rise, arise, arrive, born, emerge, begin, come about, be born, 1.to be born, grow of, grow out of, ensue, emanate, issue, dawn, originate, come out, result, break through, spring, to occur (to). doğduğuna inanıp öldüğüne inanmamak (Konuşma Dili) to look on the bright side of something and refuse to look on its dark side. doğduğuna (bin) pişman tired of life, unhappy, miserable. doğduğuna pişman etmek to make (someone) regret the day he was born, to appear, arise, (for the sun, the moon, or a star) to rise, (güneş) rise, to be born; (güneş, ay) to rise; (gün) to dawn; to happen, to arise, to spring, to result, birth, rising, emergence, born of, rising (of the sun, the moon, or a star),
1
rise fiil
ts
2
arise fiil
ts
3
arrive
ts
4
born
ts
5
emerge fiil
ts
6
begin
ts
7
come about
ts
8
be born
ts
9
1.to be born
ts
10
grow of
ts
11
grow out of
ts
12
ensue fiil
ts
13
emanate fiil
ts
14
issue
ts
15
dawn
ts
16
originate Kanun,Ticaret
ts
17
come out Dilbilim
ts
18
result
ts
19
break through
ts
20
spring fiil
ts
21
to occur (to). doğduğuna inanıp öldüğüne inanmamak (Konuşma Dili) to look on the bright side of something and refuse to look on its dark side. doğduğuna (bin) pişman tired of life, unhappy, miserable. doğduğuna pişman etmek to make (someone) regret the day he was born
ts
22
to appear, arise
ts
23
(for the sun, the moon, or a star) to rise
ts
24
(güneş) rise
ts
25
to be born; (güneş, ay) to rise; (gün) to dawn; to happen, to arise, to spring, to result
SADARE, Ortaya çıkmak, sonucu olmak, Zihinde birdenbire oluşmak, Ufuktan yükselerek görünmek, Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek:"Bir sabah güneş doğarken kafile yola çıktı."- R. N. Güntekin, Dünyaya gelmek, Ortaya çıkmak, sonucu olmak:"Nezaket denen şey, kadının hanımlaşması ile beraber doğdu."- F. R. Atay, Düşünce, hayal gibi şeyler zihinde birdenbire oluşmak, Doğmak durumu, Doğmuş, Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber, Dünyaya gelme, Doğmuş:"Vücut, sıtma nöbeti gibi sıcakla soğuğun karışmasından doğma garip ürpertilerle titriyordu."- R. N. Güntekin,
31
SADARE
ts
32
Ortaya çıkmak, sonucu olmak
ts
33
Zihinde birdenbire oluşmak
ts
34
Ufuktan yükselerek görünmek
ts
35
Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek:"Bir sabah güneş doğarken kafile yola çıktı."- R. N. Güntekin
ts
36
Dünyaya gelmek
ts
37
Ortaya çıkmak, sonucu olmak:"Nezaket denen şey, kadının hanımlaşması ile beraber doğdu."- F. R. Atay
ts
38
Düşünce, hayal gibi şeyler zihinde birdenbire oluşmak
ts
39
doğma
Doğmak durumu
ts
40
doğma
Doğmuş
ts
41
doğma
Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber
ts
42
doğma
Dünyaya gelme
ts
43
doğma
Doğmuş:"Vücut, sıtma nöbeti gibi sıcakla soğuğun karışmasından doğma garip ürpertilerle titriyordu."- R. N. Güntekin
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada doğmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. doğmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan doğmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.