decline, sag, settle, crash, collapse, collapse, collapsing, falling down, dent, settleability, subsidence, depression, settling, ruin, dip, downfall, collapse; subsidence, settlement, flop, crack-up, debacle, fail, settlement, deflection, collapsing, slump, unraveling, declension, sinking, fall, caving in, sinking in, falling in, giving way, fall down, sink, cave in, crouch, squat, founder, kneel down, flop down, fall in, fold up, fold, come down, cave, cower, crack up, give way, crack, crumple, flump, pine, down, give, succumb, give in, precipitate, break up, break down, yield, slump down, subside, gravitate, crumple up, (for darkness, night) to fall, descend, (for a feeling, sensation, etc.) to descend upon, descend on, weigh down on (someone, a place), (for a country, regime, etc.) to collapse, fall, come to an end, (Askeriye) to collapse, give way, droop, (diz) bend, to collapse, to come down, to fall down; to cave in, to fall in, to give way; to sag; to sink; to subside; to kneel down, to crouch down; to drop; to settle, to be precipitated; to break down; to fall into a decline, to go into a decline; to decay; karan, to become decrepit (from age or sickness), (for sediment) to settle, settle out, to squat down, to cave in, sink in, fall in, give way, to collapse, fall down, to collapse on (the floor, ground, etc.); to sink into, fall into (a chair, couch, etc.), (for a camel, cow, etc.) to kneel down and sit, (for fog) to settle in; (for smoke) to cover (a place), (for one's shoulders) to become round, (for one's cheeks) to become hollow; (for one's eyes) to become sunken, descend, collaps,
1
decline isim
ts
2
sag isim
ts
3
settle İnşaat
ts
4
crash
ts
5
collapse
ts
6
collapse, collapsing, falling down
ts
7
dent isim
ts
8
settleability
ts
9
subsidence isim
ts
10
depression isim
ts
11
settling isim
ts
12
ruin
ts
13
dip isim
ts
14
downfall isim
ts
15
collapse; subsidence, settlement
ts
16
flop
ts
17
crack-up
ts
18
debacle
ts
19
fail
ts
20
settlement
ts
21
deflection
ts
22
collapsing Nükleer Bilimler
ts
23
slump isim
ts
24
unraveling
ts
25
declension
ts
26
sinking
ts
27
fall isim
ts
28
caving in, sinking in, falling in, giving way
ts
29
çökmek
fall down
ts
30
çökmek
sink
ts
31
çökmek
cave in
ts
32
çökmek
crouch fiil
ts
33
çökmek
squat
ts
34
çökmek
founder fiil
ts
35
çökmek
kneel down
ts
36
çökmek
flop down
ts
37
çökmek
fall in
ts
38
çökmek
fold up fiil
ts
39
çökmek
fold fiil
ts
40
çökmek
come down
ts
41
çökmek
cave fiil
ts
42
çökmek
cower fiil
ts
43
çökmek
crack up
ts
44
çökmek
give way
ts
45
çökmek
crack fiil
ts
46
çökmek
crumple fiil
ts
47
çökmek
flump
ts
48
çökmek
pine
ts
49
çökmek
down
ts
50
çökmek
give
ts
51
çökmek
succumb
ts
52
çökmek
give in
ts
53
çökmek
precipitate Kimya
ts
54
çökmek
break up
ts
55
çökmek
break down
ts
56
çökmek
yield
ts
57
çökmek
slump down
ts
58
çökmek
subside fiil
ts
59
çökmek
gravitate fiil
ts
60
çökmek
crumple up
ts
61
çökmek
(for darkness, night) to fall, descend
ts
62
çökmek
(for a feeling, sensation, etc.) to descend upon, descend on, weigh down on (someone, a place)
ts
63
çökmek
(for a country, regime, etc.) to collapse, fall, come to an end
ts
64
çökmek
(Askeriye) to collapse, give way
ts
65
çökmek
droop
ts
66
çökmek
(diz) bend
ts
67
çökmek
to collapse, to come down, to fall down; to cave in, to fall in, to give way; to sag; to sink; to subside; to kneel down, to crouch down; to drop; to settle, to be precipitated; to break down; to fall into a decline, to go into a decline; to decay; karan
ts
68
çökmek
to become decrepit (from age or sickness)
ts
69
çökmek
(for sediment) to settle, settle out
ts
70
çökmek
to squat down
ts
71
çökmek
to cave in, sink in, fall in, give way
ts
72
çökmek
to collapse, fall down
ts
73
çökmek
to collapse on (the floor, ground, etc.); to sink into, fall into (a chair, couch, etc.)
ts
74
çökmek
(for a camel, cow, etc.) to kneel down and sit
ts
75
çökmek
(for fog) to settle in; (for smoke) to cover (a place)
ts
76
çökmek
(for one's shoulders) to become round
ts
77
çökmek
(for one's cheeks) to become hollow; (for one's eyes) to become sunken
çöküntü, Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması, Çökmek işi, inhitat, göçmek, batmak, İnerek kaplamak, İçeri doğru girmek, çukurlaşmak, Dibe inmek, Basmak, yayılmak, Yoğun bir biçimde duymak, Olduğu yere oturmak, Son bulmak, yıkılıp dağılmak, Sarsılıp dinçliğini yitirmek, Çömelmek, Tortu dibe inmek, Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak:"Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak:"Kadının yanakları daha fazla çöktü."- H. E. Adıvar. İnerek kaplamak:"Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir."- S. Birsel, Oturmak, birdenbire oturmak:"Soluk soluğa yere çöktü."- F. R. Atay, Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Çömelmek:"Suyun başına çöküp ellerini, yüzünü yıkamaya koyuldu."- H. F. Ozansoy, Sarsılıp dinçliğini yitirmek:"Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür."- R. H. Karay, Son bulmak, yıkılıp dağılmak:"Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi."- A. Gündüz, Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak, Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak, Yoğun bir biçimde duymak:"Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü."- F. R. Atay, Basmak, yayılmak:"... konuşmaların cıvıltısıyla dolu salona, şimdi bir acayip sessizlik çökmüştü."- Y. K. Karaosmanoğlu, Oturmak, birdenbire oturmak,
80
çöküntü
ts
81
Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması
ts
82
Çökmek işi, inhitat
ts
83
Çökmek
göçmek
ts
84
Çökmek
batmak
ts
85
çökmek
İnerek kaplamak
ts
86
çökmek
İçeri doğru girmek, çukurlaşmak
ts
87
çökmek
Dibe inmek
ts
88
çökmek
Basmak, yayılmak
ts
89
çökmek
Yoğun bir biçimde duymak
ts
90
çökmek
Olduğu yere oturmak
ts
91
çökmek
Son bulmak, yıkılıp dağılmak
ts
92
çökmek
Sarsılıp dinçliğini yitirmek
ts
93
çökmek
Çömelmek
ts
94
çökmek
Tortu dibe inmek
ts
95
çökmek
Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak:"Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak:"Kadının yanakları daha fazla çöktü."- H. E. Adıvar. İnerek kaplamak:"Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir."- S. Birsel
ts
96
çökmek
Oturmak, birdenbire oturmak:"Soluk soluğa yere çöktü."- F. R. Atay
ts
97
çökmek
Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Çömelmek:"Suyun başına çöküp ellerini, yüzünü yıkamaya koyuldu."- H. F. Ozansoy
ts
98
çökmek
Sarsılıp dinçliğini yitirmek:"Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür."- R. H. Karay
ts
99
çökmek
Son bulmak, yıkılıp dağılmak:"Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi."- A. Gündüz
ts
100
çökmek
Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak
ts
101
çökmek
Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak
ts
102
çökmek
Yoğun bir biçimde duymak:"Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü."- F. R. Atay
ts
103
çökmek
Basmak, yayılmak:"... konuşmaların cıvıltısıyla dolu salona, şimdi bir acayip sessizlik çökmüştü."- Y. K. Karaosmanoğlu
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada çökme kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. çökme kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan çökme kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.