He taught himself French.
- Kendisine Fransızca öğretti.
I was taught English by a foreigner.
- Bana bir yabancı tarafından İngilizce öğretildi.
I will teach you to play chess.
- Sana satranç oynamayı öğreteceğim.
Are you a teacher? Yes, I am.
- Siz bir öğretmen misiniz? Evet, ben bir öğretmenim.
I've been a ski instructor for three years.
- Üç yıldır bir kayak öğretmeniyim.
The story is at once interesting and instructive.
- Hikaye hem ilginç hem de öğretici.
He earns his living by teaching English.
- Hayatını İngilizce öğreterek kazanıyor.
I am very tired from teaching.
- Öğretmekten çok yoruldum.
Didn't they teach you common sense as well as typing at the school where you studied?
- Eğitim yaptığın okulda yazı yazmanın yanı sıra sağduyuyu öğretmediler mi?
This is the school where she is teaching.
- Burası, onun öğretmenlik yaptığı okul.