He hardly studies chemistry.
- O, neredeyse hiç kimya çalışmaz.
I have hardly any money with me.
- Yanımda neredeyse hiç param yok.
They have scarcely gone out since the baby was born.
- Bebek doğduğundan beri neredeyse hiç dışarı çıkmadım.
There was scarcely any money left.
- Neredeyse hiç para kalmamıştı.
I have hardly any English books.
- Neredeyse hiç İngilizce kitabım yok.
I have hardly any money left.
- Neredeyse hiç param kalmadı.