koltuk

listen to the pronunciation of koltuk
Türkçe - İngilizce

koltuk teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

  1. armchair
  2. seat Is there a vacant seat? - Boş bir koltuk var mı?
  3. chair This new chair is lavender-blue. - Bu yeni koltuk lavanta-mavisi.
  4. stopper Askeri
  5. stalls
  6. support
  7. axilla Tıp
  8. sedile
  9. cassiopeia's chair Astronomi
  10. cassiopeia Astronomi
  11. arm-pit Botanik, Bitkibilim
  12. protection
  13. dickie
  14. armpit
  15. place
  16. official position
  17. astr. Cassiopeia; Cassiopeia's Chair
  18. axil
  19. easy chair
  20. bench seat
  21. elbow chair
  22. armchair, easy chair; armpit; flattery; stalls; support, protection; official position, chair
  23. (parlamento) seat Hukuk
  24. auditorium The worst seat in the auditorium is the middle seat in the 12th row right behind the sound engineer. - Konferans salonundaki en kötü koltuk ses mühendisinin tam arkasında 12. sıradaki orta koltuktur.
  25. fauteuil
  26. stall
Türkçe - Türkçe

koltuk teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

  1. DIMN
  2. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni
  3. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye
  4. Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer
  5. Yan destek
  6. Genel ev
  7. Evin çatı katındaki kenar bölümleri
  8. Bir teknenin aborda olduğu yere sıkılması için baş ve kıç omuzluklardan verdiği halat
  9. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler
  10. Genel ev: "Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur."- H. R. Gürpınar
  11. Yapıcılıkta yan destek
  12. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni: "Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, 'koltuk' yapılmıştı."- H. C. Yalçın
  13. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye: "Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı."- Y. K. Karaosmanoğlu
  14. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip
  15. Koltuklama veya koltuklanma
  16. Yüksek mevki, makam
  17. Kenar, tenha yer
  18. Kayırma, destek
  19. Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer: "Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı."- H. E. Adıvar
About koltuk