmak, etkisiz duruma getirmek
ts
45
Ateş ve ışık için, yanmasına, aydınlatmasına son vemek
ts
46
Ateş ve ışık için, yanmasına, aydınlatmasına son vemek:"Parmağının ucuna kadar gelen alevi yere atıyor, terliğiyle basarak söndürüyor."- P. Safa
ts
47
Hava veya gaz ile şişirilmiş bir şeyin havasını veya gazını boşaltmak
ts
48
Tutku ve duygular için, yatıştırmak, etkisiz duruma getirmek:"Böyle zamanlarda Hacı'da ateşi ateşle söndürmekten başka çare olmadığını bilirim."- R. N. Güntekin
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada söndürmek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. söndürmek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan söndürmek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.