para

listen to the pronunciation of para
Türkçe - İngilizce

para teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

money He is always asking for money. - O, her zaman para istiyor.
means Success means much money, doesn't it? - Başarı çok para anlamına gelir, değil mi?
dough That dude is rolling in dough. - Adam paraya para demiyor.
currency In several European countries, the current currency is the euro. Its symbol is €. One euro is worth about two Turkish lira. - Birtakım Avrupa ülkelerinde geçerli para birimi avrodur. Simgesi € şeklindedir. Bir avro yaklaşık iki Türk lirası değerindedir.
shiners
the wherewithal
(Pisikoloji, Ruhbilim) para
kail
fund IMF stands for International Monetary Fund. - IMF Uluslararası Para Fonu (IMF) anlamına gelir.
finances
(Ticaret) allowance
iron
(Argo) dosh
(Argo) wonga
banknote
(Argo) ruff
(Argo) dead prez
(Argo) dead presidents
(Argo) benjamins
gelt (yiddish)
money, cash, dough; (kâğıt) banknote; (madeni) coin; pecuniary
Chink
monetary IMF stands for International Monetary Fund. - IMF Uluslararası Para Fonu (IMF) anlamına gelir.
ducat
dust
green
funds We exhausted our funds. - Biz para kaynağını tükettik.
bread
brass The 5 yen coin is made from brass and the 10 yen coin is made from bronze. - 5 yen bozuk para pirinçten yapılır ve 10 yen bozuk para bronzdan yapılır.
coffers
pecuniary
cash The wallet I found was full of cash. - Bulduğum cüzdan para doluydu.
shekels
boodle
coin This is the largest coin factory in the United States. - Bu, Amerika Birleşik Devletlerindeki en büyük para fabrikasıdır.
Jack
chip
pay dirt
kale
tin
rhino
oof
(Hukuk) money, cash
(a) para (one fortieth of a kuruş)
sugar
wherewithal
lolly
purse Harun stole money from Mine's purse. - Harun Mine'nin cüzdanından para çaldı.
filthy lucre
rock
lucre
(Argo) ends
moolah
capital Mr. Morita started a business by using borrowed money as capital. - Bay Morita sermaye olarak borç para kullanarak bir işe başladı.
take Jane went to the bank to take out some money. - Jane biraz para çekmek için bankaya gitti.
wealth
leeway
rich If you want money, I've got a rich husband. - Para isterseniz, zengin bir kocam var.
pelf
coffer
para birimi
currency In several European countries, the current currency is the euro. Its symbol is €. One euro is worth about two Turkish lira. - Birtakım Avrupa ülkelerinde geçerli para birimi avrodur. Simgesi € şeklindedir. Bir avro yaklaşık iki Türk lirası değerindedir.
para kazanmak
earn I want to earn a lot of money. - Ben çok para kazanmak istiyorum.
parça
piece A piece of paper fell on the ground. - Yere bir parça kağıt düştü.
beklenmedik bir para
windfall The unexpected windfall has put my brother and his wife on easy street. - Beklenmeyen bir para erkek kardeşimin ve karısının maddi durumunu düzeltti.
parça
part Here's the best part. - İşte en iyi parça.
fazla para çekmek
overdraw
peşin para
cash The wallet I found was full of cash. - Bulduğum cüzdan para doluydu.
devletin devlete barış için ödediği para
tribute
ödünç para
loan I told Harun I'd be willing to loan him some money. - Harun'a ona biraz borç para vermeye hazır olacağımı söyledim.
para çekmek
{f} withdraw I'd like to withdraw some cash. - Biraz para çekmek istiyorum.
para cezası vermek
fine A ten thousand dollar fine? That's nothing. - Bir on bin dolar para cezası mı? Bu bir şey değil.
para çekme
withdrawal
para cezası
(Hukuk) fine A ten thousand dollar fine? That's nothing. - Bir on bin dolar para cezası mı? Bu bir şey değil.
para biriktirmek
to save money We're trying to save money. - Para biriktirmeye çalışıyoruz.
para iadesi
refund Please send me a refund. - Lütfen bana bir para iadesi yapın.
para kaynağı
fund IMF stands for International Monetary Fund. - IMF Uluslararası Para Fonu (IMF) anlamına gelir.
para basmak
counterfeit
para parayı çeker
Money breeds money
para yatırmak
deposit I want to deposit some money. - Biraz para yatırmak istiyorum.
para yatırmak
to invest
para yetirilebilir
affordable
para alma
(Ticaret) collection Harun showed me his collection of old coins. - Harun bana eski para kolleksiyonunu gösterdi.
para almak
get money One way to get money was to borrow it. - Para almanın bir yolu onu ödünç almaktı.
para dökmek
spend a lot of money
para etmek
tell I called you, on the one hand to invite you out to eat, and on the other to tell you my son is going to get married. - Bir taraftan seni yemeğe davet etmek için, diğer taraftan sana oğlumun evleneceğini söylemek için seni aradım.
para etmek
worth Harun thought that the picture hanging above the fireplace might be worth a lot of money. - Harun şöminenin üzerinde asılı resmin çok para edebileceğini düşündü.
para etmek
work I must work hard to make up for lost time. - Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyım.
para etmek
cost How much will this cost? - Bu, kaç para tutacak?
para etmek
to be worth
para etmek
be worth Harun thought that the picture hanging above the fireplace might be worth a lot of money. - Harun şöminenin üzerinde asılı resmin çok para edebileceğini düşündü.
para için
for money Harun killed Mine for money. - Harun, Mine'yi para için öldürdü.
para yemek
accept a bribe
para ödeme
(Ticaret) disbursement
para ödemek
pay
para ödülü
purse Harun stole money from Mine's purse. - Harun Mine'nin cüzdanından para çaldı.
para üstü
remainder
Para parayı çeker
(Atasözü) Money makes (breeds) money
para basmak
print money
para biriktirmek
save money Did you save money by shopping there? - Orada alışveriş yaparak para tasarruf ettin mi?
para kazanmak
To earn money His goal is not to earn money. - Onun amacı para kazanmak değil.
para mevcudu
Money is available
para parayı çeker
it takes money to make money
parça
bit
para yatırmak
{f} lodge
parça
fragment
para harcamak
{f} spend How much money do you spend on clothes? - Giysilere ne kadar para harcarsın?
parça
{i} component
parça
passage The following passage is a quotation from a well-known fable. - Aşağıdaki parça iyi bilinen bir fabldan bir alıntıdır.
parça
{i} portion I'd like a large portion please. - Lütfen, büyük bir parça istiyorum.
parça
{i} catch
parça
segment
para biriktirmek
{f} save up
para bozdurmak
change money Where can I find a place to change money? - Nerede para değiştirmek için bir yer bulabilirim?
para cezası
ticket Have you ever gotten a speeding ticket? - Hiç aşırı hız cezası aldın mı?
para kazanmak
{f} coin This is the largest coin factory in the United States. - Bu, Amerika Birleşik Devletlerindeki en büyük para fabrikasıdır.
para kesmek
{f} scoop
para kesmek
(deyim) coin money
para yatırmak
invest The government should invest more money in industry. - Hükümet sanayiye daha çok para yatırmalı.
parça
{i} item That's an item from a famous company. - Bu ünlü bir şirketten bir parça.
parça
{i} lump
parça
{i} scrap Harun asked for Mine's address and wrote it down on a piece of scrap paper. - Harun Mine adresini istedi ve onu bir parça kâğıt üzerine not etti.
parça
cake Could I get a little piece of that cake? - O pastadan bir parça alabilir miyim?
parça
{i} fraction
para basmak
(Ticaret) issue money
para basmak
strike
para basmak
monetize
para biriktirmek
put by
para biriktirmek
salt away
para cezası
(Kanun) civil penalty
para kazanmak
(Dilbilim) clean up
para kesmek
mint
para kesmek
rake in money
para vermek
chip in
para yatırmak
put into
para çekmek
(Ticaret) draw money
para çekmek
withdraw cash
paralar
monies
parça
{i} moiety
parça
dibs
parça
(Muzik) pieces If all goes smoothly, I can make two or three pieces a day. - Her şey düzgünce giderse günde iki yada üç parça yapabilirim.
parça
slug 
parça
song
parça
slice Would you slice me a piece of ham, please? - Bana bir parça jambon dilimler misin?
parça
clip
parça
clump
parça
gusset
parça
chapter
parça
(Bilgisayar) parts These two parts are interchangeable. - Bu iki parça değiştirilebilir.
parça
particle
parça
pass
parça
(Politika, Siyaset) extract
parça
chop
parça
clod
parça
chick
parça
slide
parça
stretch
parça
quote
parça
snippet
parça
length
para birimi
monetary unit
para birimi
dinar
para cezası
amercement
para kazanmak
be coining money
para vermek
put into
para yatırmak
put
para yatırmak
wager
para yatırmak
invest money
para yatırmak
credit
parça
grain
parça
quotation The following passage is a quotation from a well-known fable. - Aşağıdaki parça iyi bilinen bir fabldan bir alıntıdır.
parça
bar
parça
jot
parça
article
parça
unit
parça
slug
parça
dollop
parça
iota
parça
text
parça
track
parça
section
para yatırmak
place Where can I find a place to change money? - Nerede para değiştirmek için bir yer bulabilirim?
parça
{i} tool I fixed the flashlight using a small tool. - Ben küçük bir parça kullanarak el fenerini onardım.
para almak
take up money
para basmak
{f} coin This is the largest coin factory in the United States. - Bu, Amerika Birleşik Devletlerindeki en büyük para fabrikasıdır.
para birimi
currency unit
para cezası
pecuniary punishment
para kazanmak
to make money Does anyone know how to make money in a time of crisis? - Kriz zamanında para kazanmasını bilen kimse var mı?
para kazanmak
make money I'll never make money doing this. - Asla bunu yaparak para kazanmayacağım.
para yatırmak
Make deposit Making bank deposits just got easier. Make deposits quickly and easily.
para yatırmak
pay in
para çekmek
to draw money
paralar
money
para basmak
coin money
para basmak
1. to print or mint money. 2. to lay down a stake (in gambling)
para basmak
mint
para basmak
to mint, to coin
para biriktirmek
(için) make up a purse for
para biriktirmek
(deyim) put away
para bozdurmak
to change money Where can I find a place to change money? - Nerede para değiştirmek için bir yer bulabilirim?
para cezası
{i} penalty Harun should be given the death penalty. - Harun'a ölüm cezası verilmeli.
İngilizce - İngilizce

para teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

Formerly, one-hundredth of a dinar in Yugoslavia and, later, in the constituent states of that country
A woman who has had a certain number of pregnancies, indicated by the number prepended to this word
Short form of paralytic
Short form of paragraph
Short form of paratrooper
A piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent
(b) Specifically: (Organ
Chem
Ortho-, and Meta-
That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid
Also used adjectively
A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism
Short form of parachutist
Short form of paramedic
an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar
A prefix denoting: (a) Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc
also, an isomeric modification
{i} coin of low value, penny
Cf
port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin
Paragraph Identifies a block of text It is a mix of #PCDATA and special text elements Attributes: N/A
param: Sanskrit word meaning supreme
A variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name
(pref ) far from, away, out, different from (k318)
A para is a paratrooper. some guys just out of the paras. Para. is a written abbreviation for paragraph. See Chapter 9, para. 1.2. a paratrooper (paratrooper). par the written abbreviation of paragraph
having resemblance to certain features (e g Paralithic)
prefix, beside, near
A woman who has been delivered of a viable fetus
prefix meaning behind, e g , para-appendiceal
Paraplegic
(obstetrics) the number of live-born children a woman has delivered; "the parity of the mother must be considered"; "a bipara is a woman who has given birth to two children"
a soldier in the paratroops
an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows
Beside/next to
100 para equal 1 dinar
paragraph(s)
Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring
Pará
State in northern Brazil which has Belém as its capital
Pará rubber tree
Hevea brasiliensis, the rubber tree
para red
Paranitraniline red
para reds
plural form of para red
para-
abnormal, incorrect
para-
resembling
para-
In isomeric benzene derivatives, having the two substituents in opposite positions (compare ortho- and meta-.)
para-
beside, near, alongside, beyond
para-
This word needs a definition. Please help out and add a definition, then remove the text {{rfdef}}
para-
Forming words relating to activities carried out with a parachute
paras
{i} parachuters, skydivers, people who jump from aircraft and float to earth using parachutes
paras
plural of para; paratroopers
Türkçe - Türkçe

para teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Devletçe bastırılan, üzerinde saymaca değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit
Kuruşun kırkta biri
Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı
Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir."- S. F. Abasıyanık
tıkır
tıngır
(Osmanlı Dönemi) PAR
mangiz
(Osmanlı Dönemi) AKÇA
mangır
(Osmanlı Dönemi) akçe
para babası
Parası çok, varlıklı kimse
Para almak
(Osmanlı Dönemi) CERR
Para basmak
kesmek
Para biriktirmek
tasarruf etmek
Para cezası
nakdi ceza
Para harcamak
masraf etmek
Paralar
nukut
Parça
lime
Parça
(Osmanlı Dönemi) HABBE
Parça
(Osmanlı Dönemi) PERGÂLE
Parça
(Osmanlı Dönemi) FİRZE
Parça
(Osmanlı Dönemi) HUZVE
Parça
(Osmanlı Dönemi) FİLK
Parça
(Osmanlı Dönemi) FİRK
para birimi
Bir devletin para için kabul ettiği değer ve eder ölçüsü
para cezası
İşlenen bir suçun para karşılığının devlete ödenmesini öngören ceza
parça
Bir müzik eserinden alınmış tam bir bölüm
parça
Belirtilen durumunda bazen küçümseme ve değersiz sayma anlatır: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu
parça
Ay parçası, elmas parçası gibi deyimlerde "benzeri", "bir örneği" gibi anlamlarda kullanılır
parça
Tane. Edebiyat eserinin bir bölümü: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım
parça
Birkaçı bir araya gelince bir bütünü oluşturan şeylerin her biri
parça
Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey
parça
Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner
parça
Güzel, alımlı kız veya kadın
parça
Bir bütünden kopmak, kırılmak, yırtılmak vb. yoluyla ayrılmış bölüm
parça
Az bir miktar
parça
"benzeri", "bir örneği" gibi anlamlarda kullanılır
parça
Belirtilen durumunda bazen küçümseme ve değersiz sayma anlatır
parça
Müzik eseri
parça
Sayı sıfatıyla "tane" anlamına gelir
parça
Edebiyat eserinin bir bölümü
parça
Kısa bir süre
para