deli

listen to the pronunciation of deli
Türkçe - İngilizce

deli teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

{s} insane Do I look insane? - Deli mi görünüyorum?
crazy This girl is driving me crazy. - Bu kız beni deli ediyor.
{i} lunatic Harun behaved like a lunatic. - Harun bir deli gibi davrandı.
mad
madman Harun acted like a madman. - Harun bir deli gibi davrandı.
delirious
(Argo) cracked
unhinged
touched
(Konuşma Dili) as daft as a brush
(deyim) out to lunch
wacko
demon
brainsick
crank
irrational
mentally ill
out of one's wits
(Argo) barmy
(Argo) kooky
(Argo) kookie
(Argo) mental
(Argo) wacky
(Argo) whacky
(Argo) fruity
(Argo) buggy
(Konuşma Dili,Argo) round the bend
(Konuşma Dili) round the twist
(Argo) around the bend
balmy
(Konuşma Dili) crack-brained
(Argo) off one's head
out of one's senses
mad about; devotee (of)
daft
daemonical [Brit.]
demoniac
bonkers
demonic
possessed
out of one's mind
loony
not all there
demoniacal
batty
demented; daemonic [Brit.]
mad, insane, crazy, lunatic, maniac, demented, cuckoo, daft, "batty, bats, crackers, nutty, nuts, mental; crazy about, mad about, potty about, fond of; madman, madwoman, lunatic, loony
dement
dippy
lunatic, insane person
idiotic, foolish (person)
cracky
insane, crazy, mad
distraught
crackers
madwoman
distracted Harun looked pretty distracted. - Harun oldukça deli görünüyordu.
bedlamite
nutcase
{s} demented Harun looks demented. - Harun deli görünüyor.
{s} loco
bats
crackbrained
nutshell
non composmentis
soft
maniac
harum scarum
moony
deranged
deli gömleği
straitjacket They put her in a straitjacket. - Onlar ona deli gömleği giydirdi.
deli olmak
be crazy about
deli olmak
rave
deli dana
mad cow
deli divane olmak
wild about
deli divane olmak
be wild about
deli dolu
alive and kicking
deli etmek
make mad
deli etmek
(Argo) craze
deli gibi
hysterically
deli gibi
like crazy Harun ran like crazy to catch the last train. - Harun son trene yetişmek için deli gibi koştu.
deli gibi
rabidly
deli gibi
mad
deli gibi (hızlı)
(deyim) like crazy Harun ran like crazy to catch the last train. - Harun son trene yetişmek için deli gibi koştu.
deli gibi sevinmek
(deyim) be over the moon
deli gibi sevmek
(deyim) head over heels in love
deli gibi sevmek
be mad about
deli gibi âşık
infatuated That woman is infatuated with you. - O kadın sana delicesine aşık.
deli gömleği
straightjacket
deli kızın çeyizi gibi
(deyim) higgledy-piggledy
deli olmak
go mad
deli olmak
(deyim) go ape
deli olmak
be round the bend
deli olmak
to be crazy about
deli olmak
to be round the bend
deli olmak
round the bend
deli olmak (öfkeden)
have a fit
deli saçması
bullshit
deli olmak
crazy about Harun and Mine are crazy about each other. - Harun ve Mine birbirlerine deli oluyor.
deli divane
mad spoon
deli divane olmak
Be madly fond of, be wild about
deli kanlı
bloody mad
Deli olmak işten değil
It drives one crazy
deli Raziye
(Konuşma Dili) woman or girl who acts crazy
deli alacası
(Konuşma Dili) crazy-colored, wild with colors
deli bal
poisonous honey
deli bal
(Tıp) andromedotoxine
deli balina
(Hayvan Bilim, Zooloji) monodon monoceros
deli bayrağı açmak
(Konuşma Dili) to fall madly in love
deli cesaretine sahip
temerarious
deli divane olmak
to be crazy about, be mad about, be a devotee of
deli divane olmak
to be madly fond of, to be wild about
deli etmek
to drive (someone) wild
deli etmek
send smb. up the wall
deli etmek
to madden, to exasperate, to drive sb mad, to drive sb round the bend, to drive sb to distraction
deli etmek
drive smb. round the bend
deli etmek
drive smb. up the wall
deli etmek
blow one's mind
deli gibi
madly, like anything, like crazy, like mad, to distraction
deli gibi
like mad
deli gibi
1. madly. 2. recklessly
deli gibi gezinmek
dwale
deli gibi kaçmak
run like hell
deli gibi koşup bağırmak
run riot
deli gibi oraya buraya koşmak
tear about
deli gibi sevmek
to be mad about
deli gibi sevmek
love to distraction
deli gibi swing dansı yapmak
jitterbug
deli gibi yemek
guttle
deli gibi çalışmak
(Argo) work one's arse off
deli gömleği giydirmek
straitjacket They put her in a straitjacket. - Onlar ona deli gömleği giydirdi.
deli güllabiciliği etmek
to indulge a spoiled person, pander to the whims of a spoiled person
deli güllabicisi
formerly an attendant in a mental hospital
deli güllabicisi gibi
like a patient and indulgent nurse
deli kadın
madwoman
deli kızın çeyisi gibi
scattered all over
deli kızın çeyizi gibi
1. scattered all over. 2. poorly chosen (clothes, furnishings)
deli misin ?
are you nuts ?
deli numarası yapmak
to feign madness
deli olma
rave
deli olma korkusu
(Pisikoloji, Ruhbilim) dementophobia
deli olmak
1. to be madly in love (with), be smitten (by). 2. to be furious (with/about)
deli olmak
(için) rave about
deli olmak
be off
deli olmak
have a fit
deli olmak
be mad about
deli olmak
be mad
deli olmak
a) to go mad, to be round the bend b) to be crazy about, to be nuts about/over, to crave
deli olmak
(bir şey için) be wild about
deli olmak
be crazy for
deli olmak işten
(bile) değil. It drives one crazy
deli orman
a vast and dense forest
deli pösteki sayar gibi
struggling with a thankless and repetitious job
deli raporu vermek
certify
deli saraylı gibi
(woman) oddly decked out in gaudy clothes
deli saçması
raving
deli saçması
utter nonsense it's utter nonsense what you offer! - teklif ettiğin şey tamamen deli saçması!
deli saçması
rigmarole
deli saçması
utter nonsense, bullshit
deli saçması
ravings
deli yerine koymak
regard someone as mad
deli yerine koymak
look on someone as mad
deli yerine koymak
treat somebody like a fool
deli çıkmak
1. to go crazy. 2. to blow one's top, get angry
deli ırmak
wild and torrential river
deli dolu
lively Harun is very lively. - Harun çok yaşam dolu.
deli et
drive nuts
deli et
make mad
deli etmek
drive sb mad
deli etmek
drive sb to distraction
deli gibi
like anything Harun doesn't seem to like anything. - Harun bir şeyden hoşlanıyor gibi görünmüyor.
deli gibi
like hell
deli gibi
madly Harun fell madly in love with Mine. - Harun Mine'ye deli gibi âşık oldu.
Akıllı köprüyü alıncaya kadar deli dereyi geçer
(Atasözü) He who hesitates is lost
deli et
madden
deli gibi
like anything, hell, blazes, mad, crazy
çılgın, deli, manyak, kaçık
Crazy, crazy, crazy, crazy
beni deli ediyorsun
you make me sick
daha deli
dippier
deli et
maddening
deli etmek
drive smb. wild
deli etmek
{f} exasperate
deli etmek
{f} infuriate
deli etmek
{f} madden
deli etmek
send smb. mad
deli etmek
send smb. flying
deli etmek
drive smb. to distraction
deli etmek
drive crazy
deli etmek
drive mad
deli etmek
drive smb. nuts
deli gibi
amok
deli gibi
like blazes
deli gibi
like a man possessed
deli gibi
hellbent
deli gibi
wild He raged like a wild beast. - O, vahşi bir hayvan gibi kudurdu.
fermanlı deli
(Konuşma Dili) certified nut-case
hamamda deli var
(Konuşma Dili) 1. There is a crazy person involved in this. 2. What a lot of noise!
kâlbi deli gibi attıran erkek
heartthrob
küçük deli, büyük deli, beşikteki başını sallar
(Konuşma Dili) There's not a one of them that's sane
kızıl deli
raving lunatic
İngilizce - İngilizce

deli teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

A shop that sells cooked or prepared food ready for serving
Food sold at a delicatessen
{i} store which sells cheeses and cooked meats as well as prepared salads; products sold in this store
a shop selling delicatessen (as salads or cooked meats)
A deli is a shop or part of a shop that sells food such as cheese and cold meat. Deli is an abbreviation for `delicatessen'. a delicatessen (delicatessen)
deli meats
{i} (Canada & USA) cold cuts, slices of cooked cold meat (such as: salami, turkey, liverwurst, bologna, ham), charcuterie
delis
plural of deli
Türkçe - Türkçe

deli teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Coşkun, azgın
Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun
Coşkun, azgın: "Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi, çevireceğini bilemiyordu."- T. Buğra
Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın
Aşırı derecede düşkün
Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın: "Ben delinin biriyim, ateşe girerim."- F. R. Atay
yelli
yeyni
çatlak
ep
deli kızın çeyizi gibi
bir arada sergilenen ve birbirine yakışmayan eşya için söylenir
deli kızın çeyizi gibi
aynı cinsten ya da birbirine uymayan eşyalar
DELİ'
(Osmanlı Dönemi) Âsan yol, kolay olan yol
deli alacası
Birbirini tutmayan parlak renklerden oluşan
deli bal
Arıların zehirli çiçeklerden topladıkları bal, acı bal
deli dana hastalığı
İngiltere'de büyük baş hayvanlarda görülen, bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık
deli deli
Delice
deli divane
Çılgın, aşırı deli
deli dolu
İlerisini gerisini düşünmeden davranan, rastgele konuşan, patavatsız (bir biçimde)
deli dolu
Çok hareketli, aktif, enerjik
deli etmek
Çılgına çevirmek
deli fişek
Delişmen ve atak
deli fişeklik
Deli fişek olma durumu
deli gömleği
Tehlikeli ve saldırgan delilere giydirilen kolsuz gömlek
deli güllabicisi
bakınız: güllâbici
deli olmak
Çok sevmek
deli olmak
Çok sinirlenmek
deli olmak
Delirmek
deli orman
Çok sık ve gür orman
deli otu
Turpgillerden, bahçelere süs olarak dikilen bir bitki, kuduz otu (Alyssum)
deli saçması
Anlamsız, tutarsız, delice söz
deli ırmak
Akıntısı çok hızlı olan ırmak
Deliler
(Hukuk) DELAİL
bir şey için veya bir şeye deli olmak
Delirmek
bir şey için veya bir şeye deli olmak
Çok sinirlenmek
bir şey için veya bir şeye deli olmak
Çok sevmek
fermanlı deli
Deli olduğu herkesçe bilinen kişi
İngilizce - Türkçe

deli teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

{i} şarküteri
{i} hazır yemek ve salata dükkânı
{i} meze
{i} soğuk meze
{i} mezeler
{i} mezeci dükkânı
{i} hazır yemek
deli meat
şarküteri et
deli