kazanmak

listen to the pronunciation of kazanmak
Türkçe - İngilizce

kazanmak teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

gain No gain, no lose, we are fully equal. - Kazanmak yok, kaybetmek yok, biz tamamen eşitiz.
earn I want to earn a lot of money. - Ben çok para kazanmak istiyorum.
acquire In former days, men sold themselves to the Devil to acquire magical powers. Nowadays they acquire those powers from science, and find themselves compelled to become devils. - Geçmişte insanlar sihirli güçler kazanmak için kendilerini şeytana satarlardı. Şimdilerde bu güçleri bilimden kazanıyorlar ve kendilerini şeytanlaşmak zorunda buluyorlar.
take
realize
come by
notch up
pass
bring in
gross
gam
conquer
nett
(Konuşma Dili) get the better of
won
garner
(deyim) win the day
conciliate
(deyim) get the best of
get
win
land
(ödül) pull off
clear
draw
gather
carry off
attain
obtain
achieve
to win the approval and support of
get out of
to earn, to gain, to pull sth in, to pull sth down; (yarış, mücadele, savaş, ödül, bahis) to win, to carry sth off, to notch sth up; (sınav) to pass; to get, to obtain, to acquire, to procure
(Hukuk) to attain, to acquire
(çok para) clean up
net
purchase
reap
to get, acquire, gain
notch
procure
deneyim kazanmak
gain experience
para kazanmak
earn I want to earn a lot of money. - Ben çok para kazanmak istiyorum.
tecrübe kazanmak
gain experience
vakit kazanmak
gain time
kazanmak (ödül)
pull off
kalıtımla kazanmak
inherit
kalbini kazanmak
Win someone's heart
kalp kazanmak
Win somebody's heart, win a heart
kar kazanmak
To earn profits
kanunsuz olarak kazanmak
siphon off
kanunsuz olarak kazanmak
syphon off
kanunsuz yoldan para kazanmak
rake off
kâlbini kazanmak
make a conquest of smb
geri kazanmak
recover
büyük başarı kazanmak
triumph
kolay kazanmak
walk over
rakibi olmadığından kazanmak
walk over
yeniden kazanmak
regain The brave soldiers went head-to-head with the enemy to regain their city. - Cesur askerler şehri yeniden kazanmak için düşman ile boy ölçüştü.
zaman aşımı ile hak kazanmak
prescribe
ödül kazanmak
win a prize He didn't jump high enough to win a prize. - Bir ödül kazanmak için yeterince yükseğe zıplamadı.
değer kazanmak
appreciate I do appreciate that. - Buna gerçekten değer veriyorum.
(sayı/puan) kazanmak
score I hope you got a higher score on the test than I did. - Umarım testte benim aldığımdan daha fazla puan aldın.
anlam kazanmak
make sense Don't speak to me in Arabic. It doesn't make sense to me. - Benimle Arapça konuşma. Benim için hiçbir anlam ifade etmiyor.
anlam kazanmak
reach significance
anlam kazanmak
find meaning
burs kazanmak
gain a scholorship
burs kazanmak
earn a scholarship
burs kazanmak
be awarded a scholarship
burs kazanmak
win scholarship
burs kazanmak
get a scholorship
burs kazanmak
win a scholorship
deneyim kazanmak
become experienced
dost kazanmak
(deyim) make friends
etkinlik kazanmak
(deyim) come to the fore
hayatını kazanmak
make a living
kolayca kazanmak
walk over
puan kazanmak
score I hope you got a higher score on the test than I did. - Umarım testte benim aldığımdan daha fazla puan aldın.
puan kazanmak
chalk up
takdir kazanmak
win appreciation
takdir kazanmak
gain appreciation
ödül kazanmak
carry off
ödül kazanmak
win a reward
ödül kazanmak
pick up
önem kazanmak
become more of an issue
hız kazanmak
pick up
anlam kazanmak
Gain meaning
bağımsızlık kazanmak
Gain independence
bağımsızlığını kazanmak
Gain one's independence
birden yoğunluk kazanmak
abrubtly/suddenly intensify
deneyim kazanmak
Gain experience(s)
hayatını kazanmak
Earn his/her life
ivme kazanmak
Gain accelaration
onur kazanmak
To honor
para kazanmak
To earn money His goal is not to earn money. - Onun amacı para kazanmak değil.
tecrübe kazanmak
Gain experience(s)
yarış kazanmak
win a race, win the race
yoğunluk kazanmak
intensify
zafer kazanmak
Triumph, win a victory, gain a victory
zemin kazanmak
Gain ground Significantly, however, arguments in favour of Turkish membership are beginning to gain ground.
alın teri ile kazanmak
(para) to turn an honest penny
alın teriyle kazanmak
to earn by hard work
arazi kazanmak
to reclaim
avantadan para kazanmak
to feather one's (own) nest
avantaj kazanmak
(deyim) have an edge over
avantaj kazanmak
(deyim) get the edge over
avantaj kazanmak
(deyim) get an edge over
avantaj kazanmak
(deyim) have the edge over
açıktan (para) kazanmak
to get money without working for it
açıktan kazanmak
(para) to feather one's own nest
bahisi kazanmak
to win one's bet, win one's wager
bahsi kazanmak
to win the bet
başarı kazanmak
strike pay dirt
birden yoğunluk kazanmak
intensify suddenly
birden yoğunluk kazanmak
suddenly become intense
birden yoğunluk kazanmak
gain (a) sudden intensity
birden yoğunluk kazanmak
intensify abrubtly
birden yoğunluk kazanmak
suddenly intensify
birden yoğunluk kazanmak
suddenly become dense
birden çok para kazanmak
be in the money
bok gibi para kazanmak
to rake in money
boyut kazanmak
acquire dimension
boyut kazanmak
take on dimension
burun farkı ile kazanmak
nose out
bütün parayı kazanmak
break the bank
bütün ödülleri kazanmak
clear the deck
büyük ikramiye kazanmak
hit the jackpot I've hit the jackpot. - Büyük bir ikramiye kazandım.
cesaret kazanmak
(Konuşma Dili) gain courage
ciddilik kazanmak
(deyim) go beyond the joke
ciddiyet kazanmak
become serious
daha çok kazanmak
better oneself
davayı kazanmak
succeed in an action
davayı kazanmak
recover
deneyim kazanmak
to become experienced
deneyim kazanmak
practice
deneyim kazanmak
practise
derinlik kazanmak
gain depth
değer kazanmak
gain value
doktor ünvanı kazanmak
proceed
dostluğunu kazanmak
gain over
dostluğunu kazanmak
conciliate
dostluğunu kazanmak
win over
dostluğunu kazanmak
win
düşmanlığını kazanmak
make an enemy of smb
ehliyet kazanmak
to qualify
ekmek parası kazanmak
bring home the bacon
ekmeğini kazanmak
to earn one's bread, to earn one's living
emekiyle ekmeğini kazanmak
to work for one's living
emekli aylığına hak kazanmak
entitle to a pension
emeklilik hakkı kazanmak
(Sigorta,Ticaret) entitled to pension
geri kazanmak
to recover, to recuperate, to reclaim
güven kazanmak
earn trust
güven kazanmak
gain trust
güven kazanmak
win trust
güvenini kazanmak
to win (someone's) confidence
güvenini kazanmak
to win (sb's) confidence
güvenini kazanmak
be in smb.'s confidence
güç kazanmak
gain strenght
hak kazanmak
to have a right to, to deserve
hak kazanmak
to deserve, earn, have a right to
hayatını kazanmak
to earn one's living
hayatını kazanmak
earn a living
Türkçe - Türkçe

kazanmak teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Çıkmak, isabet etmek
Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek
Edinmek, sahip olmak
Kendinden yana çekmek
Yenmek, galip gelmek
Kazanç sağlamak: "Bu beş lirayı bitirmeden ben para kazanmalıyım."- P. Safa
Kazanç sağlamak
Yenmek, galip gelmek: "İşte kesin muharebeyi bu manevi kudret kazanacaktır."- R. E. Ünaydın
Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek: "Böyle yazılara hiç cevap vermeyiz ve yazı çok ağırsa dava açarak çok defa kazanırız."- B. Felek. Çıkmak, isabet etmek
Tutulmak, yakalanmak
Edinmek, sahip olmak: "Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır."- R. N. Güntekin
Kendinden yana çekmek: "Bu genç şairin dostluğunu kazanmak için hiçbir külfete katlanmadım."- M. Ş. Esendal
Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak
yutmak
(Osmanlı Dönemi) KEDŞ
(Osmanlı Dönemi) TEKESSÜB
İngilizce - Türkçe

kazanmak teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

kalp kazanmak
Win someone's heart
en iyisini biz biliriz - beykent tanıtım günleri
kazanmak