zor

listen to the pronunciation of zor
Türkçe - İngilizce

zor teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

difficult
troublesome
tough
hard
crucial
uneasy; causing difficulty
knotty
tight
complicated
hardly
barely
(Kanun) virtue
prickly
uneasy
stringent
severe
problematic
trying
awkward
tricky
mean
inconvenient
rough
stiff
trickish
hairy
trouble, difficulty, worry, problem: Hiçbir zoru yok. He's got nothing troubling him
cruel
baffling
arduous
exacting
bodily ailment or disorder: Zekâvet'in aklından zoru var galiba. It looks like Zekâvet's touched in the head. Hilmi'nin midesinden zoru var. Hilmi's got a stomach complaint
constraint
formidable
difficult, hard
with difficulty
pressure, coercion (exerted upon a person's mind): Onları ancak zor kullanarak hizaya getirebilirsin. The only way you can get them to fall into line is to pressure them
force
compulsion, constraint, obligation, necessity: Bunu yapmak zorunda değilim. I'm not obliged to do this. Ne zorun vardı bunu yapmaya? What made you feel obliged to do this?
barely, just. Z
physical violence or the threat of physical violence, force: Zoru görünce direnmekten vazgeçti. When threatened with force he stopped holding out. Beni zor kullanmaya mecbur etme! Don't make me use force!
zor durum
crunch
zor bulunur
scarce
zor durum
predicament
zor durum
hole
zor duruma sokan
embarrassing
zor (bulunur)
elusive
zor (iş)
heavy
zor (iş)
strenuous
zor anlayan
slow
zor anlayan
slowwitted
zor bela
hardly
zor beğenen
discriminating
zor beğenir
(Argo) bitchy
zor beğenir
captious
zor durum
difficult situation
zor durum
(Askeri) plight
zor durum
(Otomotiv) mess
zor durum
emergency It's kind of an emergency. - Bu bir tür acil durum.
zor durum
(Askeri) duress situation
zor durumda
(Konuşma Dili) up the creek
zor durumda
in a tight squeeze
zor durumda
in a tight spot
zor durumda
in a squeeze
zor durumda
on the spot
zor durumda
(Konuşma Dili) in bad
zor gelişen
(Gıda) fastidious
zor gelmek
be difficult for (someone)
zor gelmek
be difficult for
zor gelmek
difficult for
zor görev
(deyim) an uphill battle
zor günler
hard times
zor güç
hard
zor hayat
hard life Harun lived a hard life. - Harun zor bir hayat yaşadı.
zor
(Argo) stinker
zor
(Ticaret) job
zor
long shot
zor
toil
zor
(Ticaret) hard labour
zor soru
teaser
zor sorun
teaser
zor zamanlar
difficult times
zor durumda
In trouble, at a low ebb, in times of need, in need, at a push, up a tree, in deep water
zor unutulan
haunting
zor anlaşılır
slippery
zor bela
1. with great difficulty, with the greatest of difficulty. 2. just barely
zor belâ
with a heavy heart
zor beğenen
finicky
zor beğenen
queasy
zor beğenen
choosy
zor beğenen
fussy Harun is a fussy eater. - Harun zor beğenen bir yiyici.
zor beğenen
exacting
zor beğenen
difficult
zor beğenen
finical
zor beğenen
finicking
zor beğenen
fastidious
zor beğenen tip
kittle cattle
zor beğenir
fastidious
zor beğenir
picky
zor beğenir
squeamish
zor beğenirlik
queasiness
zor beğenirlik
squeamishness
zor beğenme
state of being finicky
zor beğenme
choosiness
zor beğenme
selectiveness
zor beğenme
pickiness
zor bulunurluk
scarceness
zor durum
sad pickle
zor durum
sorry pickle
zor durum
nice pickle
zor durum
den
zor durum
pickle
zor durum
push
zor durum
toughie
zor durum
foul
zor durum
cleft stick
zor durum
scrape
zor durum
grievousness
zor durum
impasse
zor durum
tight corner
zor durum
lurch
zor durum
spot
zor duruma düşmek
go to the wall
zor duruma düşürmek
drive smb. to the wall
zor duruma düşürmek
push smb. to the wall
zor duruma sokmak
hog tie
zor durumda
out on a limb
zor durumda olmak
be in a cleft stick
zor durumda terketmek
leave in the lurch
zor durumdaki
hard set
zor durumdan kurtulmuş
off the hook
zor durumdan çıkarmak
extricate
zor dönem
(deyim) a bed of thorns
zor dönem
(deyim) a bed of nails
zor dönem
a rough time Harun has had a rough time. - Harun zor bir dönem geçirdi.
zor dönemler
hard times
zor gelmek
to be difficult for
zor gelmek
baffle
zor gelmek
(for something) to be difficult for (someone)
zor günler geçirmek
fall on evil days
zor hedef grafiği
(Askeri) hard target graphic
zor inanan
incredulous
zor insan
difficult person
zor
a long way to hoe
zor iş vermek
hand smb. lemon
zor karar
difficult decision I realize that this is a difficult decision for you. - Bunun senin için zor bir karar olduğunun farkındayım.
zor kavramak
be slow on the uptake
zor kimse
(deyim) a hard case
zor kişi
(deyim) ugly customer
zor kişi
(deyim) awkward customer
zor kullanan
extortionate
zor kullanan
strong arm
zor kullanarak
at the point of the bayonet
zor kullanarak
by violence
zor kullanarak
by force
zor kullanmadan
without resort to force
zor kullanmak
strong arm
zor kullanmak
resort to force
zor kullanmak
to use force
zor kurtulmak
have a narrow escape
zor mesele
large order
zor mesele
hard case
Türkçe - Türkçe

zor teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Sıkıntı veya güçlükle yapılan
Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık: "Onun için hiçbir zorum, sıkıntım yokmuş gibi, ara sıra denize taşlarımı atmakta devam ederek hızlı hızlı yürüdüm."- R. N. Güntekin
Baskı
Güçlükle, zorla
Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık
Yüküm, mecburiyet
Yapamazsın!
Sıkıntı veya güçlükle yapılan: "Sabır güzel, faydalı; fakat zor şeydir."- B. Felek
Yüküm, mecburiyet: "Artık kızının evinde kalışının zordan olduğunu biliyordu."- N. Cumalı
Baskı: "Hocaların zoru ile çıkarılmış olan bu kanun yürümedi."- M. Ş. Esendal
Güçlükle, zorla: "El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kütlesini zor zapt ediyorlardı."- H. Taner
teng
zor alım
Tanzimattan önce herhangi bir kişiye ait mallara padişah adına el konulması
zor alım
İşlenen bir suç karşılığı olarak suçlunun malının bütünü veya bir bölümü üstündeki mülkiyetine son verilmesi ve bu mülkiyetin bir başka kuruluşa devredilmesi, müsadere
zor bela
Güçlükle
Zor durumda bırakmak
sallamak
zar zor
Güçlükle, zorla, dara dar; kıt kanaat
İngilizce - Türkçe

zor teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

daha zor
much harder
daha zor
harder
en iyisini biz biliriz - beykent tanıtım günleri