Turkish - English

  1. money isim
  2. cash isim
  3. means
  4. dough
  5. currency
  6. shiners
  7. coin isim
  8. tin isim
  9. chip isim
  10. rich
  11. lucre isim
  12. kale isim
  13. green isim
  14. monetary sıfat
  15. exchequer
  16. purse isim
  17. effective
  18. pecuniary sıfat
  19. funds isim
  20. filthy lucre
  21. bread isim
  22. boodle isim
  23. Jack isim
  24. Chink isim
  25. coffers
  26. dust isim
  27. ducat isim
  28. (a) para (one fortieth of a kuruş)
  29. sugar isim
  30. brass

English - English

  1. Short form of paralytic
  2. A woman who has had a certain number of pregnancies, indicated by the number prepended to this word
  3. Formerly, one-hundredth of a dinar in Yugoslavia and, later, in the constituent states of that country
  4. Short form of paragraph
  5. Short form of paratrooper
  6. A piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent
  7. Cf
  8. also, an isomeric modification
  9. That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid
  10. A prefix denoting: (a) Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc
  11. (b) Specifically: (Organ
  12. Chem
  13. Short form of parachutist
  14. Short form of paramedic
  15. Also used adjectively
  16. A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism
  17. Ortho-, and Meta-
  18. prefix meaning behind, e g , para-appendiceal
  19. Paragraph Identifies a block of text It is a mix of #PCDATA and special text elements Attributes: N/A
  20. param: Sanskrit word meaning supreme
  21. A woman who has been delivered of a viable fetus
  22. A variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name
  23. (pref ) far from, away, out, different from (k318)
  24. A para is a paratrooper. some guys just out of the paras. Para. is a written abbreviation for paragraph. See Chapter 9, para. 1.2. a paratrooper (paratrooper). par the written abbreviation of paragraph
  25. having resemblance to certain features (e g Paralithic)
  26. prefix, beside, near
  27. paragraph(s)
  28. Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring
  29. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows
  30. port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin

Turkish - Turkish

  1. tıkır
  2. tıngır
  3. PAR
  4. mangır
  5. mangiz
  6. AKÇA
  7. Devletçe bastırılan, üzerinde saymaca değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit
  8. Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir."- S. F. Abasıyanık
  9. Kuruşun kırkta biri
  10. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı
  11. akçe
  12. nukut (Paralar)
  13. lime (Parça)
  14. HABBE (Parça)
  15. FİLK (Parça)
  16. HUZVE (Parça)
  17. PERGÂLE (Parça)
  18. FİRZE (Parça)
  19. FİRK (Parça)
  20. "benzeri", "bir örneği" gibi anlamlarda kullanılır (parça)
  21. Belirtilen durumunda bazen küçümseme ve değersiz sayma anlatır: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu (parça)
  22. Ay parçası, elmas parçası gibi deyimlerde "benzeri", "bir örneği" gibi anlamlarda kullanılır (parça)
  23. Tane. Edebiyat eserinin bir bölümü: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım (parça)
  24. Birkaçı bir araya gelince bir bütünü oluşturan şeylerin her biri (parça)
  25. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey (parça)
  26. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner (parça)
  27. Güzel, alımlı kız veya kadın (parça)
  28. Bir bütünden kopmak, kırılmak, yırtılmak vb. yoluyla ayrılmış bölüm (parça)
  29. Az bir miktar (parça)
  30. Kısa bir süre (parça)

English - Turkish

  1. ötesinde
  2. yakın
  3. yan Biyokimya
  4. ikinci derecede
  5. paragraf
  6. paraşütçü asker
  7. para Pisikoloji, Ruhbilim
  8. benzer
  9. Benzol halkasında birbirine karşı mevkide bulunan elementlerin durumu Tıp
  10. ' Yanında ' anlamında önek; bazen ' peri' ile aynı anlamda kullanılır Diş Hekimliği
  11. paragraph
  12. 1.Bir veya daha fazla doğum yapmış olan (çocuğu olan) kadın Tıp

Add a comment

Favorites

About This Word

    Etymology: [ pär-& ] (noun.) 1687. The second part of words such as primipara and multipara
    Word of the day: cheval-de-frise