I'm at the airport now.
- Şimdi havaalanındayım.
Shall we start the meeting now?
- Toplantıyı şimdi başlatalım mı?
I heard a shot just now.
- Ben şimdi bir silah sesi duydum.
The small house had come to look shabby, though it was just as good as ever underneath.
- Küçük ev, şimdiye kadar tıpkı altındaki kadar iyi olmasına rağmen,eski püskü görünmeye başladı.
As yet, I have not completed the sweater.
- Şimdiye kadar hiçbir kazağı bitirmedim.
As yet, everything has been going well.
- Şimdilik her şey yolunda gidiyor.
Can you see where Tom is now?
- Şimdi Tom'un nerede olduğunu görebiliyor musun?
How many do you see now?
- Şimdi kaç tane görüyorsun?
I want you focus on the here and now.
- Burada ve şimdi odaklanmanı istiyorum.
I can't answer you here and now.
- Sana şimdi yanıt veremem.
Now that you are here, you can help do the cleaning.
- Şimdi buradaysan, temizlemeye yardım edebilirsin.
Tom has probably figured out by now that Mary is John's girlfriend.
- Tom muhtemelen Mary'nin John'un kız arkadaşı olduğunu şimdiye kadar anlamıştır.
We have to do this right away.
- Bunu şimdi yapmak zorundayız.
Can you please go away now?
- Şimdi gider misiniz, lütfen?
Where do you live at the moment?
- Sen şimdi nerede oturuyorsun?
Where are you sitting at the moment?
- Sen şimdi nerede oturuyorsun?
But for the safety belt, I wouldn't be alive today.
- Emniyet kemeri olmasaydı şimdi hayatta olmazdım.
Today's the coldest day we've ever had.
- Bugün şimdiye kadar yaşadığım en soğuk gündür.
I can't think of his name just now.
- Ben şimdi onun adını hatırlayamıyorum.
We're very busy just now.
- Biz şimdi çok meşgulüz.
Nowadays, almost every home has one or two televisions.
- Şimdilerde neredeyse her evde bir ya da iki televizyon var.
In former days, men sold themselves to the Devil to acquire magical powers. Nowadays they acquire those powers from science, and find themselves compelled to become devils.
- Geçmişte insanlar sihirli güçler kazanmak için kendilerini şeytana satarlardı. Şimdilerde bu güçleri bilimden kazanıyorlar ve kendilerini şeytanlaşmak zorunda buluyorlar.
We're getting out of here in a moment.
- Hemen şimdi buradan çıkıyoruz.
I need to speak with Tom right now.
- Tom'la hemen şimdi konuşmam lâzım.
How about going to a sushi bar right now?
- Hemen şimdi bir suşi bara gitmeye ne dersin?
Yes, but she left just now.
- Evet, ama o hemen şimdi gitti.
Dad just now went out.
- Babam hemen şimdi dışarı çıktı.