retain, detain, hinder, preclude, intercept, restrain, withhold, stay, check, refrain, keep, hold, keep from, incapacitate, retard, keep in, stick, impede, deter, avoid, abduct, put off, continue, prevent, block, disable, to arrest, to keep, to keep back; to detain, to delay; to hinder, to stop, to prevent, to deter, to hold (someone) in (a place) for a while, to keep, detain, prevent (someone) from (doing something), to set aside, reserve, deforce, constrain, stop, hold up, delay, detention, interception, preclusion, holding, withheld, retension, constraint, retardation, stoppage, retention,
1
retain fiil
ts
2
detain fiil
ts
3
hinder
ts
4
preclude
ts
5
intercept
ts
6
restrain fiil
ts
7
withhold
ts
8
stay
ts
9
check fiil
ts
10
refrain Politika, Siyaset
ts
11
keep
ts
12
hold
ts
13
keep from
ts
14
incapacitate fiil
ts
15
retard fiil
ts
16
keep in
ts
17
stick fiil
ts
18
impede
ts
19
deter
ts
20
avoid
ts
21
abduct
ts
22
put off
ts
23
continue
ts
24
prevent
ts
25
block
ts
26
disable
ts
27
to arrest
ts
28
to keep, to keep back; to detain, to delay; to hinder, to stop, to prevent, to deter
ts
29
to hold (someone) in (a place) for a while
ts
30
to keep, detain, prevent (someone) from (doing something)
tutmak, Mahrum etmek, Mani olmak, engel olmak, Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak, Mahrum etmek:"İlk iki karım beni dalmış olduğum macera âleminden bir adım alıkoymamıştılar."- H. R. Gürpınar, Bir süre için bir yerde tutmak, Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak:"Selim Bey, babamı yemeğinden alıkoyarak mütemadiyen Girit'ten bahsediyordu."- R. N. Güntekin, Ayırıp saklamak, Mâni olmak, engel olmak:"İki güne yakın bir zaman yalnız su vererek oradan oraya koşturulmuş hayvanı, hangi kuvvet ağzına yanaşmış yiyeceği kapmaktan alıkoyar?"- R. N. Güntekin, Alıkoymak işi,
47
tutmak
ts
48
Mahrum etmek
ts
49
Mani olmak, engel olmak
ts
50
Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak
ts
51
Mahrum etmek:"İlk iki karım beni dalmış olduğum macera âleminden bir adım alıkoymamıştılar."- H. R. Gürpınar
ts
52
Bir süre için bir yerde tutmak
ts
53
Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak:"Selim Bey, babamı yemeğinden alıkoyarak mütemadiyen Girit'ten bahsediyordu."- R. N. Güntekin
ts
54
Ayırıp saklamak
ts
55
Mâni olmak, engel olmak:"İki güne yakın bir zaman yalnız su vererek oradan oraya koşturulmuş hayvanı, hangi kuvvet ağzına yanaşmış yiyeceği kapmaktan alıkoyar?"- R. N. Güntekin
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada alıkoymak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. alıkoymak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan alıkoymak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.