deception, chicanery, cheat, dupery, deceit, shave, deluding, paltering, cozenage, beguilement, sell, spoof, illusion, infidelity, inveiglement, fallacy, mystification, imposition, eyewash, deception, delusion, adulteration, mistake produced by fraud, beguiling, befooling, deceiving, deception, deceiving, delusion, have-on, skulduggery, deceive, have on, adulteration, fraud, humbug, eye-wash, dolo, double, double cross, eye wash, delude, to mislead; to cheat, to deceive, to fool, to swindle, to defraud, to delude, to trick, to hoodwink, to beguile (sb into doing), to fox, to dupe, to take sb in; to be unfaithful, to cuckold, to cheat on sb, two-time, take in, do, bamboozle, cheat on, betray, touch, double-cross, fox, mock, do down, cuckold, be unfaithful, bilk, sell smb. a packet, string, stuff smb, dupe, sell smb. a pup, take for a ride, two time, hype, jape, befool, chicane, victimize, chouse, put it over on, play smb. false, gammon, gull, fool, feint, finagle, gyp, have, juggle, palter, hornswoggle, hocus, hoodwink, fake, have someone on, to cheat, deceive, dupe, to break a promise given to (another), to be unfaithful (to), to satisfy (a need) falsely, to mislead (someone) by appearance, defraud, be unfaithful; deceive, bucket, come the raw prawn, play fast and loose with, play smb false, mislead, jockey, impose, impose upon, play somebody false, sell somebody a packet, trim, unfaithful, shortchanging, short-change, sell somebody a pup, illude, gouge, deek, cullying, con, come to the raw prawn, dodge, engle, fleece, eluding, doublecross, take someone for a ride,
1
deception
ts
2
chicanery
ts
3
cheat
ts
4
dupery
ts
5
deceit isim
ts
6
shave isim
ts
7
deluding isim
ts
8
paltering isim
ts
9
cozenage
ts
10
beguilement
ts
11
sell
ts
12
spoof isim
ts
13
illusion isim
ts
14
infidelity isim
ts
15
inveiglement isim
ts
16
fallacy
ts
17
mystification isim
ts
18
imposition isim
ts
19
eyewash isim
ts
20
deception, delusion
ts
21
adulteration, mistake produced by fraud Hukuk
ts
22
beguiling
ts
23
befooling
ts
24
deceiving
ts
25
deception, deceiving
ts
26
delusion
ts
27
have-on
ts
28
skulduggery
ts
29
deceive Askeri
ts
30
have on
ts
31
adulteration Politika, Siyaset
ts
32
fraud
ts
33
humbug
ts
34
eye-wash
ts
35
dolo
ts
36
double
ts
37
double cross
ts
38
eye wash
ts
39
aldatmak
delude
ts
40
aldatmak
to mislead; to cheat, to deceive, to fool, to swindle, to defraud, to delude, to trick, to hoodwink, to beguile (sb into doing), to fox, to dupe, to take sb in; to be unfaithful, to cuckold, to cheat on sb
Aldatmak işi, Beklenmedik bir davranışla yanıltma, Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek, TAHDİ', SİHR, HATEL, TAĞRİR, IHTİLAB, İFTİTAN, kandırmak, DE'L, hile yapmak, atlatmak, ihanet etmek, Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek, Birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek, Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak:"Üç defadır bu yezit beni aldatıyor."- B. Felek, Beklenmedik bir davranışla yanıltmak:"Genç kızı aldatmak için dil dökmeye başlamıştır."- P. Safa, Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek:"Dekor, tarihî esvap gözleri aldatıyor."- Y. K. Beyatlı, Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek, Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden, gereği gibi uyanık olmayışından yararlanarak onun zararına kazanç sağlamak, Beklenmedik bir davranışla yanıltmak, Oyalamak, avutmak, Karı veya kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek,
118
Aldatmak işi
ts
119
Beklenmedik bir davranışla yanıltma
ts
120
aldatmak
Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek
ts
121
Aldatmak
TAHDİ'
ts
122
Aldatmak
SİHR
ts
123
Aldatmak
HATEL
ts
124
Aldatmak
TAĞRİR Hukuk
ts
125
Aldatmak
IHTİLAB
ts
126
Aldatmak
İFTİTAN
ts
127
Aldatmak
kandırmak
ts
128
Aldatmak
DE'L
ts
129
Aldatmak
hile yapmak
ts
130
Aldatmak
atlatmak
ts
131
aldatmak
ihanet etmek
ts
132
aldatmak
Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek
ts
133
aldatmak
Birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek
ts
134
aldatmak
Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak:"Üç defadır bu yezit beni aldatıyor."- B. Felek
ts
135
aldatmak
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak:"Genç kızı aldatmak için dil dökmeye başlamıştır."- P. Safa
ts
136
aldatmak
Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek:"Dekor, tarihî esvap gözleri aldatıyor."- Y. K. Beyatlı
ts
137
aldatmak
Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek
ts
138
aldatmak
Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden, gereği gibi uyanık olmayışından yararlanarak onun zararına kazanç sağlamak
ts
139
aldatmak
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak
ts
140
aldatmak
Oyalamak, avutmak
ts
141
aldatmak
Karı veya kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada aldatma kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. aldatma kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan aldatma kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.