Biz yoğun trafikten kaçınmak amacıyla, Noel için evde kaldık.
- We stayed home for Christmas, so as to avoid heavy traffic.
O, zamanında varmak için koştu.
- He ran, so as to arrive on time.
Teşvik paketi ağır biçimde eleştirildi.
- The stimulus package was heavily criticised.
Ağır şekilde sakinleşmiştim.
- I was heavily sedated.
Çok yağmur yağdı ve dolayısıyla beyzbol maçı iptal edildi.
- It rained heavily, and consequently the baseball game was called off.
Dün çok yağmur yağdı.
- It rained heavily yesterday.
Aşırı derecede yağmur yağıyor.
- It is raining heavily.
Bill, babasının aşırı derecede sigara içmesinden nefret ediyor.
- Bill hates that his father smokes heavily.
Bina yangında ağır şekilde hasar gördü.
- The building was heavily damaged by fire.
Ağır şekilde sakinleşmiştim.
- I was heavily sedated.
Otobüs yukarı ve aşağı şiddetle sarstı.
- The bus rocked heavily up and down.
Eğer çok şiddetle yağmur yağmasaydı oyun iptal edilmezdi.
- The game would not have been called off if it hadn't rained so heavily.
his heavily muscled arms.